58-Hiperaktivite Tek Tip Değildir
- 29 Nis
- 16 dakikada okunur
Güncelleme tarihi: 6 gün önce
Bu çocuk neden duramıyor?
Seri 2 — Davranışın Arkasındaki Sistem
Modül 9,5 — Durdurulamayan Çocuklar
Yazı 58
Bazı çocuklar çok hareketlidir.
Ama hepsi aynı nedenle hareket etmez.
Ve en büyük hata şudur:
Hepsine aynı gözle bakmak.
Hepsine aynı dili kullanmak.
Hepsine aynı müdahaleyi uygulamak.
Dışarıdan bakınca hepsi “çok hareket” gibi görünür.
Ama içeriden aynı şey yaşanmaz.
Bir çocuk bedeni dağılmasın diye hareket eder.
Bir çocuk alarmda olduğu için.
Bir çocuk içi boşaldığı için.
Bir çocuk uyarılma ihtiyacı duyduğu için.
Bir çocuk yoruldukça çözülmeye başladığı için.
Bu yüzden aynı davranışı görmek,
aynı çocuğu anlamak demek değildir.
Çünkü dışarıdan benzer görünen hareketlilik,
içeride bambaşka nedenlere dayanabilir.
Bir çocuk koşar çünkü bedeni dağılmaktadır.
Bir çocuk koşar çünkü alarmdadır.
Bir çocuk koşar çünkü içi boşalmaktadır.
Bir çocuk koşar çünkü uyarılma ihtiyacı duyar.
Bir çocuk koşar çünkü yoruldukça kontrolü çözülür.
Yani bazen gördüğümüz şey aynı olabilir.
Ama alttaki sistem aynı değildir.
Ve tam da bu yüzden,
hiperaktiviteyi tek tip görmek
çoğu zaman çocuğu yanlış okumaktır.
Çünkü hiperaktivite bazen problem gibi görünen
bir çözüm girişimidir.
Bir davranıştan daha fazlasıdır.
Çoğu zaman sinir sisteminin dağılmamak için
kurduğu bir dengeleme çabasıdır.
Bazen bir çocuğun dağılmamak için
verdiği görünmeyen mücadeledir.
Her fazla hareket hiperaktivite değildir.
Bazen gördüğümüz şey:
• bedenini organize etmeye çalışan bir çocuk
• motor regülasyon çabası
• duyusal sistemin denge arayışı
• yük boşaltma girişimi
• alarm altındaki bedenin hareket dili
olabilir.
Bu yüzden yalnızca “çok hareket ediyor” demek
çoğu zaman açıklama değildir.
Asıl soru şudur:
Bazen mesele çocuğun çok hareket etmesi değildir.
Mesele, hareketsiz kaldığında sisteminin ne olduğudur.
Bazı çocuklar hareket ettiği için zor görünür.
Bazıları ise ancak hareket ederek dağılmadan kalabilir.
Bu çocuk neden hareket etmek zorunda hissediyor?
Çünkü bazen bir çocuk hareket etmezse,
dağılacak gibi hisseder.
Bazen durmak, onun için sakinlik değil;
çözülme hissidir.
Ve işte tam burada,
davranıştan bedene,
bedenden sinir sistemine,
sinir sisteminden kapasiteye
bakmak gerekir.
Bugün nörogelişimsel ve regülasyon temelli yaklaşımlar
(örneğin Bruce D. Perry, Stephen W. Porges, Mona Delahooke)
aynı noktada buluşur:
Davranışı anlamadan önce
sinir sistemini anlamak gerekir.
Çünkü bazen gördüğümüz şey
davranış değildir.
Bedenin verdiği bir yanıttır.
Ve bazen bu yanıt,
çocuğun kelimeye dökemediği yükün bedendeki son dilidir.
Ana soru
Hiperaktivite her çocukta aynı anlama mı gelir?
Yoksa dışarıdan benzer görünen hareketlilik, bazı çocuklarda bambaşka sinir sistemi durumlarının dışarıdan görünen hali midir?
Daha açık sorarsak:
Bir çocuk neden duramaz?
Gerçekten fazla enerjisi olduğu için mi?
alarm altında olduğu için mi?
hareket ederek bedenini organize etmeye çalıştığı için mi?
uyarılma eşiği farklı çalıştığı için mi?
Yoksa yoruldukça
regülasyon kapasitesi düştüğü için mi?
Bu yazının asıl meselesi budur:
Hiperaktivite tek tip değildir.
Ve aynı görünen hareketlilik, her çocukta aynı nedenle ortaya çıkmaz.
Bu yazının ana cümlesi
Bazı çocuklar fazla hareketli değildir;
sinir sistemleri fazla yük altındadır.
Bedensel mekanizma
Neden aynı hareketlilik, farklı çocuklarda farklı anlamlara gelebilir?
Çünkü hareket her zaman yalnızca hareket değildir.
Bazen hareket:
• organizasyon çabasıdır
• alarm boşaltmadır
• uyarılma arayışıdır
• birikmiş yükün çıkış yoludur
• kapasite düşüşünün görünür sonucudur.
Yani beden bazen hareket ederek
kendini toparlamaya,
dengelemeye,
ayıklamaya,
uyarmaya
ya da ayakta tutmaya çalışır.
