top of page

Eşik Yazı: OTİZMİN ÇEKİRDEK ÖZELLİKLERİ

  • 17 Mar
  • 13 dakikada okunur

Davranıştan Deneyime Geçiş Çocuğun Sinir Sistemini İçeriden Okumak



Otizmi anlamak için bazen davranışa değil, sinir sisteminin yaşadığı deneyime bakmak gerekir.


Bazı çocuklar zor değildir.

Sadece sinir sistemleri dünyayı daha yoğun yaşar.


İlk seride davranışı yeniden okumayı öğrendik.

Davranışın çoğu zaman bir karakter özelliği değil, sinir sisteminin verdiği bir cevap olduğunu gördük.


Şimdi bir adım daha ileri gidebiliriz.

Çünkü davranışı anlamak bir başlangıçtır.


Ama asıl soru şudur:

Otizm ile yolu kesişen bir bireyin sinir sistemi dünyayı nasıl yaşar?


Bu soru önemlidir.

Çünkü davranış çoğu zaman görünen kısımdır.

Ama asıl hikâye çoğu zaman; sinir sisteminde, bedende, duyusal yükte, enerji ekonomisinde ve regülasyon kapasitesinde yaşanır.


Bu yüzden bu yazıdan itibaren odağımız şu olacak:

“Davranış ne?” değil.

Bu sinir sistemi dünyayı nasıl deneyimliyor olabilir?


Bazı çocuklar zor değildir.

Dünya onlar için: daha hızlı, daha yoğun, daha öngörülmez, daha yorucu olabilir.


Bazı çocuklar dünyaya uyum sağlayamadıkları için zor görünmez. Dünya onlara fazla geldiği için zorlanırlar.


Bu yazıda neyi anlamaya çalışacağız?

Bu bölüm bir tanı anlatımı değildir.

Otizm ile yolu kesişen bir bireyin sinir sisteminin bazı temel çalışma özelliklerini anlamaya yönelik bir çerçevedir.


Her çocuk farklıdır.

Ama araştırmalar (Perry, Porges, Delahooke, Schore, Siegel) birçok otizmli çocukta bazı ortak sinir sistemi temaları olduğunu gösterir:

• öngörü ihtiyacı

• değişimin maliyeti

• yoğunluk toleransı

• güvenlik organizasyonu

• enerji ekonomisi

• duyusal filtreleme farklılıkları

• regülasyon kırılganlığı

• toparlanma süresi

• maskelenme maliyeti

• birikimli yük


Bu başlıklar anlaşılmadan davranış çoğu zaman yanlış isimlendirilir.


Bu özellikler sabit değildir.

Çoğu zaman bunlar, desteklenmemiş bir sinir sisteminin verdiği cevaplardır.

Sinir sistemi doğru okunduğunda ve desteklendiğinde, tablo bazen şaşırtıcı ölçüde değişir.


Çünkü sinir sistemi:

güven arttıkça,

regülasyon arttıkça,

öngörü arttıkça,

destek gördükçe

esneklik geliştirir.


Ama tersine, sinir sistemi sürekli zorlandığında, yanlış okunduğunda ve destek bulamadığında tablo ağırlaşabilir.


Nitekim ilk seride de gördüğümüz gibi:

yanlış okuma arttıkça yük artar,

yük arttıkça regülasyon zorlaşır,

regülasyon zorlaştıkça davranış ağırlaşır.


Ve bazen değişen şey çocuk değildir. Değişen şey, çocuğun artık yükü tek başına taşımıyor olmasıdır.

Örneğin:

rutin ihtiyacı zamanla esner ve çocuk rutinleri daha esnek kullanabilir hale gelir,

geçiş zorlukları destekle kolaylaşır,

duyusal zorlanma beden okundukça hafifler,

maskelenme ihtiyacı anlaşıldıkça azalır.


Yani mesele çoğu zaman:

“otizm böyle” değildir.


Mesele bazen şudur:

Sinir sistemi ne kadar doğru okunuyor?

Ve ne kadar destekleniyor?


Doğru destekle birçok özellik kaybolmaz; ama çocuk için daha yönetilebilir hale gelir.


Bu yüzden bu başlıklar etiket değildir.

Bir okuma rehberidir.


Amaç çocukları tanımlamak değil,

çocuğu daha doğru okumak ve sinir sistemini daha doğru desteklemektir.


Çünkü çoğu zaman gelişimi değiştiren şey,

daha fazla müdahale değil,

daha doğru bir bakış açısıdır.



1- Öngörü ihtiyacı

(Predictability & neuroception)

Bazı çocuklar kontrol aramaz; önce zeminin kaymayacağından emin olmak ister.


