15-BURNOUT (1): TÜRKİYE’DE YANLIŞ ADLANDIRILDIĞI İÇİN NEDEN BİLİNMİYOR?
- 8 saat önce
- 14 dakikada okunur
Bir çocuk burnout’a kaç farklı yoldan gelir?
Okura Küçük Bir Not
Bu metin, “kim neyi yanlış yaptı?” sorusunu sormaz. Çoğu zaman herkes elinden geleni yaparken, sinir sisteminin sınırları sessizce aşılır. Burada anlatılanlar niyetle değil, maruziyetle ilgilidir.
Eğer okurken içerde bir yerin sıkışırsa, bu yanlış anladığın için değil; belki de uzun süredir taşınan bir yükün adını ilk kez duyduğun içindir.
Bu yazıyı okuyan birçok aile aslında şunu yapmıştır: dayanmıştır.
Ve çoğu zaman burnout, “yetersizlik”ten değil; uzun süre dayanmak zorunda kalmaktan doğar.
Türkiye’de birçok aile ve hatta profesyonel, şu cümleyi bir noktada kurar:
“Bir ara iyiydi ama sonra ağırlaştı.”
“Otizmi ilerledi.”
“Bir anda bozuldu.”
Bu cümleler tanıdık. Ama bilimsel olarak hatalı, ilişkisel olarak da çok maliyetlidir. Çünkü burada yaşanan şey çoğu zaman otizmin kendisi değil, autistic burnout’tur.
Kısa ama önemli bir ek:
Autistic burnout, son yıllarda özellikle otizm tanılı yetişkinlerin deneyim anlatılarıyla görünür olmuş; ardından akademik literatürde de (özellikle Raymaker çizgisi) “uzun süreli uyum baskısı + maskelenme + yetersiz destek + birikimli bedensel maliyet” birleşimi olarak ele alınmıştır.
Buradaki kritik fark şudur: “Otizm ağırlaştı” diye okuduğumuz şey, çoğu zaman kapasitenin çöktüğü bir sinir sistemi tablosudur.
Gerçekte olan şudur:
Otizm değişmemiştir.
Algılama biçimi değişmemiştir.
Nörogelişimsel yapı değişmemiştir.
Değişen tek şey, bedenin taşıma kapasitesidir.
Ve bu kapasite kaybı; otizmin doğasından değil, uzun süreli yanlış iklimden, hızdan, baskıdan, regülasyonsuz ilişkiden ve “‘idare etme’nin” norm hâline gelmesinden doğar.
Otizm ağırlaşmaz — taşıma kapasitesi çöker.
◦
Upper brain functions are state dependent.
Üst düzey işlevlere erişim, sinir sisteminin durumuna bağlıdır.
— Bruce Perry
Dışarıdan “gerileme” gibi görünen şey, çoğu zaman erişimin kapanmasıdır.
Sorun yetenekte değil; erişimdedir.
Bu yüzden ‘geri gitti’ değil, ‘erişim kapandı’ deriz.
🔎 Yakın Okuma: Buradaki “kapasite”, bilişsel yeterlilik değil; sinir sisteminin regülasyon yükünü taşıyabilme sınırıdır. Sinir sistemi uzun süre alarmda kaldığında, üst düzey işlevlere erişim geçici olarak kapanır. Dışarıdan “gerileme” gibi okunan tablo çoğu zaman bu erişim kaybıdır. Bu kapasiteyi tüketen şey yalnızca tempo ya da talepler değildir; çocuğun bedensel ve duygusal sinyallerinin okunmaması ve davranışın “durdurulacak şey” olarak ele alınmasıdır. Anlaşılmayan beden regülasyon yerine bastırılmayı öğrenir ve bu da sinir sistemi maliyetini hızla artırır. Buradaki kapasite zekâ değil; sinir sisteminin yük taşıma sınırıdır: Alarm uzadığında beceri kaybolmaz, erişim kapanır.
Yük İki Kaynaktan Birikir (Eş Tanı + Burnout)
Bazı çocuklar taşar.
Bazıları silikleşir.
Ama her ikisi de yalnızca davranış taşımaz; bedensel ve ruhsal bir yük taşır.
Bu yük çoğu zaman tek bir yerden birikmez.
Türkiye’de en sık kaçırılan şey tam da budur:
Çocuğun “zorlaşması” ya da “değişmesi”, yalnızca otizmin kendisine bağlanır.
Oysa pratikte yük çoğu zaman iki ayrı kaynaktan büyür.
Birincisi: Otizmle birlikte sık görülen eş tanılı durumlardır. Uyku bozukluğu, kaygı ve dikkat–regülasyon güçlükleri; çocuğun sinir sistemi bütçesini zaten baştan zorlayabilir.