Bu yüzden hareketi yalnızca sonuç olarak görmek eksiktir.
Bazı durumlarda hareket,
sorunun kendisi değil;
sistemin ürettiği bir çözümdür.
Ama elbette her çözüm dışarıdan işlevli görünmez.
Bazen çocuğun ayakta kalmak için kullandığı yöntem,
çevre için zorlayıcı olabilir.
Ve tam burada esas mesele şudur:
Davranışı bastırmadan önce
davranışın ne işe yaradığını anlamak gerekir.
Çünkü bazen aynı görünen hareketin altında,
aynı huzursuzluk değil;
birbirinden çok farklı iç ihtiyaçlar vardır.
Ve bir çocuğu gerçekten anlamak,
tam da o farkı görebildiğimiz yerde başlar.
1. Regülasyon Arayan Hiperaktivite
Bazı çocuklar duramaz.
Çünkü durduklarında daha kötü hissederler.
Hareket onlar için taşkınlık değil;
toparlanma yoludur.
Zıplar.
Koşar.
Bir yerlere çarpar.
Baskı arar.
Kendini sıkar.
Yaslanır.
Tırmanır.
Döner.
Ağır iş ister.
Dışarıdan bakınca fazla görünür.
Ama içeriden bakınca
bedeni bir arada tutma girişimidir.
Yani burada dışarıdan görülen şey taşkınlık değil;
içeriden yaşanan şey dağılmamak için verilen
bedensel bir uğraştır.
Bu çocuklar çoğu zaman:
• bedenlerini hissetmeye
• uzaydaki konumlarını ayarlamaya
• sinir sistemlerini organize etmeye
• dağılmış iç dengeyi toparlamaya çalışır.
Duyusal bütünleme yaklaşımında (A. Jean Ayres çizgisinde)
hareketin bu düzenleyici rolü açıkça tanımlanır.
Bu noktada kritik ayrım şudur:
Dışarıdan bu tablo bazen kontrolsüzlük gibi görünür.
Ama içeriden bakınca çoğu zaman kontrol arayışıdır.
Yani çocuk hareketi seçmiyor olabilir;
hareket, onun elinde kalan
son organize olma yolu haline gelmiş olabilir.
Bu hareketler bazen hiperaktivite değil,
bedeni organize etmeye çalışan bir
motor regülasyon çabası olabilir.
Çocuk hareket etmeden:
• bedenini hissedemiyor
• konumunu ayarlayamıyor
• kas tonusunu düzenleyemiyor
• iç dengesini kuramıyor olabilir.
Yani mesele
“çok hareket etmeyi sevmesi”
değildir.
Mesele, hareket olmadan
bedensel bütünlüğünü kurmakta
zorlanması olabilir.
Çocuğun içinden bakınca
“Dur dediğinde neden duramadığımı ben de tam anlatamıyorum.
Ama içimde bir şey dağılmış gibi oluyor.
Koşunca, zıplayınca, kendimi sıkınca
biraz daha toparlanıyorum.
Sen hareket görüyorsun.
Ben kendimi bir arada tutmaya çalışıyorum.”
İşte bazen yetişkinin “fazlalık” diye gördüğü şey,
çocuğun içeride dağılmamak için kurduğu son köprüdür.
Sorun çoğu zaman hareket değildir.
Sorun, hareket etmeden
bir arada kalmakta zorlanan sinir sistemidir.
Ve biz bazen,
toparlanmaya çalışan bir bedeni
yanlışlıkla susturmaya çalışırız.
◆ Çivi Cümle
Bazı çocuklar hareket etmezse dağılır;
hareket onlar için taşkınlık değil, tutunma biçimidir.
2. Alarm Hiperaktivitesi
Bazı çocuklar sürekli tetikte yaşar.
Ortada görünür bir tehlike yoktur.
Ama beden şunu hisseder:
Tehlike olabilir.
Hazır ol.
Gevşeme.
Durma.
Bu çocuk hızlı hareket eder.
Hızlı tepki verir.
Kolay irkilir.
Çabuk parlar.
Bir anda yükselir.
Durduğu anda huzursuzluk artar.
Dışarıdan “çok hareketli” görünür.
Ama içerideki esas mesele hareket değildir.
Alarmdır.
Polyvagal Theory kapsamında düşündüğümüzde
bu tablo çoğu zaman savaş–kaç aktivasyonu ile ilişkilidir.
Bu çocuklar bazen hızlı yaşadıkları için hızlı değildir.
Gevşeyemedikleri için hızlıdır.
Duramadıkları için değil,
durmak içeride daha fazla
tehdit hissettirdiği için hareket ederler.
Yani problem:
enerji değildir.
güven algısıdır.
Çünkü bazı bedenler,
tehlike geçse bile
tehlikenin geçtiğine inanamaz.
Bu çocuklarda hareket
bazen fazlalık değil,
alarmın bedendeki hızı olur.
◆ Çivi Cümle
Bazı çocuklar gerçekten hızlı değildir.
Sadece bedenleri yeterince güvende hissetmediği için yavaşlayamaz.
Çocuğun içinden bakınca
“Sen sakin ol diyorsun.
Ama içimde bir şey sürekli hazır bekliyor.
Sanki bir şey olacakmış gibi.
Sanki durursam kötü bir şey gelecekmiş gibi.
