top of page

1-Davranışmı Ağrı mı?

  • 13 Mar
  • 12 dakikada okunur

Güncelleme tarihi: 6 saat önce


Bir çocuğun zorlayıcı davranışlarının arkasında gerçekten ne olabilir?


Seri 2 — Sinir Sistemi ve Beden

Modül 1 — Bedenin temel sinyalleri

Yazı 1


Bazen bir çocuk bir anda değişir.

Dün oynayan çocuk bugün çekilir.

Dün gülen çocuk bugün huzursuz olur.

Ve çoğu zaman ilk soru aynı olur:

Ne oldu buna?


Bazen bir çocuğun davranışına bakarız ve ne olduğunu anlamaya çalışırız.

Neden böyle yapıyor?

Neden birden değişti?

Neden artık eskisi gibi değil?


Çoğu zaman cevapları davranışın içinde ararız.

Ama bazen asıl hikâye davranışta değildir.

Ve en çok kaçırılan şey de budur.


Bazen asıl hikâye:

bedende

sinir sisteminde

taşınan yükte

fark edilmemiş bir rahatsızlıkta

ya da sessizce artan bir zorlanmadadır.


Bu seri tam olarak bu noktadan başlıyor.

Çünkü bazen bir çocuğun davranışını anlamak için,

davranışa değil, bedene bakmak gerekir.


Çoğu çocuk zor olduğu için zor görünmez. Çoğu çocuk,zorlandığı için zor görünür.

Ve bazen davranış, bir problemden çok,

bedenin taşıyamadığı bir şeyin dışarıdan görünen halidir.



Davranış çoğu zaman karakter değildir.

Kapasitenin o günkü halidir.


Bu yüzden bu seride davranışı düzeltmeye çalışmayacağız.

Önce şunu anlamaya çalışacağız:

Beden ne söylüyor?


Bu seride şunlara bakacağız:

Davranıştan önce bedende hangi sinyaller olur?

Sinir sistemi yorulduğunda ilk ne değişir?

Duyusal yük nasıl birikir?

Enerji neden düşer?

Hangi değişimler erken uyarıdır?

Vücut sistemleri davranışları nasıl etkiler?

Ne zaman beklemek yeterlidir?

Ne zaman değerlendirme gerekir?


Amaç teşhis koymak değil.

Amaç daha erken fark edebilmek.


Çünkü bazen bir çocuğun yükünü azaltan ilk şey, onu doğru okumaktır.


Yazının omurgası

Otizm tanılı çocuklarda bazı davranışlar yalnızca psikolojik ya da eğitsel bir tepki olarak değil; bedensel rahatsızlığın, duyusal yükün ya da regülasyon zorluğunun dışa vurumu olarak da görülebilir.


Bu yazının merkez cümlesi şudur:

Davranışın arkasında çoğu zaman bir neden vardır.

Ama bu neden her zaman yalnız psikolojik değildir.


1 — GİRİŞ

Çoğu zaman bir çocuk huzursuz olduğunda ilk akla gelen şey davranıştır.

İnat ediyor denir.

Dikkat çekiyor denir.

Sınır zorluyor denir.

Regüle olamıyor denir.


Ama bazen asıl soru şudur:

Ya bu bir davranış değilse?


Ya bu bir karın ağrısıysa,

bir baş ağrısıysa,

bir reflü rahatsızlığıysa,

bir kabızlık ağrısıysa,

bir kulak basıncıysa,

bir duyusal aşırı yükse, ve çocuk bunu anlatamıyorsa?


Bazı çocuklar rahatsızlıklarını kelimelerle anlatamaz.

Bu yüzden bazen yanlış anlaşılırlar.

Bazı çocuklar ise bedenlerinden gelen sinyalleri geç fark edebilir.


Bu durumda beden konuşur.

Ve biz bazen bunu davranış sanırız.

Ve bazen bu dil, davranış gibi görünür.


Örneğin bir çocuk gün boyu “zor” görünmeyebilir.

Ama akşama doğru oyundan çekilir,

temasa sertleşir,

daha çabuk öfkelenir ya da sessizleşir.


Dışarıdan bu bir davranış değişimi gibi görünür.

Oysa bazen beden çoktan zorlanmaya başlamıştır.