Duyusal hassasiyetin şiddetlenmesi, gastrointestinal sorunlar, ağrı döngüleri, seçici yeme, epileptik yatkınlık ve alerji–inflamasyon hattı da bu bütçeyi daha da daraltır. Bu tablolar “otizm arttı” gibi görünür; ama çoğu zaman eşlik eden yükün artmasıdır.
İkincisi: Uzun süreli stres, uyum baskısı ve yetersiz destek birikiminin oluşturduğu autistic burnout tablosudur.
Burada mesele “çocuğun yeni bir sorun çıkarması” değildir. Mesele, uzun süredir taşınan yükün artık taşıma kapasitesini aşmasıdır.
Bu iki kaynak çoğu zaman iç içe geçer: Eş tanılı bir durum çocuğun regülasyonunu zayıflatır; zayıflayan regülasyon maskelenmeyi ve “idare etmeyi” artırır; idare arttıkça beden daha da yorulur; beden yoruldukça eş tanı şiddetlenir.
Böylece dışarıdan “bir anda bozuldu” gibi görünen şey, aslında uzun süredir büyüyen bir döngünün görünür hâle gelmesidir.
Bu yüzden etik olarak ilk soru şudur:
Davranış ne yaptı? değil…
Bu beden ne taşıdı?
🔎 Yakın Okuma: Eş tanılar pencereyi daraltır; burnout bu dar pencere içinde biriken yüktür.
Autistic Burnout Nedir?
Uluslararası literatürde autistic burnout şunu anlatır: Otizm tanılı bireyin, uzun süre boyunca regülasyon desteği olmadan uyum sağlamak, dayanmak ve idare etmek zorunda kalması sonucu sinir sisteminin çöküşü.
Yani:
• yeni bir semptom değildir
• geriye gidiş değildir
• “çocuğun durumu ağırlaştı” değildir
Burnout bir etiket değil; bir sınır aşımı kaydıdır.
Bu şudur: Taşıma kapasitesi dolmuş bir sinir sistemi.
Bu süreçte beden yalnızca yorulmaz; uyku, sindirim, enerji, bağışıklık ve ağrı sistemleri de etkilenir. Bu yüzden sessizlik, itaat ya da geri çekilme her zaman “iyi gidiş” değildir. Bazen bedenin alarmı kapatarak hayatta kalma çabasıdır.
🔎 Yakın Okuma: Bu kapanma rahatlama değil, korumadır.
Beden–Zihin Köprüsü
Damasio’nun çizgisinde “zihin” dediğimiz şey bedenden bağımsız bir üst kat değil; bedenin durumlarını (uyarım, yorgunluk, güven/tehdit, ritim) sürekli izleyen bir sistemdir.
Autistic burnout dediğimiz tablo, çoğu kez “davranış bozulması” gibi görünse de, altta olan şey bedenin kapasite sınırının aşılıp kendini koruma moduna geçmesidir.
Çocuk çoğu zaman bunu anlatamaz; ama beden anlatır.
Bu yüzden davranıştaki değişim çoğu zaman “kişilik” değil; durum değişimidir.
Interosepsiyon hattı açısından da çocuk, “ben yoruldum / sınırım doldu”yu söze dökmeden önce beden bunu kas tonusu, nefes, kaçınma, donma, patlama ile söyler. Burnout, işte bu sinyallerin uzun süre duyulmadan kalmasının birikimli sonucudur. Ve duyulmayan her erken sinyal, sistemi daha pahalı bir tepkiye iter.
🔎 Yakın Okuma: Davranış son sinyaldir; beden daha önce konuşur. Erken bedensel sinyaller duyulmadığında sinir sistemi daha yüksek maliyetli tepkilere geçer.
Türkiye’de Burnout Neden Yanlış Adlandırılıyor?
Çünkü biz çoğu zaman çocuğun ne yaptığını ölçüyoruz;
bedenin ne taşıdığını değil.
◦
Kids do well if they can.
Çocuklar yapabildikleri zaman iyi yaparlar.
— Ross Greene
1- Çünkü biz davranışı okuyoruz, bedeni değil.
Türkiye’de değerlendirme çoğunlukla şuna bakar:
• Daha az mı yapıyor?
• Geri çekildi mi?
• Patladı mı?
Ama şu sorular sorulmaz:
• Bu çocuk ne kadar süredir alarmda?
• Ne kadar süredir kendini tutuyor?
• Ne kadar süredir regülasyon almadan uyum sağlıyor?