Ben hızlı değilim.
İçimdeki alarm hızlı.”
Bu yüzden bazı çocuklarda
hiperaktiviteyi azaltmaya çalışırken
esas bakılması gereken yer,
davranışın kendisi değil;
bedenin güvenlik hissidir.
Çünkü güven gelmeden bazı bedenler duramaz.
3. Dopamin Arayan Hiperaktivite
Bazı çocuklar çabuk sıkılır.
Çok çabuk.
Bir şey başlar.
Ama içerde sürmez.
Daha yenisini ister.
Daha güçlüsünü ister.
Daha hızlısını ister.
Daha ilgi çekicisini ister.
Bu çocuklarda hareket bazen
sinir sistemi alarmından değil;
uyarılma ihtiyacından kaynaklanır.
Dikkat, motivasyon ve dürtüsellik sistemleri üzerine çalışan literatür (örneğin Stephen P. Hinshaw, Russell Barkley, Thomas Brown çizgisi) şunu düşündürür:
Bazı çocukların beyni
aynı düzeyde uyarıyla
aynı biçimde sürdürülebilirlik kurmaz.
Yani mesele bazen “istememek” değil,
aynı aktivasyon düzeyini içeride taşıyamamak olabilir.
Burada dışarıdan görülen şey
çoğu zaman “çabuk sıkılıyor” olur.
Ama içeriden yaşanan şey
bazen sıkılmaktan daha fazlasıdır.
Sanki bir şey içerde tutunmaz.
Sanki dikkat başlar ama kök salmaz.
Bu yüzden dışarıdan görülen şey
bazen sabırsızlık gibi görünür;
ama içeriden yaşanan şey,
tutunamayan bir dikkat halidir.
Çocuğun içinden bakınca
“Bir şey başlıyor ama içimde hemen bitiyor.
Sanki yetmiyor.
Sanki devam edemiyorum.
Aynı şeyde kalamıyorum.
Ben ilgisiz değilim.
Sadece içimdeki motor
aynı yerde uzun süre çalışmıyor.”
Burada sorun hareket değildir.
Sorun:
uyarılma ihtiyacıdır.
Bu yüzden bazı çocuklar
kuralları değil,
içlerindeki boşluğu taşıyamaz.
Ve dışarıdan “yerinde durmuyor” diye görünen şey,
bazen içeride düşen uyarılma düzeyini
hareketle yükseltme çabasıdır.
◆ Çivi Cümle
Bazı çocuklar kuralları değil, içeride düşen uyarılmayı taşıyamaz.
4. Duyusal Yük Boşaltan Hiperaktivite
Bazı çocuklar gün boyunca taşır.
Okulda tutar.
Kalabalığı tutar.
Kuralları tutar.
Sesleri tutar.
Işığı tutar.
Beklemeyi tutar.
Kendini tutar.
Ve sonra eve gelince boşalır.
Bu yüzden bazı çocuklarda şu tablo görülür:
Okulda iyi
evde zor
Bu çoğu zaman yanlış okunur.
Şımarıklık sanılır.
Sınır denemesi sanılır.
“Beni idare ediyor” sanılır.
Oysa bazen bu,
birikmiş yükün boşalmasıdır.
Bazı çocukların en zor hali,
en çok güvendikleri yerde ortaya çıkar.
Bu yüzden evde çözülen çocuk
her zaman daha kötü durumda değildir.
Bazen sadece artık
tutmak zorunda kalmadığı yerdedir.
Bu yüzden bazı çocukların en dağılmış hali,
en güvensiz olduğu yerde değil,
en sonunda bırakabildiği yerde görünür.
Ve çoğu zaman,
o gün boyunca ne taşıdığını
kimse fark etmemiştir.
Ve bu yüzden en çok zorlandıkları an,
en çok anlaşılmaya ihtiyaç duydukları andır.
Çocuğun içinden bakınca
“Gün boyunca tutuyorum.
Sesleri tutuyorum.
Kuralları tutuyorum.
Kendimi tutuyorum.
Sonra eve gelince
artık tutamıyorum.
Sen en kötü halimi görüyorsun.
Çünkü en çok güvendiğim yerde çözülüyorum.”
Bu tablo, stres ve yük birikimi üzerine çalışan Bruce McEwen’in tanımladığı allostatik yük kavramıyla da uyumlu okunabilir.
Sinir sistemi taşır.
Biriktirir.
Telafi eder.
Sonra bir yerde boşaltır.
Yani bazı çocuklarda akşam görülen hareket artışı,
fazla enerji değil; gün boyu taşınan yükün
çıkış biçimidir.
◆ Çivi Cümle
Bazı çocuklar en çok zorlandıkları yerde değil,
en sonunda bırakabildikleri yerde çözülür.
5. Kapasite Düşüşü Hiperaktivitesi
Bu en az bilinen tiplerden biridir.
Ama en kritik olanlardan da biridir.
Çocuk yorulur.
Ve tam o anda hareket artar.
Dışarıdan bakan biri bunu
“enerjisi yükseldi” diye okuyabilir.
Oysa bazen olan tam tersidir:
Kapasite düşmüştür.
Üst beyin yoruldukça
frenleme azalır.
Motor kontrol düşer.
Regülasyon zayıflar.
