top of page

61-Hiperaktiviteyi Artıran 8 Şey

  • 29 Nis
  • 8 dakikada okunur

Güncelleme tarihi: 4 gün önce

(Ve fark etmeden çocuğu daha da dağıttığımız anlar)

Bazı müdahaleler davranışı azaltmaz; alttaki yük görülmediğinde onu büyütür.


Seri 2 — Davranışın Arkasındaki Sistem

Modül 9,5 — Durdurulamayan Çocuklar

Yazı 61


Bazı çocuklar fazla hareket ettiği için

zorlanmaz.


Fazla yüklendiği için

hareket eder.


Ve çoğu zaman biz

hareketi düzeltmeye çalışırız.


Ama yükü görmeyiz.

Çünkü gördüğümüz şey

hareket olur.

 

Ama taşıdığı şey,

hareket değildir.

 

Çünkü asıl olan,

görünmeyen yüktür.

 

Ama çocuk onu her an taşır.

Ve çoğu zaman bunu kimse fark etmez.

 

Ve etkisi çok nettir.


Oysa bazı davranışlar bir seçim değildir.

Bir zorunluluktur.

Bir eşik aşımıdır.


Yani sistemin

artık taşıyamadığı noktadır.


Ve o noktadan sonra

davranış başlar.

 

Çünkü sistem,

artık başka türlü dayanamaz.

 

Ve artık başka türlü anlatamaz.

Ana soru

Hiperaktivite gerçekten bir “davranış sorunu” mu? Yoksa bazı çocuklarda görünmeyen yüklerin dışa vurumu mu?


Ve belki daha zor olan soru:

İyi niyetle yaptığımız şeyler,

çocuğu daha da zorlaştırıyor olabilir mi?


Ve daha da zor olanı:

Bunu fark etmeden yapıyor olabilir miyiz?


Ve bu yüzden, sorun büyüyor olabilir mi?

Fark edilmeden.


Bu yazının ana cümlesi

Sorun çoğu zaman davranış değil,

taşınamayan yüktür.


Bedensel mekanizma

Bugün sinir sistemi temelli yaklaşımlar (örneğin Stephen W. Porges, Bruce D. Perry, Mona Delahooke, Stuart Shanker) şunu açıkça ortaya koyar:


Davranış çoğu zaman alttaki yükün

dışarıdan görünen halidir.


Yani davranış,

neden değil,

sonuçtur.

 

Ve bazı tetikleyiciler vardır ki

sessiz çalışır.

Ama etkisi büyüktür.


Bu yük yalnız psikolojik değildir.

Nörofizyolojik,

duyusal,

metabolik ve

ilişkisel katmanların toplamıdır.

 

Ve sinir sistemi bu yükü taşıyamadığında,

davranış değişir.


Çünkü sistem, önce kendini korur.


Yani davranış: çoğu zaman

bir “bozulma” değil,

bir “düzenleme çabasıdır.”


Sinir sistemi yükü taşıyamadığında

iki şey yapar:

ya hızlanır

ya kapanır.


Bu aslında sinir sisteminin hayatta kalma stratejisidir.

 

Porges’un tarif ettiği gibi,

sistem güvenli hissetmediğinde

organize olmaz.

 

Korunmaya geçer.


Hiperaktivite, bu hızlanmanın

dışarıdan görünen halidir.


Bu yüzden hiperaktivite,

bazı çocuklarda bir sorun değil,

sinir sisteminin kapasiteyi koruma biçimi olabilir.


Ve çoğu zaman görünen davranış değil,

görünmeyen yük belirleyicidir.

 

Ama biz çoğu zaman,

o son halkayı neden sanırız.

Ve müdahaleyi tam oraya yaparız.

 

Ve eşik düştüğünde,

aynı çocuk

aynı kalmaz.

 

Bruce McEwen’in tanımladığı allostatik yük kavramında olduğu gibi,

sistem bir süre telafi eder.

 

◆ Çivi Cümle

Ama bir noktadan sonra,

taşımak yerine tepki vermeye başlar.

 

Görünmeyen Yükler

1. Uyku kalitesi düşüklüğü

Çocuk uyumuş olabilir.

Ama dinlenmemiş olabilir.

Uyku bölünmüş olabilir.

Yüzeysel olabilir.

Yetersiz olabilir.


Ve bu durumda:

• eşik düşer

• tolerans azalır

• kontrol zayıflar


Bu durum, uyku araştırmalarıyla tanınan Matthew Walker’ın da gösterdiği gibi,

prefrontal kontrolün zayıflaması ve duygusal beyin bölgelerinin daha baskın hale gelmesiyle ilişkilidir.