Stephen Porges’in çalışmaları bize şunu gösterir:

Sinir sistemi sürekli şu soruyu sorar:

Güvende miyim?


Bu soru bilinçli sorulmaz.

Sinir sistemi bunu otomatik olarak tarar.

Buna nörosepsiyon denir.


Otizm ile yolu kesişen bazı bireylerin sinir sistemlerinde belirsizlik daha hızlı tehdit olarak algılanabilir.


Bu yüzden çocuk:

aynı rutini ister,

aynı sırayı ister,

aynı yolu ister.

Bu katılık değildir.


Bu çoğu zaman sinir sisteminin güvenlik stratejisidir.


Öngörü bu çocuklar için konfor değil;

regülasyon aracıdır.


Bu yüzden ani değişim küçük bir olay değil,

sinir sistemi için zemin kayması gibi yaşanabilir.


En sık yanlış okuma:

Takıntılı

Kontrolcü

Değişime kapalı

İnatçı


Sinir sistemi perspektifi:

Sinir sistemi belirsizliği tehdit olarak okuyorsa,

öngörü aramak bir tercih değildir.

Bir regülasyon aracıdır.


Çocuk kontrol etmek istemiyor olabilir.

Güvende kalmaya çalışıyor olabilir.


Günlük hayattan küçük bir örnek:

Her gün aynı bardaktan su içmek isteyen bir çocuk inat etmiyor olabilir.

O bardak sinir sistemi için öngörü demek olabilir.



2- Değişimin maliyeti

(Transition load)

Geçiş bazen yalnızca bir davranış değişimi değil, sinir sistemi için yeniden kurulma maliyetidir.


Bruce Perry’nin nörogelişimsel modeli bize şunu söyler:

Sinir sistemi durum değiştirmek için enerji harcar.


Bazı sinir sistemlerinde bu maliyet daha yüksektir.

Bu yüzden bir etkinlikten diğerine geçmek yalnız davranış değişimi değildir.

Sinir sisteminin yeniden ayar yapmasıdır.


Bu yüzden bazı çocuklar:

geçişte zorlanır,

beklemekte zorlanır,

plan değişiminde zorlanır.

Bu direnç değildir.

Bu çoğu zaman nörofizyolojik geçiş maliyetidir.


Yani çocuk istemediği için değil,

beden yeniden organize olmakta zorlandığı için zorlanıyor olabilir.


En sık yanlış okuma:

Naz yapıyor

Direniyor

Uyum göstermiyor

Zorlaştırıyor


Sinir sistemi perspektifi:

Bazı sinir sistemlerinde geçiş zihinsel değil, nörofizyolojik yeniden organizasyondur.


Yani çocuk istemediği için değil,

sinir sistemi geçişi taşıyamadığı için zorlanıyor olabilir.


Günlük hayattan küçük bir örnek:

Tablet kapanınca öfkelenen bir çocuk bağımlı olmayabilir.

Sadece sinir sistemi bir anda geçiş yapmakta zorlanıyor olabilir.



3- Yoğunluk toleransı

(Sensory & cognitive load)

Bazen sorun tek bir uyaran değildir; toplam yük taşınamaz hale gelmiştir.


Allan Schore ve Mona Delahooke’un çalışmalarında önemli bir vurgu vardır:

Bazı sinir sistemleri yoğunluğu daha hızlı hisseder.


Bu yoğunluk yalnız gürültü değildir.

Şunlar da yoğunluk olabilir:

çok konuşma,

çok beklenti,

çok sosyal temas,

çok tempo,

çok görev,

çok uyaran.


Bazı çocuklar için sorun tek bir şey değildir.

Toplam yüktür.


Bu yüzden bazen çocuk:

okulda idare eder, evde çöker.

Bu çelişki değildir.

Bu, sinir sisteminin enerji boşaltma sürecidir.


En sık yanlış okuma:

Abartıyor

Çok hassas

Nazlı

Drama yapıyor


Sinir sistemi perspektifi:

Sorun tek uyaran değildir.

Toplam yüktür.


Bazı sinir sistemleri çoklu yükü daha hızlı hisseder.

Bu zayıflık değildir.

Yük işleme farkıdır.


Günlük hayattan küçük bir örnek:

Misafir varken sessiz duran ama misafir gidince ağlayan bir çocuk şımarık olmayabilir.

Sadece sinir sistemi gün boyu biriken yükü boşaltıyor olabilir.


Bu noktada önemli bir şeyi fark etmek gerekir:

Bu başlıklar birbirinden bağımsız değildir.