Geçişler zorlaşır.
Taşıma eşiği daralır.
Bu durum stres, enerji yönetimi ve nörobiyoloji alanındaki çalışmalarla (Robert Sapolsky başta olmak üzere) uyumlu biçimde düşünülebilir.
Bazı çocuklarda bu tablo:
• motor kontrolün düşmesi
• koordinasyonun bozulması
• dürtü kontrolünün zayıflaması
• hareketi frenleyememe
• küçük zorlanmalarda bile taşma
olarak görünür.
Ve tam da bu nedenle,
yoruldukça artan hareketlilik
bazen hiperaktivite diye etiketlenir.
Bu yüzden bazı çocuklarda hareket artışı,
gücün yükseldiğini değil,
frenin zayıfladığını gösterir.
Dışarıdan taşkınlık gibi görünen şey,
içeriden bakınca tükenen sistemin çözülmesidir.
Yani bazı anlarda hareket artışı,
sistemin güçlendiğini değil,
taşıma kapasitesinin
artık inceldiğini gösterir.
Oysa bazı çocuklarda bu daha çok
tükenen sistemin çözülme biçimi olabilir.
Çocuğun içinden bakınca
“Ben yorulunca sakinleşmiyorum.
Daha çok dağılıyorum.
Daha çok zorlanıyorum.
Küçük şeyler bile ağır geliyor.
Sen enerji fazla sanıyorsun.
Ama aslında gücüm bitiyor.
Ben azmadım.
Artık taşıyamıyorum.”
Yani burada mesele:
fazla enerji değildir.
bazı anlarda gördüğümüz şey,
düşen kapasitenin gürültülü halidir.
Ve en zor gerçek de şudur:
Dışarıdan en çok “fazla” görünen an,
bazen çocuğun en çok tükenmiş olduğu andır.
Sinir sistemi kapasite farkı nasıl görünür?
Bazı çocuklar hareketi seçmez.
Hareket onlarda, sistemin zorlandığını gösteren
ilk görünür işaret haline gelir.
Özellikle şu durumlarda daha dikkatli olmak gerekir:
• günün ilerleyen saatlerinde hareket artıyorsa
• geçişlerde kontrol belirgin düşüyorsa
• yoruldukça bedensel taşma oluyorsa
• dikkat azaldıkça hareket yükseliyorsa
• baskı arama davranışları artıyorsa
• okul sonrası boşalma belirginleşiyorsa
• hareket etmeden organize olamıyorsa
Bu tablo bazen “söz dinlememe” gibi görülür.
Ama bazı çocuklarda mesele itaatsizlik değil,
bedensel fren sisteminin zorlanmasıdır.
◆ Çivi Cümle
Bazı çocuklar yorulunca sakinleşmez;
frenleri zayıfladığı için daha çok dağılır.
En kritik gerçek şu:
Çoğu çocuk tek tip değildir.
Bir çocuk yalnızca “hiperaktif” değildir.
Bazen aynı çocuk gün içinde
birkaç farklı sinir sistemi durumundan geçer:
sabah uyarılma arar,
öğlen yük taşır,
akşam boşalır,
geceye doğru kapasitesi düşer.
◆ Çivi Cümle
Bu yüzden tek etiket,
yaşayan sistemi yakalayamaz.
Bir çocukta aynı anda
regülasyon ihtiyacı,
duyusal yük,
uyarılma arayışı,
alarm hali,
yorgunluk
ve kapasite düşüşü
birlikte olabilir.
Bu yüzden tek bir açıklama
çoğu zaman çocuğu eksik okur.
Tek bir çözüm yoktur.
Ama doğru okuma vardır.
Bu yüzden bazen ilk sorumuz
“Nasıl durdururuz?” olmamalıdır.
Daha doğru ilk soru şudur:
“Bu çocuk neyi taşıyor,
neyi düzenlemeye çalışıyor,
ne olduğunda bu kadar hareket ediyor?”
Tolerans penceresi
Sinir sistemi tolerans penceresi daraldığında
çocuk aynı bedende kalmakta zorlanabilir.
Daha çabuk dolar.
Daha hızlı taşar.
Daha az taşır.
Daha çok hareket eder.
Daha zor toparlar.
Bu yüzden bazı çocuklarda hiperaktivite,
sabit bir kişilik özelliği gibi değil;
daralan tolerans penceresinin
görünür sonucu gibi okunmalıdır.
Mesele her zaman “neden durmuyor?” değildir.
Bazen daha doğru soru şudur:
Bugün bu sistem neden daha az taşıyor?
Toparlanma süresi
Çok önemli ama çok az sorulan bir soru vardır:
Hareketten sonra ne oluyor?
Bu, hiperaktivite okumasında
altın sorulardan biridir.
Çocuk hareket ettikten sonra:
• biraz toparlıyor mu?
• bedeni organize oluyor mu?
• dikkati kısmen geliyor mu?
• daha regüle hale mi geliyor?
• yoksa daha da mı dağılıyor?
Çünkü hareketin ardından olan şey,
hareketin işlevi hakkında çok şey söyler.
Eğer çocuk hareket ettikten sonra
biraz daha organize oluyorsa,
bu bazen motor regülasyon ihtiyacını
düşündürebilir.