◆ Çivi Cümle

Bazı çocuklar uykusuzken sakinleşmez.

Daha çok hareket eder.


Çocuğun içinden bakınca

“Ben uyanıyorum ama dinlenmiş hissetmiyorum.

Her şey bana daha zor geliyor.

Sen hareketimi görüyorsun.

Ama ben aslında yorgunum.”


2. Duyusal yük birikimi

Sesler.

Işıklar.

Dokunma.

Kalabalık.

Geçişler.

Tek tek küçük görünür.

Ama bazı sistemler için

küçük şeyler küçük kalmaz.

 

Birikir.

Sessizce.

Ve bir noktada

görünür hale gelir.

 

Ama o noktaya gelene kadar,

çoğu zaman fark edilmez.

 

A. Jean Ayres ve Lucy Jane Miller çalışmalarında gösterildiği gibi,

duyusal yük çoğu zaman tek bir uyarandan değil,

küçük küçük biriken parçalardan oluşur.

 

◆ Çivi Cümle

Bu yüzden fark edilmesi zordur.

Ama etkisi büyüktür.


Çocuğun içinden bakınca

“Her şey biraz fazla geliyor.

Sesler, insanlar, hareket…

Ben kötü değilim.

Sadece çok doluyum.”


3. Kan şekeri dalgalanması

Uzun açlık.

Düzensiz öğün.

Hızlı enerji düşüşü.


Bunlar bazı çocuklarda:

• huzursuzluk

• dikkat dağınıklığı

• ani hareket artışı

yaratabilir.


◆ Çivi Cümle

Bu bir “davranış problemi” değildir.

Bedenin enerji dengesiyle ilgilidir.


Bu dalgalanmalar sinir sistemi stabilitesini

doğrudan etkiler

ve özellikle çocuklarda

hızlı uyarılma–çökme döngülerine

yol açabilir.


4. Sürekli düzeltilme

Gün boyu:

“Öyle yapma.”

“Dur.”

“Yanlış.”

“Düzelt.”


Her biri küçük görünür.

Ama sinir sistemi için birikir.


Ve akşam:

boşalma gelir.


Bu durum aynı zamanda kronik mikro-stres oluşturur

ve Bruce McEwen tarafından tanımlanan

allostatik yükün artmasına katkı sağlar.


Ve çocuk bir noktadan sonra

ne yaparsa yapsın yanlış hissetmeye başlar.

 

Bu da yükü azaltmaz.

 

Artırır.


Ve çocuk bir noktadan sonra

düzeltilmeye değil,

kaçmaya başlar.

 

İçinden.

 

◆ Çivi Cümle

Bu noktadan sonra çocuk

davranışı değil, ilişkiyi bırakmaya başlar.


5. Kapasite üstü beklenti

Çocuğun yapabildiğinden fazlasını istemek:

• daha uzun dikkat

• daha hızlı geçiş

• daha fazla kontrol


Bu durumda çocuk zorlanır.

Sonra hareket artar.

Çünkü sistem yetişemiyordur.


Ross W. Greene yaklaşımında vurgulandığı gibi:

“Çocuklar yapabiliyorsa yapar.”

Yapamıyorsa, bu çoğu zaman niyet değil

kapasite meselesidir.


◆ Çivi Cümle

Bu noktada mesele çocuğun istememesi değil,

yetişememesidir.

 

Ve yetişemeyen sistem,

hızlanarak telafi etmeye çalışır.


6. Bağırsak rahatsızlıkları

Karın ağrısı.

Şişkinlik.

Gaz.

Sindirim zorluğu.


◆ Çivi Cümle

Her zaman açıkça söylenmez.

Ama beden huzursuzsa, davranış da değişir.


Bağırsak–beyin ekseni üzerine çalışan

Emeran Mayer

ve John Cryan

bu ilişkinin çift yönlü olduğunu gösterir.


Bu ilişki yalnız sindirimle ilgili değildir;

sinir sistemi regülasyonu ve

davranış üzerinde doğrudan etkilidir.


7. Hızlı geçişler

Bir oyundan diğerine.

Bir ortamdan diğerine.


◆ Çivi Cümle

Bazı çocuklar için geçiş:

yük demektir.


Hızlı geçiş = yüksek stres.


Geçişler özellikle yürütücü işlevler ve

öngörülebilirlik sistemleriyle ilişkilidir.