Çoğu zaman aynı sinir sisteminin farklı yüzlerini anlatırlar.



4- Güvenlik organizasyonu

(Safety behaviors)

Bazı davranışlar bozulma değil, sinir sisteminin ayakta kalma çabasıdır.


Ross Greene ve Stuart Shanker bu noktada önemli bir şeyi vurgular:

Bazı davranışlar problem değil, regülasyon girişimidir.


Örneğin:

tekrar etme, kontrol etme, kaçınma, sabitleme.


Bunlar bazen “problem davranış” gibi görülür.

Ama çoğu zaman sinir sisteminin denge kurma çabasıdır.

Yani çocuk sorun üretmiyor olabilir.

Sinir sistemi çözüm üretmeye çalışıyor olabilir.


En sık yanlış okuma:

Problem davranış

Kontrol davranışı

Obsesyon

Kuralcılık


Sinir sistemi perspektifi:

Bazı tekrarlar ritüel değil, sinir sistemi regülasyon girişimi olabilir.

Çocuk problem üretmiyor olabilir.

Denge üretmeye çalışıyor olabilir.


Günlük hayattan küçük bir örnek:

Sürekli aynı soruyu soran bir çocuk rahatsız etmek istemiyor olabilir.

Sadece sinir sistemi emin olmaya çalışıyor olabilir.


5- Enerji ekonomisi

(Energy budget)

Yapabilmek ile sürdürebilmek aynı şey değildir.


Matthew Walker ve sinir sistemi araştırmaları şunu gösterir:

Bazı sinir sistemleri daha fazla enerji harcar.


Bu yüzden bazı çocuklar:

çok şey yapabilir ama sürdüremez,

çok iyi başlayabilir ama devam edemez.

Bu kapasite sorunu değildir.

Enerji bütçesi sorunudur.

Bu yüzden bazı çocuklar başlar ama devam edemez.


Bu motivasyon değildir.

Sinir sistemi maliyetidir.

Bu fark anlaşılmazsa çocuk:

“yapabiliyor ama yapmıyor”

gibi yanlış okunur.


En sık yanlış okuma:

İstese yapar

Seçiyor

Keyfine göre

Motivasyonu yok


Sinir sistemi perspektifi:

Bazı sinir sistemleri yüksek performans gösterebilir ama sürdüremez.

Bu karakter değildir.

Enerji bütçesidir.

Performans var olabilir.

Ama sürdürülebilirlik olmayabilir.


Günlük hayattan küçük bir örnek:

Ödeve çok iyi başlayan ama yarım bırakan bir çocuk isteksiz olmayabilir.

Sadece enerji bütçesi tükenmiş olabilir.


Çünkü sinir sistemi yalnız uyaranı değil, o uyaranı taşımak için harcadığı enerjiyi de yönetmek zorundadır.


6- Duyusal filtreleme farklılıkları

(Sensory gating)

Herkesin arka plan dediği şey, bazı sinir sistemleri için ön plandaki yüktür.


Jean Ayres ve Lucy Miller’in çalışmalarına göre:

Bazı çocukların sinir sistemi arka plan uyaranlarını filtrelemekte zorlanabilir.


Örneğin:

floresan ışık,

arka plan sesleri,

kıyafet dokusu,

kalabalık.


Bu detay değildir.

Sinir sistemi için gerçek uyarandır.


Bu yüzden bazı çocuklar:

çabuk yorulur,

çabuk gerilir,

çabuk kapanır.


Bu hassasiyet değildir.

Duyusal işlemleme farkıdır.


En sık yanlış okuma:

Bahane

Şımarıklık

Hassasiyet

Alışması lazım


Sinir sistemi perspektifi:

Bazı beyinler arka planı filtrelemekte zorlanır.

Bu seçim değildir.

Nörolojik işlemleme farkıdır.


Bu yüzden bazı çocuklar herkesin tolere ettiği ortamda bile yorulabilir.


Günlük hayattan küçük bir örnek:

Kalabalık bir markette huzursuz olan bir çocuk öfkeli olmayabilir.

Sadece sinir sistemi fazla uyaran alıyor olabilir.


7- Bilgi işleme yoğunluğu

(Information load & scanning)


Bazı çocuklarda mesele zihnin hızlı ya da yavaş olması değildir. Bazen mesele, sinir sisteminin aynı anda çok fazla şeyi işlemeye çalışmasıdır.

Otizmle ilgili en sık yanlış anlaşılmalardan biri şudur:

Bazı çocukların zihni çok hızlı çalışıyor gibi görünür.

Bu gözlem bazen doğrudur.