Ama hareket arttıkça
çocuk daha da çözülüyorsa,
bu durum
alarm,
kapasite düşüşü ya da
yük taşmasını düşündürebilir.
Yani yalnızca harekete değil, hareketten sonrasına bakmak gerekir.
Çocuğun kendi regülasyon stratejileri
Bazı çocuklar yük altındayken:
• daha çok hareket eder
• baskı arar
• yalnız kalmak ister
• döner
• zıplar
• ritim arar
• rutin ihtiyacı artar
• aynı hareketi tekrarlar
Bu davranışların hepsi problem değildir.
Bazıları, sinir sisteminin
kendi kendini ayakta tutma girişimidir.
Barry Prizant çizgisine yakın bir sadelikle söylersek:
Bazı davranışlar bozulma değil, adaptasyondur.
Bu nedenle çocuğun yaptığı şeyi
yalnız durdurmaya çalışmak,
bazen onun elindeki
son regülasyon aracını da
elinden almak anlamına gelebilir.
Günlük hayatta görünüm
Günlük hayatta bu tablo nasıl fark edilir?
Aile çoğu zaman yalnızca
“çok hareketlilik” görür.
Ama biraz dikkat edilirse
hareketin biçimi,
zamanı ve işlevi de
görünmeye başlar.
Örneğin evde şunlar fark edilebilir:
• oturması beklenirken sık sık ayağa kalkma
• durup dururken değil, özellikle zorlandığında hareket artışı
• baskı arama
• sık çarpma, sakarlık, hareketi ayarlayamama
• akşama doğru belirgin taşma
• okul sonrası boşalma
• geçişlerde bedensel çözülme
• yoruldukça kontrol kaybı
• durduruldukça daha da dağılma
Okulda ise şu şekilde görünebilir:
• sırasını beklemekte zorlanma
• yerinde oturmada zorlanma
• derste kısa süre sonra bedensel hareketlenme
• dikkat düştükçe hareket artışı
• teneffüs sonrası zor toparlanma
• günün ikinci yarısında kapasite daralması
Terapide ise şöyle fark edilebilir:
• başlangıçta katılım varken kısa sürede bedensel dağılma
• yapı arttıkça hareket artışı
• yoruldukça işbirliği değil, çözülme görülmesi
• bedeni organize etmek için hareket ihtiyacının belirginleşmesi
Yani gördüğümüz şey bazen kontrolsüzlük değil,
kontrolün yavaş yavaş çözülmesidir.
Yanlış yorumlar
En sık yapılan hata şudur:
“Bu çocuk fazla enerjik.”
Oysa bazen mesele enerji değil;
yük, alarm, eşik ve kapasitedir.
“Kurallara uymuyor.”
Oysa bazen mesele kural değil;
bedensel frenleme zorluğudur.
“Yerinde durmak istemiyor.”
Oysa bazen mesele istememek değil;
durduğunda dağılmaktır.
“Dikkatini vermiyor.”
Oysa bazen mesele dikkat değil;
uyarılma düzeyini sürdürememektir.
“Evde böyle, okulda değil;
demek ki idare ediyor.”
Oysa bazen mesele rol yapmak değil;
gün boyu taşınan yükün
güvenli yerde boşalmasıdır.
“Yorulunca sakinleşir.”
Oysa bazı çocuklar yorulunca sakinleşmez. Daha çok çözülür.
◉ Pusula
Bazı çocuklar fazla hareketli değildir.
Bazen yalnızca sinir sistemleri fazla şey taşır.
Erken uyarı işaretleri
Aşağıdaki işaretler tek başına aynı anlama gelmez.
Ama birlikte olduklarında hareketin altında
başka bir sinir sistemi ihtiyacı olabileceğini düşündürebilir:
• hareket etmeden organize olamama
• baskı arama
• sık çarpma ve sakarlık
• yoruldukça belirgin taşma
• geçişlerde bedensel çözülme
• okulda tutup evde boşalma
• dikkat düştükçe hareketin artması
• akşam kapasite daralması
• durduruldukça daha fazla dağılma
• hareket sonrası ya toparlanma ya da daha çok çözülme
Özellikle dikkat edilmesi gereken paternler
Şu örüntüler birlikte değerlendirilmelidir:
• oturması beklenirken sık sık ayağa kalkma
• uygunsuz zamanlarda belirgin hareket artışı
• sırasını beklemede zorlanma
• çok konuşma veya söze dürtüsel girme
• sürekli hareket ederek bedeni toparlamaya çalışma
• yorulunca kontrolün belirgin şekilde düşmesi
• geçişlerde zorlanma ve bedensel taşma
• sık çarpma, sakarlık veya hareketi ayarlayamama
• baskı arama davranışları
• okulda iyi – evde boşalma örüntüsü
Bu paternler bize şunu düşündürebilir:
Bazen gördüğümüz şey
kontrolsüzlük değil,
kontrolün yavaş yavaş çözülmesidir.
Mini gözlem rehberi
Şu sorular çok yardımcı olur:
• Hareket en çok ne zaman artıyor?
• Dur denince ne oluyor?
• Hareket ettikten sonra biraz toparlıyor mu, daha mı dağılıyor?
• Günün hangi saatlerinde kapasite daha dar?
• Okulda mı daha çok tutuyor, evde mi boşalıyor?