Otizm alanında çalışan birçok klinisyen, davranışın çoğu zaman yalnızca görünen yüz olduğunu; altında ihtiyaç, yük, zorlanma ya da düzenlenemeyen bir durum olabileceğini vurgular.


Barry Prizant’ın yaklaşımında önemli olan nokta şudur:

Çocuk iletişim kurmuyor değildir; bazen yalnızca bizim alışık olduğumuz yoldan kurmuyordur. Kimi zaman kelime ile anlatılamayan şey, beden ve davranış üzerinden anlatılır. Bu yüzden bazı davranışları yalnız “tepki” olarak değil, aynı zamanda bir anlatım biçimi olarak da okumak gerekir.


Çocuklar çoğu zaman sorun çıkarmaz.

Sorun yaşadıklarında görünür hale gelirler.


2 — TEMEL KAVRAM

Otizmde önemli farklardan biri şudur:

Bazı çocuklar bedensel rahatsızlığı kolayca söylemez ama yaşar.

Anlatmaz ama davranır.


Bu yüzden bazı davranışlar,

problemden çok bedenin alarmı olabilir.


Davranış çoğu zaman bir sorun değildir. Bedenin verdiği bir sinyaldir.

Travma, nörogelişim ve regülasyon alanında çalışan Bruce D. Perry’nin yaklaşımı burada önemli bir çerçeve sunar: Davranış çoğu zaman çocuğun içinde bulunduğu fizyolojik durumun dışa vurumudur. Yani çocuk ne yaşıyorsa, davranış onu taşır.


Bu yüzden davranışı anlamak için yalnızca “ne yaptı?” sorusuna değil, “o anda bedeni ne yaşıyordu?” sorusuna da bakmak gerekir.


Serinin geri kalanında kuracağımız temel bakış açısı tam da budur: Davranışı soyut bir problem gibi değil, beden ve sinir sistemi bağlamı içinde okumak.


Ancak burada önemli bir dengeyi de korumak gerekir:

Her davranış değişimi bedensel bir nedene bağlı değildir.

Ama özellikle ani değişimlerde, açıklanamayan huzursuzlukta, sessizleşmede ya da kapasite düşüşünde bedeni de düşünmek çoğu zaman önemli bir ilk adımdır.


Her davranış bir mesaj olmayabilir. Ama her ani değişim bir sinyal olabilir.


3 — BEDENSEL RAHATSIZLIK DAVRANIŞ OLARAK NASIL GÖRÜNÜR

Ağrı her zaman ağlama ile görünmez.

Bazen şöyle görünür:

• oyundan çekilme

• ani huzursuzluk

• temasa direnç

• dikkat düşüşü

• geçişlerde sert tepki

• beklenmedik öfke

• sessizleşme

• yalnız kalma isteği

• yemek reddi

• belirli pozisyonları arama

• bedeni kıvırma ya da belli bir şekilde tutma

• günün ilerleyen saatlerinde belirgin düşüş


Örneğin kabızlık yaşayan bir çocuk:

daha sinirli olabilir

daha az oynayabilir

daha az oturabilir

daha az yemek yiyebilir

daha çabuk yorulabilir.


Ama dışarıdan bu, davranış problemi gibi okunabilir.


Mona Delahooke’un ilişki ve sinir sistemi temelli yaklaşımı burada çok açıklayıcıdır:

Davranış çoğu zaman bir seçim değil, alttaki nörofizyolojik durumun dışa vurumudur. Ross Greene’in “Children do well if they can” yaklaşımı da aynı çizgide ilerler. Yani çocuk yapabiliyorsa yapar. Eğer yapamıyorsa, orada yalnızca istek değil, kapasite, yük, ağrı, rahatsızlık ya da düzenlenemeyen bir durum olabilir.


Bu yüzden ani huzursuzluk, yemek reddi, oyundan çekilme ya da geçişlerde sertleşme gibi tepkiler bazen “davranış sorunu” değil, bedenin taşıyamadığı bir rahatsızlığın görünür hale gelmesi olabilir.


Davranış bazen bir seçim değil, bedenin dayanabildiği son noktadır.