Ama çoğu zaman burada asıl mesele yalnızca hız değildir.

Mesele, sinir sisteminin çevreden gelen veriyi nasıl aldığı,

nasıl filtrelediği ve ne kadarını aynı anda işlemeye çalıştığıdır.


Bazı otizmli bireylerde sinir sistemi çevreyi daha fazla tarıyor olabilir.

Bu bazen hızlı düşünme gibi görünse de çoğu zaman daha fazla veri işleme anlamına gelir.


Yani burada mesele çoğu zaman “üstün hız” değil,

daha açık filtre, daha fazla veri girişi ve daha yüksek işlem yüküdür.


Bu yüzden bazı çocuklar:

çok şey fark eder,

çok detay görür,

çok küçük değişimleri hisseder,

çok hızlı yüklenir.


Bu bazen dışarıdan bakınca güçlü bir dikkat gibi görünür.

Ama içeride olan şey çoğu zaman şudur:

sinir sistemi aynı anda çok fazla şeyi taşımaya çalışıyordur.


Duyusal işlemleme ve algısal farklılıklarla ilgili literatür bize şunu düşündürür:

Bazı beyinlerde önemli olan bilgi öne çıkar,

önemsiz olan ise daha kolay bastırılır.


Bazı otizmli bireylerin sinir sistemlerinde ise bu filtre daha geçirgen olabilir.


Yani:

önemli bilgi kalır,

önemsiz görünen bilgi de yine kalır.

Bu yüzden çocuk yalnızca ana uyaranı değil,

arka planı da işler.


Bazen çocuk:

öğretmeni dinler,

ışığı hisseder,

kalemin sesini duyar,

sandalyenin sürtünmesini fark eder,

yanındaki çocuğun hareketini izler.


Bu bir “abartı” değildir.

Bu çoğu zaman yüksek eşzamanlı işlem yüküdür.

Bu durum bazı çalışmalarda bilgi işleme yükü (information processing load) olarak tanımlanır.


Bu durum özellikle grup ortamlarında daha görünür hale gelebilir.

Çünkü bazı çocuklar arkadaşlarından değil,

ortamdaki hareket yoğunluğundan zorlanır.


Grup terapilerinde veya sınıfta aynı anda:

çocuklar hareket eder,

sesler değişir,

kurallar hatırlatılır,

beklenmedik davranışlar olur,

tempo artar.


Bazı sinir sistemleri için bu sosyal bir durumdan çok,

yüksek değişkenlikli bir ortam anlamına gelir.


Bu yüzden bazı çocuklar ortamı düzenlemeye çalışabilir:

sırayı belirlemek isteyebilir,

kuralları hatırlatabilir,

arkadaşlarını yönlendirmeye çalışabilir,


Bu bazen şöyle okunur:

kontrolcü,

ortamı bozuyor,

arkadaşlarına karışıyor.


Ama sinir sistemi perspektifinden bakınca bazen mesele şudur:

Çocuk arkadaşlarını kontrol etmeye çalışmıyor olabilir.

Ortamı kendi sinir sistemi için daha öngörülebilir ve taşınabilir hale getirmeye çalışıyor olabilir.


Çünkü bazı çocuklar için düzen yalnızca kural değildir.

Bir regülasyon aracıdır.



Bazı çocuklar ortamı kontrol etmeye çalışmaz. Ortamı sinir sistemlerinin taşıyabileceği hale getirmeye çalışır.


Bu yüzden bazı durumlarda “dikkat eksikliği” olarak yorumlanan şey de aslında farklı olabilir.

Sorun her zaman dikkat azlığı değildir.

Bazen sorun, sinir sisteminin aynı anda fazla şeyi fark etmesidir.

Yani bazen dikkat kaybı değil,

dikkat taşması yaşanabilir.


Bu noktada önemli bir ayrımı hatırlamak gerekir:


Her odaklanma sorunu dikkat eksikliği değildir. Bazen mesele dikkat sistemi değil, sinir sisteminin yük yönetimidir.

En sık yanlış okuma:

Aşırı dalgın

Her şeyi takıyor

Fazla hassas

Kafası çok karışık

Bir şeye odaklanamıyor.


Sinir sistemi perspektifi:

Sorun her zaman dikkat eksikliği değildir.

Bazen sorun, sinir sisteminin aynı anda fazla ayrıntıyı işlemeye çalışmasıdır.


Bazı çocuklar bütünden çok detayı fark eder.

Bu durum bazı araştırmacılar tarafından gelişmiş algısal işleme (enhanced perceptual functioning) olarak tanımlanır.

Bazıları çevredeki küçük değişimleri hemen yakalar.