Sonuç: Burnout, “otizmin ilerlemesi” sanılır.
Perry’nin alttan üste işleyen sinir sistemi mantığında, üst düzey beceriler ancak beden regüle olduğunda erişilebilir olur. Yani “daha az yapıyor” bazen beceri kaybı değil; erişim kaybıdır. Sorun yetenekte değil; erişimdedir.
🔎 Yakın Okuma: Regülasyon kapanınca beceri değil, erişim kaybolur.
2- Çünkü sessizlik “iyileşme” sanılıyor
Masking ve shutdown çoğu zaman şöyle okunur:
• “Sakinleşti”
• “Alıştı”
• “Artık sorun çıkarmıyor”
Oysa bu hâller çoğu zaman iyilik değil; enerji kapatmadır.
Ve sistem şu mesajı alır:
“Sessizsem kabul ediliyorum.”
Türkiye’de sistem bazı bedensel sinyalleri yanlış olumlu okur:
Sessizlik → “iyi” sanılır
İtaat → “gelişme” sanılır
Direncin kaybolması → “alıştı” diye rahatlatır
Oysa beden o sırada kendini kapatıyordur.
Rahatlamada:
• nefes genişler
• oyun geri gelir
• temas mümkündür.
Vazgeçişte:
• enerji kapanır
• bakış boşalır
• ilişki yük hâline gelir.
Bu iki hâl dışarıdan benzer görünebilir. Ama beden için aralarında hayati bir fark vardır.
İkisi dışarıdan benzer; ama içeriden biri hayat, diğeri enerji tasarrufudur.
Rahatlamada çocuk oyun arar. Vazgeçişte gözler oyunu bırakır.
◦
Compliance does not equal regulation.
Uyum, düzenlenme demek değildir.
— Stephen Porges yaklaşımı
Rahatlama regülasyonla; kapanma ise vazgeçişle ilişkilidir. İkisi davranışta benzer, bedende zıttır. Sessizlik ikiye ayrılır: biri dinlenme, diğeri vazgeçiştir.
🔎 Yakın Okuma: Dışarıdan sakin görünen iki tabloyu ayıran şey, davranış değil; nefes, oyun ve temas kapasitesidir.
3- Çünkü sistem dayanmayı ödüllendiriyor
Dayanan çocuk “iyi çocuk” olur. Ama beden borcu birikir. Burnout, ödüllendirilen dayanmanın gecikmiş faturasıdır. Dışarıdan iyi görünen şey, içeride bedensel borç olabilir.
Dayanma bugün işe yarar, yarın faturaya dönüşür.
Bir Çocuk Burnout’a Kaç Farklı Yoldan Gelir?
Burnout tek bir yoldan gelmez. Aşağıda en sık görülen 4 ana yol var.
◉ Pusula
Buradan sonra okudukların bir liste değil; bir haritadır.
Hepsinin aynı çocukta olması gerekmez.
Okurken kendine ‘biz neredeyiz?’ diye sorman yeterlidir.
Yol 1: Sürekli Alarm Altında Öğrenme (Regülasyon olmadan eğitim)
Soru: Bu yol bizde var mı: Çocuk “yapıyor” ama sonrasında daha mı çabuk çöküyor?
• Yüksek ses
• Komut
• hız
• performans baskısı
Çocuk yapar. Ama bedeni açılmaz.
Bu yolun sonu: “Yapabiliyordu ama artık yapamıyor.”
🔎 Yakın Okuma: Ayırt Edici Not (Regülasyon – Mobilizasyon Ayrımı)
Bazı çocuklar yüksek ses, net komut ve hız altında uyumlu ve üretken görünebilir. Etkinlik yapabilir, öğretmenin elini tutabilir, seansa isteyerek giriyor gibi durabilir.
Ancak bu tablo her zaman regülasyon anlamına gelmez. Regülasyon; yalnızca “yapabilme” ile değil, bedende açılma, nefesin genişlemesi, temasın esnekleşmesi ve sonrasında toparlanma ile anlaşılır.
Alarm altında çalışan çocukta ise sistem mobilizedir: Çıktı vardır ama beden kapanmıştır.
Bu hâl kısa vadede uyum üretir; uzun vadede tolerans penceresini daraltır.
Bu nedenle burada davranışa değil, bedene bakmak gerekir.
Çocuğu anlamanın yolu, ne yaptığına değil; sinir sisteminin bu koşullarda nasıl ayakta kaldığına bakmaktan geçer.
🔎 Yakın Okuma: Alarm altında öğrenme olur, ama kalıcı olmaz.
◆ Çivi cümle:
Alarm altında üretilen her çıktı, gelişim değildir; bazen sadece hayatta kalmadır.