Bu alanlar zorlandığında sistem

“yüklenmiş” gibi davranır.


8. İlişkisel stres

Ton.

Bakış.

Sabırsızlık.

Gerginlik.


Çocuk sadece sözü değil,

sinir sistemini okur.


Bu durum neuroception kavramı ile açıklanır.


Yani çocuk tehlikeyi düşünmez, hisseder.


Ve bazı durumlarda:

yetişkinin stresi

çocuğun davranışına dönüşür.


◆ Çivi Cümle

Çocuk yalnız ortamı değil,

insanı da taşır.

 

Ve bazen en ağır yük, ilişkidir.



Günlük hayatta görünüm

Evde:

• akşam çözülme

• gün boyu tutup boşalma


Okulda:

• dikkat düştükçe hareket artışı


Terapide:

• yapı arttıkça dağılma


Bu tablo çoğu zaman

“davranış sorunu” gibi görünür.


Ama aslında: değişen davranış değildir.

Taşıma kapasitesidir.


Bu durum klinikte sıklıkla

“regülasyon penceresi daralması”

olarak görülür.


Yani aynı çocuk,

farklı ortamlarda farklı görünmez.

 

Farklı yükler altında farklı davranır.

Bu yüzden bazen değişen çocuk değildir.

 

Taşıyabildiği yük miktarıdır.

 


Yanlış yorumlar

“Hareket ediyor, demek ki fazla enerjisi var.”

→ Oysa yük taşıyor olabilir


“Sakinleşti, sorun geçti.”

→ Oysa sinyal değişmiş olabilir


Bu yüzden bazı müdahaleler

davranışı azaltmaz.


Çünkü davranışa değil,

onu üreten sisteme dokunmaz.


Ve en zor olan şudur:

 

Çocuk en çok zorlandığı anda,

en çok yanlış anlaşılır.


Ve çoğu zaman,

en çok müdahale de o anda gelir.


Ve çoğu zaman,

davranış büyüdükçe müdahale artar.

 

Müdahale arttıkça,

yük de artar.


Ve bir süre sonra,

çocuk değil,

davranış büyümüş gibi görünür.

 

Ve bir noktadan sonra, çocuğun ne yaşadığı değil, nasıl göründüğü konuşulmaya başlanır.

 

Ve o noktadan sonra,

çocuk anlaşılmaya değil,

kontrol edilmeye başlanır.

 


◉ Pusula

Davranış = görünen

Yük = belirleyen

Sinir sistemi = yöneten


Erken uyarı işaretleri

• gün sonu çözülme

• ani hareket artışı

• küçük şeylere büyük tepki


Dikkat edilmesi gereken paternler

• hareket sonrası toparlanma mı, dağılma mı?

• belirli saatlerde artış var mı?


Mini gözlem rehberi

• Ne zaman artıyor?

• Ne sonrası azalıyor?


Çünkü doğru soru,

davranışı değiştirmez.

 

Ama davranışı anlamayı değiştirir.


Hangi durumlarda destek düşünülmeli

• hareket giderek artıyorsa

• toparlanma zorlaşıyorsa


Bu yazının belki en önemli cümlesi

Sorun davranış değil, taşınamayan yüktür.


Bu yazı neyi hatırlatıyor

Davranış = sonuç

Sinir sistemi = süreç

Beden = veri


Erken fark etmenin önemi

• gereksiz müdahaleler azalır

• doğru destek verilir


◉ Seri pusulası

Bu seri şunu söyler:

Davranışı değil,

onu üreten sistemi anlamak gerekir.


Ana mesaj

Bazı çocuklar fazla hareketli değildir.

Fazla yük altındadır.


Ve yük azaltılmadan

davranış kalıcı olarak değişmez.


Ve bu yük görülmediğinde,

çocuk değil,

ilişki zorlanır.


Ve ilişki zorlandığında,

davranış da daha zor hale gelir.

 

Okur için çıkarım

Şunu sor: Bu çocuk neyi taşıyor?


Bazen doğru soru, çocuğu değiştirmez. Ama çocuğa nasıl baktığımızı değiştirir.

Çünkü doğru soru:

“Nasıl durdururum?” değil,

“Bu sistemi ne düzenler?”

sorusudur.


Ve çoğu zaman,

doğru soru sorulduğunda

çocuk değişmeden önce

bakış değişir.


Günlük hayatta fark edilebilecek işaretler

• akşam çözülme

• belirli ortamlarda artış

 

Çünkü bazı davranışlar,

sorunun kendisi değildir.