Bazıları için arka plan hiçbir zaman tam olarak arka plan olmaz.


Bu yüzden bazı çocuklar hızlı düşünüyor gibi görünür.


Ama aynı çocuk:

çabuk yorulabilir,

geç geçiş yapabilir,

yük altında kapanabilir,

daha geç toparlanabilir.


Yani aynı özellik hem güç hem maliyet taşıyabilir.


Bu nedenle bazı çocuklarda “çok hızlı zihin” gibi görünen şey,

aslında daha yoğun sinir sistemi işlemlemesi olabilir.


Günlük hayattan küçük bir örnek:

Sınıfta bir anda huzursuzlaşan bir çocuk dersi reddediyor olmayabilir.

Belki de aynı anda çok fazla şeyi işlemeye çalışıyordur:

öğretmenin sesini,

sınıfın gürültüsünü,

floresan ışığı,

sandalye seslerini,

beklenen görevi ve bedenindeki gerilimi.


Ve bazen çocuk yorulduğu için değil,

aynı anda fazla şey taşıdığı için dağılır.

Çünkü bazı çocuklar odaklanamadığı için değil,

sinir sistemleri zaten fazla şeyle meşgul olduğu için dağılır.



Bu bölüm neden önemlidir?

Çünkü bazı çocukları yanlışlıkla

“dalgın”, “dağınık”, “aşırı hassas” ya da “tuhaf ayrıntılara takılan” biri gibi okuyabiliriz.


Oysa bazen mesele şudur:

Sinir sistemi dünyayı fazla ayrıntılı okuyordur.


Ve dünya fazla ayrıntılı okunduğunda,

yük daha hızlı birikir.

Bu da bizi yeniden aynı yere getirir:

enerji ekonomisine,

duyusal filtrelemeye,

regülasyon kırılganlığına,

birikimli yüke.


Yani bu başlık ayrı bir konu değildir.

Aynı sistemin başka bir yüzüdür.


Bazı çocuklarda mesele zihnin hızlı ya da yavaş olması değildir.

Bazen mesele, sinir sisteminin dünyayı fazla ayrıntıyla işlemeye çalışmasıdır.


Bu yüzden bazı çocuklar hızlı düşündüğü için değil, dünyayı fazla ayrıntıyla işlemek zorunda kaldıkları için yorulur.

8- Regülasyon kırılganlığı

(Regulation threshold)

Bazen sorun tepkinin büyüklüğü değil, eşik alanının darlığıdır.

Bazı sinir sistemlerinde eşik daha dar olabilir.


Bu yüzden:

yük daha hızlı birikir,

toparlanma daha zor olabilir,

denge daha kolay bozulabilir.


Bu davranış sorunu değildir.

Eşik yönetimi meselesidir.


Davranış çoğu zaman karakteri değil,

sinir sisteminin taşıma kapasitesini gösterir.


En sık yanlış okuma:

Çok değişken

Dengesiz

Öngörülemez

Sorunlu


Sinir sistemi perspektifi:

Sorun davranış değildir.

Eşik aralığıdır.

Bazı sinir sistemlerinde denge alanı daha dardır.

Bu yüzden küçük yükler bile etkili olabilir.


Günlük hayattan küçük bir örnek:

Küçük bir uyarıda ağlayan bir çocuk abartmıyor olabilir.

Sadece eşik zaten dolmuş olabilir.



9- Toparlanma süresi

(Recovery time)

Olay bitebilir; ama sinir sistemi daha sonra bile hâlâ o olayın içinden çıkamamış olabilir.

Bu en çok yanlış anlaşılan alanlardan biridir.


Bazı çocuklar olaydan sonra hemen toparlanır.

Bazıları için ise:

toparlanma saatler sürebilir, bazen günler sürebilir.

Bu dramatizasyon değildir.

Sinir sisteminin yeniden denge kurma süresidir.


Bu yüzden bazı çocuklar olay sırasında değil,

olaydan sonra zorlanır.

Bu çok önemli bir nörolojik ipucudur.


En sık yanlış okuma:

Hâlâ mı geçmedi?

Abartıyor

Takılıyor

Büyütüyor


Sinir sistemi perspektifi:

Bazı sinir sistemlerinde toparlanma olaydan bağımsızdır.

Sinir sistemi yeniden denge kurana kadar zaman gerekir.

Bu psikolojik değildir.

Biyolojik süreçtir.


Günlük hayattan küçük bir örnek:

Sabah yaşanan bir tartışmadan sonra akşam hâlâ huzursuz olan bir çocuk takılmıyor olabilir.

Sadece sinir sistemi henüz toparlanmamış olabilir.