Derinleştirici not: “Yapabiliyordu” çoğu zaman “uyarımla çalışıyordu” demektir. Alarm altında öğrenme; kısa vadede çıktı üretebilir ama uzun vadede sistemin tolerans penceresini daraltır. Burada Tronick’in “eş-regülasyon” mantığı kritiktir: Çocuk tek başına regüle olamaz; ilişki regülasyon sağlar. Eğer öğretim/terapi ilişkisinin tonu eş-regülasyon değil de maruziyet ise, öğrenme bile tehdit olarak kodlanır.
◆ Destek çivisi
Bu yüzden “yapıyordu ama artık yapamıyor” çoğu zaman öğrenmenin değil,
kapasitenin hikâyesidir.
Yol 2: Masking Üzerinden Kabul (Sessizlik = uyum)
Soru: Çocuk “sorun çıkarmıyor” gibi görünüp eve gelince mi dağılıyor ya da içine mi kapanıyor?
• Duyguyu bastırma
• İhtiyacı saklama
• “Sorun çıkarmama”
Çocuk görünmezleşir.
Ama yük taşır.
Bu yolun sonu: Ani çöküş veya derin içe kapanma.
🔎 Yakın Okuma: Ayırt Edici Not (Davranış – Bedensel Maliyet Ayrımı)
Masking çoğu zaman dışarıdan “iyi gidiş” gibi okunur. Sessizlik, uyum ve sorun çıkarmama; çevre için rahatlatıcıdır. Ancak davranış düzeyinde sakin görünen bu tablo, bedensel olarak her zaman sakinlik anlamına gelmez.
Davranışa bakarak yapılan değerlendirme, çoğu zaman çocuğun taşıdığı bedensel maliyeti görünmez kılar.
Regülasyon; sesin kısılmasıyla değil, bedenin yükten hafiflemesiyle anlaşılır.
Masking’de davranış sakinleşir; beden ise yükü sessizce taşımaya devam eder.
Bu nedenle burada davranışa değil, bedene bakmak gerekir:
Sorulması gereken şey “ne kadar sessizleştiği” değil;
bu sessizliğin bedende hangi bedelle tutulduğudur.
◆ Çivi cümle:
Sessizlik her zaman regülasyon değildir; bazen yükün sessizce taşınmasıdır.
Derinleştirici not: Masking, yalnızca “sosyal rol” değildir; bedensel bir bütçe yönetimidir. Çocuk, iç sinyallerini bastırdıkça (interosepsiyon: bedenin iç sinyallerini duyma), “kendini” daha az duyar. Bu, bir süre “uyum” gibi görünür; sonra bir gün sinir sistemi “artık yeter” der. Bu yüzden burnout çoğu zaman “bir anda” görünür; ama gerçekte uzun süre görünmeyen bir maliyetin sonucudur.
🔎 Yakın Okuma: Masking uyum üretir, enerji tüketir.
◆ Destek çivisi
Sorun çıkarmayan çocuk bazen iyi değildir; sadece görünmez olmuştur.
Yol 3: İlişki İçinde Maruziyet (Güven figürüyle yaşanan zorlanma)
Soru: Çocuk belli bir kişi/ortam/ilişkiyle daha mı hızlı tetikleniyor ve teması kesmek mi istiyor?
• Öğretmenle
• terapistle
• bakım verenle
İlişki regülasyon sağlamıyorsa, ilişki tehdit hâline gelir. Bu yolun sonu: Kopuş. Temastan kaçınma. “Kimseyi istemiyor.”
🔎 Yakın Okuma: Ayırt Edici Not (Yakınlık – Güven Ayrımı):
İlişki içinde yaşanan bu kopuş çoğu zaman yanlış okunur. Çocuk “istemiyor”, “kaçıyor” ya da “ilişki kuramıyor” sanılır. Oysa burada sorun çoğu zaman ilişki kurma kapasitesi değil; ilişkinin sinir sistemi için güvenli olmaktan çıkmasıdır.
Yakınlık her zaman regülasyon anlamına gelmez. Bazı ilişkilerde temas vardır; ama beden sürekli tetiktedir. Bu durumda çocuk ilişkiye değil, maruziyete dayanıyordur. Bu nedenle burada davranışa değil, bedene bakmak gerekir: Teması kesmek çoğu zaman ilişkiyi reddetmek değil, bedeni korumaktır.
🔎 Yakın Okuma: Güven yoksa ilişki destek değil, yük olur.
◆ Çivi cümle
Çocuk ilişkiyi reddetmez; beden, artık bu ilişkiyi taşıyamaz.