Bazı çocuklarda bedensel zorlanma yalnız huzursuzlukla değil, sessizleşmeyle de görünür. Yani çocuk daha çok bağırmaz; daha çok susar. Dışarıdan sakinleşmiş gibi görünen bir çocuk, aslında bedensel yük arttığı için geri çekilmiş olabilir.


4 — NEDEN BU KADAR SIK KAÇIRILIR?

Çünkü biz genelde davranışı görürüz, bedeni değil.


Şu hata çok yaygındır:

Davranış değişti → psikolojik sebep aranır.


Oysa bazen ilk bakılması gereken yer davranışın kendisi değil, bedendir.


Ama bazen doğru sıra şudur:

Davranış değişti →önce beden de kontrol edilir.


Bu şu yüzden olur:

Otizm tanılı çocuklarda

• interosepsiyon farklı olabilir

• ağrı ifade biçimi farklı olabilir

• beden sinyalleri geç fark edilebilir

• rahatsızlık davranışla dışa vurulabilir.


Bu nedenle özellikle ani değişimlerde, açıklanamayan huzursuzlukta ya da kapasite düşüşünde bedensel alanı da değerlendirmek önemli olabilir.


Kelly Mahler’in interosepsiyon alanındaki çalışmaları burada çok önemli bir pencere açar. Bazı çocuklar açlığı, susuzluğu, tuvalet ihtiyacını, yorgunluğu ya da ağrıyı erken fark etmekte zorlanabilir. Yani rahatsızlık yok değildir; yalnızca bedenden gelen sinyal geç fark edilir.


Bu durumda çocuk, henüz küçük işaretler varken değil, beden artık dayanamayacak noktaya geldiğinde tepki verebilir.


Dışarıdan bu “ani davranış değişimi” gibi görünür. Oysa bazen yaşanan şey, geç fark edilen bir bedensel rahatsızlığın davranış yoluyla görünür hale gelmesidir.


5 — ERKEN BEDENSEL SİNYALLER

Davranıştan önce genelde küçük işaretler olur:

• iştah değişimi

• uyku kayması

• oyun süresinde azalma

• temas toleransında düşüş

• daha çabuk yorulma

• geçişlerde zorlanma

• daha az iletişim

• daha az göz teması

• daha çok yalnız kalma

• akşama doğru daha belirgin düşme

• sarılma, giyinme ya da yakın temasa daha az tolerans gösterme


Bunlar çoğu zaman ilk bedensel sinyallerdir. Bu küçük kaymalar çoğu zaman büyük davranış değişimlerinden önce gelir.


Antonio Damasio’nun beden, duygu ve farkındalık arasındaki ilişkiyi açıklayan çalışmaları burada bize güçlü bir nörobilimsel temel sunar:

Beden çoğu zaman önce hisseder, zihin sonra anlam verir. Davranış ise çoğu zaman en son ortaya çıkar. Bu yüzden bazı çocuklarda davranıştan önce bedensel işaretler başlar; davranış ise daha geç gelen görünür sonuç olur.


Eğer biz yalnız son aşamayı görürsek, yani yalnız davranışa bakarsak, bedenin daha önce verdiği küçük uyarıları kaçırabiliriz.


Seri boyunca bu nedenle yalnız “davranış ne oldu?” sorusuna değil,

“davranıştan önce beden ne söylüyordu?” sorusuna da döneceğiz.


Bedensel zorlanma her zaman bağırma, ağlama ya da açık şikâyetle gelmez.

Bazen çocuk oyundan daha çabuk çıkar.

Bazen temasa daha az tolerans gösterir.

Bazen geçişlerde daha sertleşir.

Bazen de yalnızca akşam saatlerinde çöker.


Yani beden çoğu zaman büyük krizlerden önce küçük kaymalarla haber verir.


6 — EN BÜYÜK YANLIŞ YORUM

Şu yorum çok yapılır:

“Daha problemli oldu.”


Ama bazen gerçek şudur:

Daha fazla zorlanıyor olabilir.

Ve bunu söyleyemiyor olabilir.


Bu ikisi aynı şey değildir.

Biri karakter yorumu, diğeri beden okumasıdır.


Seri boyunca ana bakış açımız bu olacak: Davranışı düzeltmeden öncebedeni anlamak.

Stephen Porges’in Polyvagal Theory çerçevesi burada önemli bir hatırlatma yapar: Sinir sistemi sürekli olarak güven mi, tehdit mi olduğunu tarar.