 

Sorunun duyulabilir,

görünür hale gelmiş

son biçimidir.


 

⬛ Mühür

Bir davranışı azaltmanın en hızlı yolu,

onu bastırmak değildir.

Onu doğuran yükü azaltmaktır.


Çünkü davranış,

sorunun kendisi değildir.

 

Sorunun

yalnızca görünen yeridir.


Kapanış

Bazı çocuklar daha fazla kontrolle değil,

daha az yükle rahatlar.


Ve bazen en büyük değişim,

çocuğu durdurmaya çalıştığımızda değil,

onu neyin zorladığını fark ettiğimizde başlar.


Çünkü sistem düzenlendiğinde,

davranış zaten değişir.

 

Ve bazen bir çocuğun hayatındaki en büyük değişim,

daha az hareket etmesi değil,

artık o hareketi yapmak zorunda kalmamasıdır.

Ve bazen değişen çocuk değildir.

 

Onu nasıl gördüğümüzdür.

Ve çoğu zaman,

çocuğun ihtiyacı değişmeden önce,

bakışımızın değişmesi gerekir.

 

Çünkü bazı çocuklar, daha fazla kontrol edilerek değil, daha doğru anlaşılınca değişir.

 


Bir sonraki yazıya geçiş

Peki bu yükleri fark ettik.

Ama günlük hayatta ne yapacağız?

Bir sonraki yazıda: Bu tetikleyicilere karşı nasıl yapı kuracağımızı ele alacağız.







Faydalanılan Kaynaklar & Okuma Notları

Aşağıda yer alan isimler; sinir sistemi regülasyonu, hiperaktivite, stres fizyolojisi, duyusal yük, motor organizasyon, dikkat–uyarılma sistemleri, çocuk sağlığı, gelişimsel pediatri ve davranışın biyolojik temeli alanlarında bu yazının kuramsal ve klinik zeminini oluşturan temel çalışmaları temsil etmektedir.

Bu metin bir akademik derleme değildir. Farklı disiplinlerde üretilmiş bilgilerin; çocuğu nesneleştirmeden, aileyi suçlamadan ve davranışı yalnız sonuç değil, sinir sistemi–beden–yük–kapasite ilişkisi içinde okumaya çalışarak bir araya getirilmesi çabasıdır.


1. Sinir sistemi – regülasyon – stres – alarm

Bruce D. Perry — çocuk psikiyatristi, nörobilimci — The Boy Who Was Raised as a Dog, What Happened to You? Çocuk sinir sisteminin deneyimle şekillendiğini ortaya koyan nörogelişimsel model; davranışın çoğu zaman tercih değil, alttaki sinir sistemi durumunun bir çıktısı olduğunu gösterir. Bu yazının “davranış = sonuç” yaklaşımının temelini oluşturur.

Stephen W. Porges — sinirbilimci, psikolog — Polyvagal Theory Nörosepsiyon ve otonom sinir sistemi güven–tehdit ayrımı; bazı çocuklarda hareketin alarm ve güvenlik hissi ile ilişkili olabileceğini açıklayan temel çerçeve sunar.

Allan N. Schore — psikiyatrist, nörobilimci Erken ilişkiler ve regülasyon sistemleri üzerine çalışmalarıyla sinir sistemi organizasyonunun ilişkisel temelini ortaya koyar.

Daniel J. Siegel — psikiyatrist Tolerans penceresi ve regülasyon kapasitesi kavramları; sistem daraldığında davranışın nasıl değiştiğini anlamaya yardımcı olur.

Bessel van der Kolk — psikiyatrist — The Body Keeps the Score Stres ve tehdit deneyimlerinin bedende taşındığını gösterir; davranışın bazen bedensel yükün dışa vurumu olabileceğini destekler.

Ross W. Greene — klinik psikolog — The Explosive Child“ Children do well if they can” yaklaşımıyla sorunun çoğu zaman niyet değil kapasite olduğunu vurgular.

2. Duyusal sistem – bedensel regülasyon – motor organizasyon

A. Jean Ayres — ergoterapist Duyusal işlemleme ve motor organizasyon; hareketin sinir sistemi düzenleme işlevini açıklar.

Lucy Jane Miller — klinik araştırmacı — Sensational Kids Duyusal farklılıkların davranış ve hareketlilik üzerindeki etkilerini görünür kılar.

Mona Delahooke — klinik psikolog Davranışı alttaki nörofizyolojik durumun dışa vurumu olarak ele alır.