Derinleştirici not: İlişki regülasyon sağlamadığında, yakınlık bedende tehdit olarak kodlanabilir. Bağlanma ve eş-regülasyon çizgisi burada çok nettir: İlişki “güvenli sığınak” olduğunda gelişim mümkün olur (Bowlby/Ainsworth). Ama ilişki içinde sürekli “zorlanma + düzeltme + hız + hata maliyeti” varsa; çocuk için “ilişki” bir süre sonra “maruziyet”e dönüşür.
Beebe/Tronick çizgisinde mikro düzeyde tekrar eden kopuşlar, bedende “yakınlık = tehlike” haritası üretir. Burnout sonrası “kimseyi istemiyor” cümlesi çoğu zaman “ayrıştırma başladı” demektir: Sinir sistemi artık her teması taşımaz.
◆ Destek çivisi
“Kimseyi istemiyor” çoğu zaman bir karakter değil; kendini koruma cümlesidir.
Yol 4: Dinlenmeye Alan Açılmaması (İyiyken bile duramamak)
Soru: “İyi gidiyor” diye devam ederken bile bedende durma yok mu; sanki sistem hiç “tehdit yokluğu” yaşamıyor mu?
• Sürekli program
• sürekli hedef
• sürekli “bir tık daha”
Bu çocuklar genellikle: dışarıdan “iyi gidiyor” görünür. Ama beden hiç durmaz. Bu yolun sonu: “Bir anda oldu” denilen çöküş.
🔎 Yakın Okuma: Ayırt Edici Not (İyilik – Regülasyon Ayrımı)
“İyi gidiyor” görünen bu tabloda çoğu zaman kaçırılan şey, çocuğun ne kadar yaptığı değil; ne kadar durabildiğidir. Davranış düzeyinde ilerleme varken, beden düzeyinde hiç duramayan bir sistem söz konusu olabilir.
Bir çocuk hedefleri karşılıyor, programları sürdürüyor ve dışarıdan işlevsel görünüyorsa; bu her zaman regülasyon olduğu anlamına gelmez. Bazen bu tablo, sinir sisteminin hâlâ alarmda çalıştığını ama bunu başarıyla maskelediğini gösterir. Bu nedenle burada da davranışa değil, bedene bakmak gerekir.
Sorulması gereken soru “Ne kadar ilerledi?” değil; “Bu bedene ne zaman tehdit yokluğunu yaşama alanı açıldı?” olmalıdır.
◆ Çivi cümle
Duramayan beden için ilerleme, sadece gecikmiş bir çöküştür.
Bazı çocuklar çökmeyi seçmez; sadece hiç duramadıkları için sona kadar taşırlar.
Derinleştirici not: Burada asıl mesele “dinlenme”nin sadece fiziksel mola değil; sinir sistemi için “tehdit yokluğunu deneyimleme” alanı olmasıdır.
Rothschild/Levine çizgisinde travma sonrası onarımın ana ilkelerinden biri şudur: Sistem ani yükle değil, küçük dozlarla (titrasyonla) çözülür.
Eğer çocuk “iyi gidiyor” diye sürekli artırılıyorsa, sinir sistemi hiçbir zaman “güvende” olduğunu test edemez.
◆ Destek çivisi
Duramayan sistem eninde sonunda durdurur.
Burnout Neden “Bir Anda” Olmuş Gibi Görünür?
Burnout bir anda olmaz; bir anda fark edilir.
Çünkü sinir sistemi son ana kadar taşır.
Ve kimse küçük sinyalleri okumamıştır.
Burnout sürpriz değildir.
Görülmeyen birikimin görünür hâlidir.
◦
The body keeps the score.
Beden yaşananları kaydeder.
— Bessel van der Kolk
🔎 Yakın Okuma: Derinleştirici Okuma (Sinir Sistemi Mantığı)
Sinir sistemi çöküşle değil, uyumla başlar. Uzun süre alarmda kalan sistem, önce sinyalleri yükseltir; duyulmadığında bu sinyalleri bastırır; en son aşamada ise kapasiteyi kapatır.
Bu süreçte çocuk “idare ediyor” gibi görünür. Davranış sürer, işlevsellik korunur, sorunlar ertelenir. Ama beden, yükü sessizce biriktirmeye devam eder. Bu yüzden burnout çoğu zaman en son fark edilir. Çünkü sistem çökmeye değil, taşımaya odaklanmıştır.
En kritik yanılgı şudur: Burnout eksiklikten değil; fazlalıktan doğar.
Fazla hız.
Fazla baskı.
Fazla maruziyet.
Fazla hedef.