• Yoruldukça hareket artıyor mu?
• Baskı arama, yaslanma, sıkılma ihtiyacı var mı?
• Dikkat düştüğünde hareket artıyor mu?
• Hareket etmeden organize olmakta zorlanıyor mu?
• Geçişlerde bedensel çözülme oluyor mu?
• Bu tablo her ortamda aynı mı, yoksa bağlama göre değişiyor mu?
Amaç burada çocuğu etiketlemek değildir.
Amaç, hareketin altında
hangi ihtiyacın olabileceğini
daha doğru fark etmektir.
Bu yazının belki en önemli cümlesi
Çocuk yapmıyor değil,
bazen yapamıyordur.
(Ross W. Greene yaklaşımı)
Bu yazı neyi hatırlatıyor?
Davranış görünendir.
Ama görünmeyen yerde çoğu zaman
bir beden,
bir yük,
bir eşik,
bir alarm,
bir yorgunluk
ve dağılmamak için verilmiş
sessiz bir mücadele vardır.
Bu yüzden bazı çocukları hareketleriyle değil,
taşıdıkları görünmeyen yükle anlamak gerekir.
Erken fark etmenin önemi
Hiperaktiviteyi tek tip görmek,
yanlış müdahaleye yol açar.
Yanlış müdahale ise
çocuğun yükünü azaltmak yerine artırabilir.
Hiperaktiviteyi tek tip görmek
yalnızca yanlış açıklamaya yol açmaz.
Yanlış müdahaleye de yol açar.
Ve yanlış müdahale bazen davranışı değil,
çocuğun yalnızlığını büyütür.
Çünkü anlaşılmayan çocuk
çoğu zaman daha çok düzeltilir,
daha çok uyarılır,
daha çok susturulmaya çalışılır.
Oysa bazı çocukların
önce kontrol edilmeye değil,
doğru okunmaya ihtiyacı vardır.
Çünkü alarm hiperaktivitesine
yalnız disiplinle yaklaşmak
başka sonuç verir,
motor regülasyon ihtiyacını
yalnız yasakla karşılamak
başka sonuç verir,
kapasite düşüşünü
“fazla enerji” sanmak
başka bir zarar doğurur.
Ama doğru okunduğunda:
• davranış azalabilir
• çocuk rahatlayabilir
• ilişkide çatışma düşebilir
• yanlış suçlama azalabilir
• regülasyon desteklenebilir
• çocuk kendini daha az yalnız hissedebilir
◉ Seri pusulası
Bu seri şunu hatırlatır:
Davranışı durdurmak değil,
sinir sistemini anlamak gerekir.
Ana mesaj
“Hiperaktivite bir davranıştır” demek eksik kalır.
Daha doğru ifade şudur:
Hiperaktivite çoğu zaman
sinir sisteminin denge arayışının
dışarıdan görünen halidir.
Ve bu denge arayışı
her çocukta aynı nedenle
ortaya çıkmaz.
Bazen alarmdır.
Bazen duyusal yük.
Bazen motor organizasyon ihtiyacı.
Bazen uyarılma arayışı.
Bazen kapasite düşüşü.
Bu yüzden aynı görünen hareketlilik,
aynı anlamı taşımaz.
Okur için çıkarım
Bir çocuk çok hareketliyse,
önce yalnızca “fazla” olduğuna karar vermek yerine
şunu sormak gerekir:
Bu çocuk neyi düzenlemeye çalışıyor?
Çünkü doğru soru sorulmadan,
doğru müdahale kurulamaz.
Belki de ilk soru
“Nasıl durdururuz?” değil,
“Durmadan önce ne oluyor?”
olmalıdır.
Çünkü bazı çocuklar
fazla hareket ettiği için zorlanmaz.
Hareket etmeden
organize olamadığı için hareket eder.
Çünkü bazı çocuklar
gerçekten fazla değildir.
Sadece bedenleri
daha fazla iş yapıyordur.
Ve bazen onların hareketi,
yetişkinlerin sandığı gibi sorun değil,
çökmeden önceki son denge arayışıdır.
Ve bazen gördüğümüz şey
fazla hareket değil,
bedenin çözülmeden kalabilmek için
verdiği son mücadeledir.
Ve bazen o çaba da anlaşılmazsa,
çocuk daha da yalnız kalır.
Günlük hayatta fark edilebilecek işaretler
Aşağıdaki işaretler, hareketin altında farklı sinir sistemi ihtiyaçları olabileceğini düşündürebilir:
• durduğu anda daha kötü görünme
• hareket ettikten sonra geçici toparlanma
• baskı arama ve bedeni sıkıştırma isteği
• okul sonrası boşalma
• yoruldukça belirgin dağılma
• dikkat düştükçe hareket artışı
• geçişlerde bedensel taşma
• sürekli ayağa kalkma
• sakarlık ve bedenini ayarlamakta zorlanma
• gün içinde farklı nedenlerle farklı türde hareketlilik gösterme
⬛ Mühür
Bir davranışı susturmak kolaydır.
Bir sinir sistemini ancak güven onarır.
Kapanış
Bazı çocuklar fazla hareketli değildir.
Sadece daha fazla yük taşırlar.
Bazıları duramaz
çünkü bedeni dağılır.
Bazıları duramaz
çünkü alarmdadır.