Eğer beden bir nedenle tehdit algısına girerse, çocuk daha huzursuz, daha sessiz, daha tepkisel ya da daha geri çekilmiş görünebilir.


Bu yüzden davranış değişimi her zaman kişilik, terbiye ya da psikolojik niyet meselesi değildir; bazen bedenin güven kaybı ya da alarm artışıyla ilgilidir.


Yani çocuk “daha problemli” olmamıştır;

beden daha fazla yük taşımaya başlamış olabilir.


Burada bir başka yanlış yorum da şudur:

“Bugün daha sakin.”


Oysa bazen bu sakinlik, rahatlama değil; sistemin geri çekilmesidir.

Bazı çocuklarda bedensel yük arttığında ilk değişim taşma değil, sönme olabilir.

Yani çocuk daha az tepki veriyorsa her zaman daha iyi olduğu anlamına gelmez.


Çocuk yapmıyorsa istemediği için değil, bazen yapamadığı içindir.


7 — AİLENİN GÜNLÜK HAYATTA SORABİLECEĞİ KRİTİK SORULAR

Belki de önce şu sorudan başlamalıyız:

Bir davranış değiştiğinde şu sorular sorulabilir:

• Son günlerde uyku nasıl?

• İştah değişti mi?

• Kabızlık var mı?

• Yemekten sonra huzursuzluk oluyor mu?

• Yeni bir hastalık oldu mu?

• Temas toleransı azaldı mı?

• Oyun süresi düştü mü?

• Akşama doğru daha hızlı tükeniyor mu?

• Daha çok yalnız kalmak istiyor mu?

• Yeni bir tik başladı mı?


Bu sorular bazen davranışı açıklayan gerçek nedeni ortaya çıkarır.


Gelişimsel pediatri ve çocuk sağlığı yaklaşımında ani davranış değişimlerinde önce bedensel alanlara bakmak çok değerlidir. Uyku, beslenme, bağırsak düzeni, ağrı, enfeksiyon, ilaç ya da takviye değişimi gibi alanlar bazen davranıştaki değişimin ana nedenini açıklar. American Academy of Pediatrics gibi kurumsal çerçeveler de çocuk değerlendirmesinde davranışı bedenden bağımsız ele almamayı destekler.


Çünkü bazı durumlarda doğru soru “neden böyle davranıyor?” değil,

“önce bedende ne değişti?” sorusudur.


Bu soruların her biri aslında daha yakından bakılması gereken alanlara işaret eder.


Serinin ilerleyen bölümlerinde bu başlıkların her birine daha somut şekilde bakacağız:

Uyku değiştiğinde hangi işaretler önemli olabilir?

Kabızlık ne zaman davranışı etkileyebilecek düzeye gelir?

Yemek sonrası huzursuzluk neyi gösterebilir?

Hangi bedensel değişimler erken uyarı sayılabilir?

Ne zaman yalnız gözlem yeterlidir,ne zaman değerlendirme gerekir?

Hangi durumlar beklenebilir, hangi durumlar dikkat gerektirir?


Bu seride amaç teşhis koymak değil,

bedeni daha erken fark edebilmektir.


Çünkü bazen doğru soruyu sormak bile,

çocuğun yükünü azaltan ilk adımdır.


Amaç korkutmak değil.

Amaç daha erken fark edebilmek.


Çünkü çoğu zaman çocuklar bize sorunları büyüdüğünde değil,

ilk küçük işaretlerle haber verir.


Bu seride neler bulacaksınız?

Bu seri boyunca adım adım şunlara bakacağız:

• davranışın bedensel karşılıklarını

• erken sinyalleri

• günlük hayatta fark edilebilecek işaretleri

• yanlış yorumlanan durumları

• ne zaman beklenebileceğini

• ne zaman değerlendirme gerekebileceğini adım adım ele alacağız.


Bu seri, davranışı düzeltme serisi değil,

bedeni anlamayı öğrenme serisidir.


8 — SERİYE KÖPRÜ

Bu yazı şunu öğretir:

Davranışı anlamak için yalnız psikolojiye değil,

yalnız eğitime değil,

bedene de bakmak gerekir.


Serinin geri kalanı şu sorulara dönecek:

Bedeni nasıl okuyacağız?