Derinleştirici Okuma (Yanlış Çerçeve):
Burnout çoğu zaman “yetersizlik”, “geri kalma” ya da “dayanamama” olarak okunur. Bu okuma, sorunu çocuğun kapasitesinde arar; oysa mesele kapasite değil, yükün sürekli artmasıdır.
Sinir sistemi, sınırsız uyum için tasarlanmaz. Güvenli duraklar olmadan, ritim kurulmadan ve tehdit yokluğu deneyimlenmeden her yeni hedef, sistem için ek bir maliyet üretir. Bu maliyet bir süre tolere edilir; sonra birikir; en sonunda erişim kapanır.
Bu yüzden burnout, “daha fazlasını yapamama” hâli değil; uzun süre duramamanın bedensel sonucudur.
◆ Çivi cümle
Eksik olan çocuk değil; eksik olan durma, nefes ve güven aralığıdır.
◆ Destek çivisi
Bir anda olmadı; bir anda fark edildi.
Çünkü sinir sistemi son ana kadar “idare eder”; biz ancak erişim kapanınca fark ederiz.
◉ Klinik Pusula – Etik Uyarı
Otizmi burnout’la karıştırmak, çocuğun yaşadığı çöküşü kader hâline getirmektir.
Ve bu kader anlatısı yerleştiğinde artık kimse şunu sormaz:
“Bu bedeni buraya getiren neydi?”
Oysa vardır.
Peki o gün “otizm ağırlaştı” dediğimizde,
aslında hangi yükleri görünmez kıldık?
Derinleştirici Okuma (Etik Sapma):
Bir çöküşü “otizmin doğası” olarak adlandırmak, yalnızca kavramsal bir hata değildir.
Bu adlandırma, sorumluluğu bedenden ve ilişkiden alıp çocuğun kimliğine yükler.
Böylece şunlar görünmez hâle gelir:
• Uzun süreli alarm
• Okunmayan bedensel sinyaller
• Regülasyonsuz ilişkiler
• Sürekli artırılan talepler
• Dinlenmeye kapatılan alanlar
“Otizm ağırlaştı” dendiği anda, bu yüklerin tamamı çoğu zaman fark edilmeden normalleşir. Ve normalleştirilen her yük, bir sonraki çocuğa da sessizce aktarılır. Bu yüzden etik mesele, yalnızca ne yaptığımız değil; neye ne ad verdiğimizdir.
Etik duruş, yanlış adı düzeltmekle başlar. Yanlış adlandırılan her tablo, onarımı geciktirir.
◆ Çivi cümle
Yanlış adlandırılan her çöküş, çocuğun bedeninde yalnız bırakılan bir sorudur.
◦
Misattunement precedes disconnection.
Anlaşılmadan yapılan müdahale, ilişkisel kopuşa yol açar.
— Daniel Stern yaklaşımı
Etik kapanış tokmağı
Yanlış isim, yanlış yardım getirir.
⬛ Yazının Mührü
Otizm ağırlaşmaz. Taşıma kapasitesi çöker.
⬛ Mühür Okuması:
Bu cümle bir slogan değil; bir okuma yönüdür.
Davranıştan bedene, sonuçtan sürece, etiketten ilişkiye bakma çağrısıdır.
Bu mühür şunu söyler:
Çocuk değişmedi.
Sinir sistemi, uzun süredir taşıdığı yükü artık taşıyamıyor.
Ve bu fark edildiğinde, soru da değişir:
“Bu çocuk neden böyle oldu?” değil;
“Bu beden neyi, ne kadar süredir tek başına taşımak zorunda kaldı?”
◉ Pusula
“Eğer bu noktaya kadar okuduysan, muhtemelen elinden geleni yapmaya çalışan birisin.”
Etik Köprü
Bu noktada durup şunu ayırmak gerekir:
Burada anlatılan tablo bir “bozulma” ya da “geri gidiş” değildir.
Bu yazı, isim koymaktan çok yanlış isim koymayı durdurmak içindir.
Çünkü bir çocuğun yaşadığı bu çöküşü “otizmin doğası” olarak okumak,
hem çocuğun hem de ailenin taşıdığı yükü görünmez kılar.
Bir tabloya yanlış ad verdiğimizde, sorularımız da yanlış yerden sorulmaya başlar.
“Ne oldu?” yerine
“Niye böyle?” denir.
“Bu beden ne yaşadı?” yerine
“Bu çocuk neden yapamıyor?” sorulur.
Ve böylece çöküş, kader gibi anlatılmaya başlar.
Oysa burada yaşanan şey, bir kimlik değişimi değil;
uzun süredir taşınan bir yükün artık taşınamamasıdır.