Bazıları duramaz
çünkü içi boşalır.
Bazıları duramaz
çünkü yoruldukça çözülür.
Ve bazen biz,
en son görüneni ilk sorun sanırız.
Oysa bazen görünen şey,
bedenin son tutunma biçimidir.
Ve bazen o son tutunma biçimi yanlış okunursa,
çocuk yalnızca yorulmaz;
yanlış anlaşılmış da olur.
Ve yanlış anlaşılan çocuk,
çoğu zaman daha çok düzeltilir;
ama daha az anlaşılır.
Belki çocuk aslında şunu söylemek isterdi:
“Beni dışarıdan görüyorsun.
Ama içeride ne taşıdığımı
görmüyorsun.
Ben fazla değilim.
Bazen sadece çok yüklüyüm.
Bazen çok dağılmışım.
Bazen çok yorulmuşum.
Ve bazen, sana
davranış gibi görünen şey
benim son tutunma biçimim oluyor.”
Bir Sonraki Yazıya Geçiş
Bu yazıda:
• hiperaktivitenin tek tip olmadığını
• aynı hareketliliğin farklı sinir sistemi nedenlerine dayanabileceğini
• regülasyon arayan, alarm yaşayan, uyarılma arayan, yük boşaltan ve kapasite düşüren tabloları
• hareketin bazen sorun değil, çözüm girişimi olabileceğini
• “çok hareket ediyor” cümlesinin neden çoğu zaman açıklama olmadığını konuştuk.
Bir sonraki yazıda şu soruya bakacağız:
Bu çocuklarda en sık yapılan hatalar neler?
Çünkü bazen iyi niyetle yapılan şeyler bile
davranışı azaltmak yerine artırabilir.
Faydalanılan Kaynaklar & Okuma Notları
Aşağıda yer alan isimler; sinir sistemi regülasyonu, alarm yanıtı, duyusal yük, motor organizasyon, dikkat–uyarılma sistemleri, stres fizyolojisi, çocuk sağlığı, gelişimsel nörobilim ve davranışın biyolojik temeli alanlarında bu yazının kuramsal ve klinik zeminini oluşturan temel çalışmaları temsil etmektedir.
Bu metin bir akademik derleme değildir. Farklı disiplinlerde üretilmiş bilgilerin; çocuğu nesneleştirmeden, aileyi suçlamadan ve davranışı yalnız sonuç değil, sinir sistemi–beden–yük–kapasite ilişkisi içinde okumaya çalışarak bir araya getirilmesi çabasıdır.
1. Sinir sistemi – regülasyon – stres – alarm
Bruce D. Perry — çocuk psikiyatristi, nörobilimci — The Boy Who Was Raised as a Dog, What Happened to You?— çocuk sinir sisteminin deneyimle şekillendiğini ortaya koyan nörogelişimsel model; davranışın çoğu zaman tercih değil, alttaki sinir sistemi durumunun bir çıktısı olabileceğini gösterir — bu yazının “hareket bazen çözüm girişimidir” omurgasını destekler.
Stephen W. Porges — sinirbilimci, psikolog — Polyvagal Theory— nörosepsiyon ve otonom sinir sistemi güven–tehdit ayrımı; alarm hiperaktivitesi, duramama ve gevşeyememe tablolarını anlamada temel çerçeve sunar.
Allan N. Schore — psikiyatrist, nörobilimci— erken ilişkiler ve regülasyon sistemleri üzerine çalışmaları; sinir sistemi organizasyonunun ilişkisel temeline işaret eder — davranışın yalnız bireysel değil, düzenleyici bir süreç olduğunu gösterir.
Daniel J. Siegel — psikiyatrist — Interpersonal Neurobiology— regülasyonun ilişki içinde kurulan bir süreç olduğunu vurgular; davranış değişimlerini yalnız bireysel değil, sistemsel olarak okumayı destekler.
Bessel van der Kolk — psikiyatrist — The Body Keeps the Score— stres ve tehdit deneyimlerinin bedende taşındığını gösterir; görünürde aşırı hareket olan durumların bedensel yükle ilişkili olabileceğini düşündürür.
Ross W. Greene — klinik psikolog — The Explosive Child— “children do well if they can” yaklaşımı; davranışı niyet değil kapasite ve düzenleme zorluğu üzerinden okur — bu yazının temel cümlesiyle doğrudan örtüşür: “Çocuk yapmıyor değil, bazen yapamıyordur.”
2. Duyusal sistem – bedensel regülasyon – motor organizasyon
A. Jean Ayres — ergoterapist — Sensory Integration Theory— duyusal işlemleme ve motor organizasyon; hareketin bedeni düzenleme ve organize etme işlevini açıklar — bu yazının “hareket etmeden bedenini hissedememe” bölümünü destekler.
Lucy Jane Miller — klinik araştırmacı — Sensational Kids— duyusal farklılıkların davranış ve regülasyon üzerindeki etkilerini görünür kılar; “fazla hareket” görünen tabloların duyusal düzenleme çabası olabileceğini düşündürür.
Mona Delahooke — klinik psikolog — Beyond Behaviors— davranışı alttaki nörofizyolojik durumun dışa vurumu olarak ele alır; bu yazının “davranışı bastırmadan önce işlevini anlamak gerekir” çizgisini destekler.