Ve bazen tabloyu en çok görünmez kılan şey şudur:

Çocuk olay sırasında değil, olaydan sonra zorlanır.



Bu başlıkların tümü aslında neyi anlatıyor?

Bu başlıklar farklı görünse de çoğu zaman aynı şeyi anlatır:

sinir sistemi güven arar,

sinir sistemi yük taşır,

sinir sistemi enerji yönetir,

sinir sistemi toparlanmaya çalışır.


Ve çoğu zaman davranış,

bu sürecin dışarıdan görünen halidir.


Bu yüzden bu başlıklar ayrı problemler değildir.

Çoğu zaman aynı sistemin farklı yüzleridir.


Davranış çoğu zaman:

sebep değil, sonuçtur.


10- Maskelenme maliyeti

(Masking cost)

Uyum bazen başarı değil, pahalı bir sinir sistemi performansıdır.


Nick Walker ve nöroçeşitlilik literatüründe önemli bir kavram vardır:

maskelenme.


Bazı çocuklar:

uyum gösterir,

idare eder,

kendini tutar.


Ama bu ücretsiz değildir.

Bu enerji harcar.


Bu yüzden:

okul iyi – ev zor

tablosu oluşabilir.


Bu regresyon değildir.

Regülasyon boşaltımıdır.


En sık yanlış okuma:

Okulda iyi → evde kötü = manipülasyon


Sinir sistemi perspektifi:

Bazı çocuklar uyumu performansla sağlar.

Ama bunun bedeli vardır.

Ev çoğu zaman boşaltım alanı olur.

Bu gerileme değildir.

Sinir sistemi boşaltımıdır.


Günlük hayattan küçük bir örnek:

Öğretmenin “çok iyi” dediği ama evde patlayan bir çocuk rol yapmıyor olabilir.

Sadece güvenli yerde maskeyi indiriyor olabilir.


Bu yüzden dışarıdan “iyi gidiyor” gibi görünen birçok süreç, içeride ağır bir maliyetle sürdürülüyor olabilir.


11- Birikimli yük

(Cumulative load)

Son olay küçük olabilir; ama son damla küçük olmak zorunda değildir.


Bruce Perry’nin vurguladığı önemli bir nokta şudur:

Sinir sistemi tek olaydan çok, tekrar eden yüklerden etkilenir.


Bazen son olay küçük olur.

Ama yük birikmiştir.

Sonra taşma olur.

Bu aşırı tepki değildir.

Toplam yükün sonucudur.


Bazen mesele son olay değildir.

Biriken hikâyedir.


En sık yanlış okuma:

Bu kadar küçük şey için mi?


Sinir sistemi perspektifi:

Son olay sebep olmayabilir.

Son damla olabilir.


Sinir sistemi çoğu zaman tek olaya değil, biriken yüke tepki verir.


Günlük hayattan küçük bir örnek:

Küçük bir uyarıda patlayan bir çocuk aşırı tepki vermiyor olabilir.

Sadece o günün son damlası gelmiş olabilir.


Bu model neden önemli?

Çünkü bu model olmadan davranış çoğu zaman yanlış isimlendirilir.


Böyle olunca şunlar söylenir:

inat, takıntı, zor çocuk, uyumsuzluk.


Ama doğru modelle tablo değişir:

öngörü ihtiyacı, eşik yönetimi, enerji ekonomisi, duyusal yük, regülasyon maliyeti.


Yani isim değişir.

Ve isim değişince yaklaşım değişir.


Bu modeli öğrendikten sonra artık bazı cümleleri farklı duyacaksınız:

“İnat ediyor.” → Belki geçiş maliyeti yüksek.

“Abartıyor.” → Belki eşik zaten dolmuş.

“Yapabiliyor ama yapmıyor.” → Belki enerji bütçesi bitmiş.

“Okulda iyi, evde kötü.” → Belki maskelenme maliyeti.

“Bu kadar küçük şey için mi?” → Belki son damla gelmiş.


Bu dönüşüm çok önemlidir.


Çünkü çoğu zaman çocuk değişmeden önce bakış açısı değişir.


Bu özellikler doğru destekle değişir.

Bu başlıklar değişmez kader değildir.

Sinir sistemi öğrenir.

Güven arttıkça,

beden okundukça,

yük doğru yönetildikçe,

regülasyon desteklendikçe

zorlanmalar azalır.


Örneğin:

rutin ihtiyacı zamanla esner ve çocuk rutinleri daha esnek kullanabilir hale gelir,

geçişler kolaylaşır,

patlamalar azalır,

toparlanma hızlanır.