Bir sonraki yazıda, bu tabloya bakan nörobilim ve psikiyatri perspektiflerinin ortaklaştığı şu soruya yaklaşacağız:
“Davranıştan önce beden ne yaşadı ve
bu sinir sistemi ne kadar süredir yalnız taşımak zorunda kaldı?”
Ama oraya geçmeden önce,
bu yazının tek pusulası şudur:
Ad koymadan önce bedeni oku.
Çünkü isim yanlışsa, yardım da yanlış yere gider.
Çünkü bu noktadan sonra mesele,
çocuğun neden sustuğu değil;
bedenin bu sessizliği hangi bedelle tuttuğudur.
Ve çoğu zaman bu hayatta kalma biçimleri,
dışarıdan “uyum” ya da “sakinleşme” gibi görünür.
Köprüye Ek Derinlik:
Bu noktadan sonra yük yalnızca ilişkisel değildir.
Çoğu zaman “yardım etmek” amacıyla eklenen müdahalelerle de büyür.
İyi niyetle atılan her adım,
bedenin taşıma kapasitesi gözetilmeden eklendiğinde
birikimli bir maliyete dönüşebilir.
Bir sonraki yazıda, bu iyi niyetli eklerin,
programların, beklentilerin, desteklerin,
bedende nasıl sessizce biriktiğine ve
bu birikimin çocukların yaşam boyu taşıdığı yükleri
nasıl şekillendirdiğine bakacağız.
Bu yazı bir teşhis metni değildir; bir okuma yönüdür. Eğer okurken içerde bir yerin sıkıştıysa, bu “yanlış anladığın” için değil; belki de uzun süredir taşınan bir yükün adını ilk kez duyduğun içindir.
Faydalanılan Kaynaklar & Okuma Notları
Aşağıda yer alan isimler; sinir sistemi regülasyonu, ilişki temelli tehdit algısı, davranışın biyolojik temeli, bağlanma, travma, nöroçeşitlilik ve gelişimsel psikoloji alanlarında bu yazının kuramsal ve klinik zeminini oluşturan temel çalışmaları temsil etmektedir. Bu metin bir akademik derleme değildir. Farklı disiplinlerde üretilmiş bilgilerin; etikten sapmadan, çocuğu nesneleştirmeden, aileyi suçlamadan, ilişki ve sinir sistemi merkezli bir bakışla bir araya getirilmesi çabasıdır.
Raymaker çizgisi (Autistic Burnout kavramsallaştırması)
Dora Raymaker ve çalışma arkadaşları
• Burnout’u; uzun süreli uyum baskısı + maskelenme + yetersiz destek + birikimli bedensel maliyet birleşimi olarak ele alan çağdaş literatür hattı.
• “Otizm ağırlaştı” değil, “kapasite çöktü” okumasının kavramsal omurgasını güçlendirir.
Bruce D. Perry — Çocuk psikiyatristi, nörobilimci The Boy Who Was Raised as a Dog / What Happened to You?
• Regülasyon → ilişki → öğrenme sırasını kurar; “erişim kaybı” (beceri kaybı değil) okumasını destekler.
• İtaat ile regülasyonun farklı şeyler olduğunu vurgular; “sessizleşme = iyi gidiş değildir” çizgisiyle örtüşür.
Stephen W. Porges — Sinirbilimci, psikolog Polyvagal Theory
• Nörosepsiyon: Güven/tehdit taraması; davranıştan önce beden sinyallerini okuma çağrısını güçlendirir.
• Ton, tempo ve ilişki ikliminin sinir sistemi üzerindeki etkisini biyolojik zemine oturtur.
Bessel van der Kolk — Psikiyatrist, travma araştırmacısı
The Body Keeps the Score
• Yükün zihinden çok bedende taşınabildiğini; “sinir sistemi hafızası / bedensel borç” vurgusunu destekler.
• “Bir anda bozuldu” görünen tablonun birikimli maliyet olabileceğini gösterir.
Allan N. Schore — Psikiyatrist, nörobilimci
• Regülasyonun ilişki içinde şekillendiğini; uzun süreli eşlik yoksunluğunun stres sistemlerini nasıl etkilediğini açıklar.
• “Uzun süre alarm” ve “kapasite düşüşü” anlatısına nörobiyolojik arka plan sağlar.
Daniel J. Siegel — Psikiyatrist
Interpersonal Neurobiology
• Regülasyonun bireysel değil, ilişki içinde kurulan bir düzen olduğunu vurgular.
• “Eş-regülasyon yoksa öğrenme maruziyete döner” fikrini besler.