Stuart Shanker — gelişimsel psikolog — Self-Reg— davranışı stres yükü, regülasyon maliyeti ve enerji ekonomisi üzerinden açıklar; gün sonu taşma ve duyusal yük boşaltma bölümlerine doğrudan zemin sağlar.
3. İnterosepsiyon – beden içi sinyaller – beden farkındalığı
Kelly Mahler — ergoterapist — The Interoception Curriculum— beden sinyallerini fark etme, anlamlandırma ve yanıt verme süreçleri; bazı çocukların hareket olmadan kendini organize edememesini açıklar.
Antonio Damasio — nörobilimci — The Feeling of What Happens— bedenin önce hissettiği, zihnin sonra anlamlandırdığı çerçeve; davranış öncesi bedensel deneyimin önemini ortaya koyar.
4. Dikkat – motivasyon – uyarılma sistemleri
Stephen P. Hinshaw — klinik psikolog— ADHD ve davranışın çok boyutlu yapısı üzerine çalışmalar; hiperaktivitenin tek tip olmadığını destekler.
Russell A. Barkley — klinik psikolog— yürütücü işlevler ve dürtü kontrolü; hareketin yalnız fazlalık değil, inhibisyon zorluğu ile ilişkili olabileceğini gösterir.
Thomas E. Brown — klinik psikolog— dikkat ve motivasyon sistemleri; uyarılma düzeyi sürdürülemediğinde hareketin artabileceğini açıklar.
5. Stres fizyolojisi – yük birikimi – kapasite düşüşü
Robert Sapolsky — nörobiyolog — Why Zebras Don’t Get Ulcers— stres altında üst beyin işlevlerinin zayıflaması; yoruldukça artan hareket ve kontrol kaybı bölümlerini açıklar.
Bruce McEwen — nörobiyolog — allostatik yük— gün içinde biriken yükün sinir sistemi kapasitesini daraltması; “okulda iyi – evde boşalma” örüntüsünü destekler.
Nadine Burke Harris — çocuk doktoru — The Deepest Well— kronik stresin beden ve davranış üzerindeki etkileri; kapasite düşüşünün biyolojik zemini.
6. Çocuk sağlığı – gelişimsel pediatri
T. Berry Brazelton — çocuk doktoru— çocuk davranışlarının gelişimsel ve bedensel temelleri; hareketliliğin yalnız disiplin değil, gelişimsel bağlamda okunması gerektiğini gösterir.
American Academy of Pediatrics (AAP)— ADHD ve gelişimsel değerlendirme için klinik çerçeve sağlar.
National Institute of Mental Health (NIMH)— hiperaktivite ve dikkat sistemlerinin çok boyutlu değerlendirilmesini destekler.
7. Uyku – enerji – toparlanma kapasitesi
Matthew Walker — nörobilimci — Why We Sleep— uyku düzeninin dikkat, dürtü kontrolü ve regülasyon üzerindeki etkileri; kapasite düşüşü ve akşam taşma bölümlerine güçlü destek sağlar.
8. Otizm – nörogelişim – heterojen profil
Catherine Lord
Ami Klin
Simon Baron-Cohen
Uta Frith
Nick Walker
— nörogelişimsel çeşitlilik; aynı davranışın farklı çocuklarda farklı anlamlar taşıyabileceğini gösterir
— bu yazının “hiperaktivite tek tip değildir” omurgasını destekler.
9. Klinik yaklaşım ve davranış yorumlama
Barry M. Prizant — Uniquely Human— davranışın işlev, ihtiyaç ve regülasyon arayışı taşıdığı yaklaşım.
Mona Delahooke
Stuart Shanker
Ross W. Greene
— ortak yaklaşım: Davranış yalnız sonuç değildir, alttaki sistemin bir ifadesidir.
10. Kurumsal ve akademik çerçeveler
• Harvard Center on the Developing Child
• National Child Traumatic Stress Network (NCTSN)
• Polyvagal Institute
• World Health Organization (WHO)
• Neurosequential Model Network
— davranışı biyolojik, gelişimsel ve çevresel bağlamda birlikte ele alan çerçeveler.
Bu yazının bilimsel omurgasını oluşturan temel fikir
Bu yazının dayandığı ortak bilimsel hat şudur:
Hiperaktivite tek bir anlama gelmez. Dışarıdan benzer görünen hareketlilik;
• bazen alarmdır
• bazen duyusal yük birikimidir
• bazen bedeni organize etme çabasıdır
• bazen uyarılma ihtiyacıdır
• bazen kapasite düşüşüdür
Bu yüzden “çok hareket ediyor” cümlesi çoğu zaman açıklama değildir.
Daha doğru soru şudur: Bu çocuk neden hareket etmek zorunda hissediyor?
Çünkü bazı çocuklarda hareket:
• bir düzenleme girişimi
• bir bedensel organizasyon çabası
• bir alarm yanıtı
• bir yük boşaltma yolu
• bir kapasite düşüşünün görünür hali
olabilir.
Ve bazen en çok “fazla” görünen an, çocuğun en çok zorlandığı andır.
Bu yazının temel pusulası
Davranış = görünen
Sinir sistemi = süreç
Beden = veri
Hareket = bazen çözüm girişimi



Yorumlar