Bu “otizm geçti” demek değildir.

Bu, hem çocuğun zorlanmasının hem de o zorlanmayı birlikte taşırken bizim de taşıdığımız yükün hafiflemesi demektir.


Bu, sinir sisteminin daha fazla destek bulduğu anlamına gelir.


Amaç özellikleri yok etmek değildir.


Amaç, çocuğu doğru destekleyerek daha az zorlanmasını, esnekliğinin artmasını ve zamanla kendi dünyasını daha yönetebilir hale gelmesini sağlamaktır.


Amaç çocuğu değiştirmek değildir.

Amaç, çocuğun dünyayı daha az mücadele ederek yaşayabilmesidir.



Bu yazının mührü

Bazen bir çocuğu anlamak için daha fazla teknik bilmeye gerek yoktur.

Sadece bakış açısını değiştirmek gerekir.


Çünkü çoğu zaman davranış:

inat değildir,

problem değildir,

karakter değildir.

Davranış, sinir sisteminin taşıyamadığı yükün görünür halidir.


Bir çocuk zor görünüyorsa bazen soru şu değildir:

Bu çocuk neden böyle?


Asıl soru şudur:

Bu çocuk neleri tek başına taşımaya çalışıyor?


Ve bazen bir çocuğun ihtiyacı olan şey:

daha fazla müdahale değil,

daha fazla anlaşılmaktır.


Çünkü mesele çocuğu değiştirmek değildir.

Doğru anlaşıldığında çocuk daha az savaşmak zorunda kalır.


Ve bazen gelişim tam da burada başlar:

çocuk değiştiği için değil, artık tek başına taşımadığı için.


Davranışı değiştirmeye çalışmak bazen uzun yoldur.

Ama sinir sistemini anlamak çoğu zaman kısa yoldur.


Çünkü bazen bir çocuğu değiştiren şey müdahale değil,

sonunda gerçekten anlaşılmış olmasıdır.


Ve bazen gelişim, çocuk değiştiğinde değil;

artık yükü tek başına taşımadığında başlar.





Kaynakça / Kuramsal Arka Plan

Bu yazı; otizmi yalnızca tanı kriterleri üzerinden değil, sinir sistemi regülasyonu, duyusal yük, enerji ekonomisi, nörosepsiyon, bilgi işleme yoğunluğu, toparlanma süresi ve ilişki temelli güvenlik organizasyonu çerçevesinde ele alan çok disiplinli bir literatüre dayanmaktadır.

Aşağıda yer alan çalışmalar; bu yazıda ele alınan öngörü ihtiyacı, değişim maliyeti, yoğunluk toleransı, duyusal filtreleme, bilgi işleme yoğunluğu, regülasyon kırılganlığı, maskelenme maliyeti ve birikimli yük gibi kavramların nörofizyolojik, gelişimsel ve klinik temellerini anlamak için başvurulan ana kaynakları temsil etmektedir.

Bu kaynaklar birebir tanı açıklaması yapmak için değil, çocukların davranışlarının arkasındaki sinir sistemi deneyimini daha doğru anlamak ve davranışı regülasyon, yük, güvenlik ve ilişki bağlamında okuyabilmek için kullanılmıştır.

Sinir sistemi, stres ve regülasyon temelleri

Bruce D. Perry — Çocuk psikiyatristi, nörobilimci

The Boy Who Was Raised as a Dog What Happened to You? Nörosekuansiyel Model (Neurosequential Model), kronik stres, deneyimin sinir sistemi gelişimi üzerindeki etkisi, davranışın sinir sistemi durumu ile ilişkisi

→ Kuramsal çerçeve: Neurosequential Model Network

Stephen W. Porges — Sinirbilimci, psikolog

The Polyvagal Theory Nörosepsiyon, güvenlik algısı, sosyal bağlanma sistemi, sinir sisteminde tehdit ve güven taraması

→ Kurumsal çalışma alanı: Polyvagal Institute

Bessel van der Kolk — Psikiyatrist, travma araştırmacısı The Body Keeps the Score

→ Travmanın bedensel kaydı, fizyolojik yük, davranışın sinir sistemi temelli dışavurumu

Allan N. Schore — Psikiyatrist, nörobilimci Affect Regulation and the Origin of the Self

→ Sağ beyin gelişimi, erken ilişkiler, duygulanım düzenleme ve regülasyon kapasitesi