Jaak Panksepp — Nörobilimci Affective Neuroscience
• Duyguların biyolojik temelini kurar; alarm/kaçınma/donma tepkilerinin “inat” diye okunmamasını destekler.
• Taşma–kapanma–mobilizasyon ayrımına nörobiyolojik zemin sağlar.
Antonio Damasio — Nörolog, nörobilimci
The Feeling of What Happens / Self Comes to Mind
• Zihin–beden ayrımının yapay olduğunu; “davranış bozulması” gibi görünen şeyin bedensel durumla ilişkisini güçlendirir.
• “Önce beden” okumasına bilimsel alt ton verir.
John Bowlby & Mary Ainsworth — Psikiyatrist / Gelişim psikoloğu Bağlanma Kuramı
• Güvenli üs ve erişilebilir yetişkin fikri; “yakınlık ≠ güven” ayrımını destekler.
• İlişki güvenli değilse temasın maruziyete dönüşebileceğini anlamaya yardım eder.
Daniel N. Stern — Çocuk psikiyatristi
• Regülasyonun sözcükten önce ritim/tempo/duygusal eşlik ile kurulduğunu gösterir.
• “İklim” ve “tempo” vurgularını klinik olarak besler.
Donald W. Winnicott — Çocuk doktoru, psikanalist True Self / False Self
• Uyumun bazen silikleşme ve kapanma üretebileceğini; “sessizleşme = iyileşme değildir” çizgisini destekler.
Peter Fonagy — Psikiyatrist, akademisyen
• Davranışın arkasındaki “ne oluyor?” sorusunu canlı tutan mentalizasyon hattı; etiketi değil anlamı büyütür.
• Suç üretmeyen, merak eden okuma diline zemin sağlar.
Ross W. Greene — Klinik psikolog The Explosive Child
• “Children do well if they can”: davranışı beceri + stres + regülasyon bileşkesi olarak okur.
• “İnat değil, yapamama” çizgisini güçlendirir.
Stuart Shanker — Klinik psikolog Self-Reg
• Davranışı stres yükü ve regülasyon kapasitesiyle açıklar; “bedensel borç” fikrini destekler.
• Dayanmanın ödüllendirilmesinin gecikmiş maliyetine işaret eder.
Mona Delahooke — Klinik psikolog Beyond Behaviors
• Davranışı sinir sisteminin dili olarak ele alır; “psikolojik yorum değil, biyolojik iz” pusulasıyla uyumludur.
• Sessizlik/itaatin bedensel maliyet taşıyabileceğini görünür kılar.
Gabor Maté — Tıp doktoru, yazar
• Davranışı hayatta kalma uyumları ve ihtiyaçlar üzerinden okuyan insani perspektif; suçlamayan etik tonla uyumludur.
A. Jean Ayres — Ergoterapist Duyusal Bütünleme Kuramı (Sensory Integration Theory)
• Duyusal eşik, yüklenme ve regülasyon kavramlarının klinik temelini oluşturur.
• Duyusal hassasiyet–tolerans penceresi ilişkisini anlamaya yardım eder.
Lucy Jane Miller — Klinik araştırmacı
• Duyusal işleme ve regülasyon güçlüklerinin günlük işlevsellik ve stres yanıtıyla ilişkisine dair klinik çizgi.
• Bedensel sinyallerin duyulmadığında maliyetin artması fikrini destekler.
Nick Walker — Akademisyen
• Burnout’u çevresel maruziyet ve uyum baskısının bedensel sonucu olarak ele alan nöroçeşitlilik hattı.
• “Bir anda olmadı; bir anda fark edildi” çizgisiyle uyumludur.
Judy Singer — Sosyolog
• Nöroçeşitlilik perspektifinin etik zemini: farklılığı kusur değil çeşitlilik olarak okuma yaklaşımı.
Michelle Dawson — Otizmli araştırmacı
• Deneyimi merkeze alan eleştirel bilim hattı; dışarıdan okumanın kör noktalarına karşı uyarı sunar.
Kurumsal & Akademik Kaynaklar
Harvard Medical School
National Institute of Mental Health (NIMH)
Centers for Disease Control and Prevention (CDC)
Autism Research Institute
World Health Organization (WHO)
American Academy of Pediatrics (AAP)
Neurosequential Model Network — ABD / Global
Kısa Not: Bu yazı bir teşhis metni değildir. Uzun süreli yük altında sinir sisteminin nasıl ayar değiştirdiğini; aileyi suçlamadan, çocuğu nesneleştirmeden, ilişkiyi ve bedeni merkeze alarak görünür kılma çabasıdır.





Yorumlar