Stuart Shanker — gelişimsel psikolog Davranışı stres yükü ve regülasyon maliyeti üzerinden açıklar; bu yazının “yük → davranış” hattını destekler.

3. İnterosepsiyon – beden içi sinyaller – beden farkındalığı

Kelly Mahler — ergoterapist Beden sinyallerini fark etme–anlamlandırma–yanıt verme sürecini yapılandırır.

Antonio Damasio — nörobilimci Bedenin önce hissettiği, zihnin sonra anlamlandırdığı çerçeveyi kurar.

4. Dikkat – motivasyon – uyarılma sistemleri

Stephen P. Hinshaw — klinik psikolog Hiperaktivitenin tek tip olmadığını ve bağlamsal okunması gerektiğini gösterir.

Russell A. Barkley — klinik psikolog Yürütücü işlevler ve dürtü kontrolü; hareketin inhibisyon zorluğu ile ilişkisini açıklar.

Thomas E. Brown — klinik psikolog Uyarılma düzeyi ve dikkat sürdürülebilirliği arasındaki ilişkiyi açıklar.

5. Stres fizyolojisi – yük birikimi – kapasite düşüşü

Robert Sapolsky — nörobiyolog — Why Zebras Don’t Get Ulcers Stres altında üst beyin işlevlerinin zayıflamasını açıklar.

Bruce McEwen — nörobiyolog Allostatik yük kavramı; gün içinde biriken yükün sinir sistemi kapasitesini daraltmasını açıklar.

Nadine Burke Harris — çocuk doktoru — The Deepest Well Kronik stresin beden ve davranış üzerindeki etkilerini ortaya koyar.

6. Çocuk sağlığı – gelişimsel pediatri

T. Berry Brazelton — çocuk doktoru Davranışların gelişimsel ve bedensel temellerini açıklayan yaklaşım.

American Academy of Pediatrics Çocuk sağlığı ve gelişimsel değerlendirme için temel klinik çerçeve.

National Institute of Mental Health Nörogelişimsel ve davranışsal araştırmalar için önemli kurumsal kaynak.

7. Uyku – enerji – regülasyon kapasitesi

Matthew Walker — nörobilimci — Why We Sleep Uyku düzeninin dikkat, dürtü kontrolü ve sinir sistemi regülasyonu üzerindeki etkilerini açıklar.

8. Klinik yaklaşım ve davranış yorumlama

Barry M. Prizant — konuşma-dil patoloğu Davranışın altında işlev ve regülasyon arayışı olduğunu vurgular.

Mona Delahooke,Stuart Shanker,Ross W. Greene Ortak yaklaşım: Davranış yalnız sonuç değil, alttaki sistemin bir ifadesidir.

9. Kurumsal ve akademik çerçeveler

Harvard Center on the Developing Child Erken deneyimlerin beyin gelişimi üzerindeki etkileri.

National Child Traumatic Stress Network Stres–travma–regülasyon ilişkisi.

Polyvagal Institute Otonom sinir sistemi ve güvenlik algısı.

World Health Organization Çocuk sağlığı ve işlevsellik perspektifi.

Neurosequential Model Network Nörogelişimsel değerlendirme çerçevesi.

Bu yazının bilimsel omurgasını oluşturan temel fikir

Bu yazının dayandığı ortak bilimsel hat şudur:

Hiperaktivite her zaman tek bir anlama gelmez. Dışarıdan benzer görünen hareketlilik;

• bazen alarmdır

• bazen duyusal yük birikimidir

• bazen bedeni organize etme çabasıdır

• bazen uyarılma ihtiyacıdır

• bazen kapasite düşüşüdür

Bu nedenle:

Aynı davranış, her çocukta aynı nedene dayanmaz.

Ve bu yüzden bazı müdahaleler davranışı azaltmaz; çünkü davranışın kendisine değil, onu üreten sinir sistemi durumuna dokunmaz.

Bu yazının temel pusulası

Davranış = sonuç

Sinir sistemi = süreç

Beden = veri

 

Yorumlar


Bu Alan Şu An Ne İçin Var?
 

Buradaki yazılar bir danışmanlık çağrısı değildir.
Şu an bu alan, düşünmek, durmak ve dili netleştirmek için var.

İleride bu bakış açısıyla daha yakından çalışılabilecek yollar açıldığında,
bunu burada açıkça paylaşacağım.
 

© 2035 by Train of Thoughts. Powered and secured by Wix

bottom of page