Daniel J. Siegel — Psikiyatrist Interpersonal Neurobiology

→ Regülasyonun ilişkisel temeli, eş-regülasyon, beyin–ilişki–duygu bağlantısı

Robert Sapolsky — Nörobiyolog Why Zebras Don’t Get Ulcers

→ Stres biyolojisi, kortizol, kronik yük ve davranış ilişkisi

Duyusal sistem, yük toleransı ve bedensel organizasyon

A. Jean Ayres — Ergoterapist, duyusal entegrasyon araştırmacısı Sensory Integration and the Child → Duyusal eşik, duyusal işlemleme farkları, aşırı yüklenme ve davranış ilişkisi

Lucy Jane Miller — Klinik psikolog, duyusal işlemleme araştırmacısı Sensational Kids

→ Duyusal işlemleme farklılıklarının regülasyon, dikkat ve davranış üzerindeki etkileri

Mona Delahooke — Klinik psikologBeyond Behaviors

→ Davranışın altında yatan nörofizyolojik durumlar, ilişki temelli düzenleme yaklaşımı

Davranışı regülasyon ve kapasite üzerinden okuma

Ross W. Greene — Klinik psikologThe Explosive Child

→ “Children do well if they can” yaklaşımı, davranışın beceri ve regülasyon kapasitesi üzerinden okunması

Stuart Shanker — Gelişim psikoloğuSelf-Reg

→ Davranışı stres yükü ve sinir sistemi regülasyonu üzerinden okuma modeli

Barry M. Prizant — Konuşma ve dil patoloğu, otizm araştırmacısı Uniquely Human: A Different Way of Seeing Autism

→ Otizmi patoloji yerine nörogelişimsel farklılık perspektifiyle ele alan yaklaşım

Enerji ekonomisi, uyku ve toparlanma

Matthew Walker — Nörobilimci, uyku araştırmacısıWhy We Sleep

→ Uyku düzeninin sinir sistemi regülasyonu ve duygusal denge üzerindeki etkileri

Nadine Burke Harris — Çocuk doktoru The Deepest Well

→ Kronik stresin biyolojik yükü ve çocuk sağlığı üzerindeki etkileri

Otizm, nörogelişim ve nöroçeşitlilik perspektifi

Catherine Lord — Klinik psikolog, otizm araştırmacısı

→ Otizmde gelişimsel değerlendirme ve tanı çalışmaları

Ami Klin — Klinik psikolog, nörogelişim araştırmacısı

→ Sosyal beyin gelişimi ve otizm üzerine çalışmalar

Simon Baron-Cohen — Klinik psikolog, bilişsel nörobilimci

→ Otizmde bilişsel nörobilim yaklaşımı

Uta Frith — Bilişsel nörobilimciAutism: Explaining the Enigma

→ Detay odaklı bilgi işleme ve bilişsel farklılıklar üzerine öncü çalışmalar

Nick Walker — Psikolog, akademisyen (nöroçeşitlilik çalışmaları)

→ Autistic burnout, masking ve nöroçeşitlilik perspektifi

Bilgi işleme yoğunluğu ve algısal işlemleme

Laurent Mottron — Psikiyatrist, otizm araştırmacısı Enhanced Perceptual Functioning Model → Otizmde algısal işlemlemenin baskınlığı, detay işleme ve bilgi işleme farklılıkları

Weak Central Coherence Theory — Uta Frith & Simon Baron-Cohen

→ Global yerine lokal bilgi işleme eğilimi, detay fark etme ve işlemleme tarzı farklılıkları

Kurumsal ve akademik çerçeveler

Bu yazının bilimsel arka planında ayrıca aşağıdaki kurumların yayınları ve klinik çerçeveleri de referans alınmıştır:

Harvard Center on the Developing Child

American Academy of Pediatrics (AAP)

National Institute of Mental Health (NIMH)

National Child Traumatic Stress Network (NCTSN)

Polyvagal Institute

World Health Organization (WHO)

Neurosequential Model Network

Okuma notu

Bu kaynaklar çocukları etiketlemek için değil, çocukların davranışlarının arkasındaki sinir sistemi deneyimini daha doğru anlamak için kullanılmıştır.

Bu yazının amacı davranışı düzeltmek değil, davranışı doğuran yükü görebilmektir.

Çünkü çoğu zaman gelişim:

daha fazla teknikten değil, daha doğru bir bakış açısından başlar.

Yorumlar


Bu Alan Şu An Ne İçin Var?
 

Buradaki yazılar bir danışmanlık çağrısı değildir.
Şu an bu alan, düşünmek, durmak ve dili netleştirmek için var.

İleride bu bakış açısıyla daha yakından çalışılabilecek yollar açıldığında,
bunu burada açıkça paylaşacağım.
 

© 2035 by Train of Thoughts. Powered and secured by Wix

bottom of page