Hangi sinyaller erken uyarıdır?

Sinir sistemi yorulunca ne olur?

Duyusal yük nasıl birikir?

Enerji neden düşer?

Ne zaman doktora gitmek gerekir?


Yani bu yazı, Seri 2’nin giriş kapısıdır.


Bessel van der Kolk’un bedensel yük ve travmatik kayıtlar üzerine çalışmaları da bize önemli bir hatırlatma yapar: Beden yaşananı taşır. Çocuk her zaman anlatamaz, ama beden anlatır.

Tam da bu nedenle Seri 2 boyunca davranışı yalnız sonuç olarak değil, bedenin dili olarak okumaya çalışacağız.


Çünkü bazen çocuk bize doğrudan

“canım yanıyor”

“çok yoruldum”

“bu bana fazla geliyor” diyemez.


Ama iştahıyla, uykusuyla, oyunuyla, temasıyla, sessizliğiyle ve tepkileriyle bunu gösterebilir.


Bazı çocuklarda asıl fark, o anki tepki değil;

sonrasındaki toparlanma maliyetidir.

Çocuk günü geçiriyor gibi görünse de daha çabuk tükenebilir,

oyunu daha kısa sürdürebilir,

akşama doğru daha belirgin zorlanabilir.

Bazen bedenin bedeli, olay anında değil;

günün geri kalanında görünür.


Bazen gördüğümüz şey davranış değildir. Bir sinir sisteminin kapasite sınırıdır.


9 — KAPANIŞ

Bazen çocuklar zor oldukları için zor görünmez.

Zorlandıkları için zor görünürler.

Ve bazen çözüm, davranışı düzeltmek değil,

bedenin ne söylediğini anlamaktır.

Çünkü bazı davranışlar problem değildir.

Bedenin yardım isteme şekli olabilir.


Bazen çocuklar düzeltilmeye değil, anlaşılmaya ihtiyaç duyar.


Çocukların çoğu anlaşılmadıkları için zorlaşmaz.

Anlaşılmadıklarında yalnızlaşırlar.


Bugün sinir sistemi, travma, duyusal işlemleme, interosepsiyon ve gelişimsel pediatri alanlarında çalışan birçok isim aslında aynı temel noktada buluşur:

Davranış çoğu zaman tek başına açıklanamaz. Altta bedenin taşıdığı yük, sinir sisteminin verdiği alarm, regülasyon kapasitesinin daralması ya da fark edilmemiş bir rahatsızlık olabilir.


Bu yüzden davranışı gerçekten anlamak istiyorsak,

çocuğun ne yaptığına bakmak yetmez;

çocuğun ne yaşadığına da bakmamız gerekir.


Davranışı gördük. Ama bazen asıl hikâye, bedende yaşanır.

Ve çoğu zaman bu hikâye sessiz yaşanır.



Ana mesaj

Davranış çoğu zaman görünen sonuçtur.

Asıl hikâye çoğu zaman bedenin ve sinir sisteminin yaşadığı zorlanmadır.

Bu yüzden bazı davranışlar problem değil, bir sinyal olabilir.

Davranışı anlamanın ilk adımı:

onu hemen değiştirmeye çalışmak değil,

önce ne anlatıyor olabileceğini fark etmektir.


Okur için çıkarım

Bir davranış değiştiğinde bazen en doğru başlangıç sorusu şu olabilir:

“Neden böyle davranıyor?” değil,

“Bu çocuğun bedeni ne yaşıyor olabilir?”


Çoğu zaman yaklaşımı değiştiren şey büyük müdahaleler değil,

bakış açısındaki küçük değişimlerdir.

Bazen bir çocuğun yükünü azaltan ilk şey:doğru teknik değil,doğru fark ediliştir.


Günlük hayatta fark edilebilecek işaretler

(Bu yazının konusu için erken sinyaller)

Bir davranış değiştiğinde şu alanlara bakmak faydalı olabilir:

• Son günlerde uyku düzeni değişti mi?

• İştah veya enerji düzeyi farklı mı?

• Bedensel bir rahatsızlık ihtimali olabilir mi?

• Davranıştan önce küçük sinyaller var mıydı?

• Temas toleransında, oyunda kalma süresinde ya da geçişlerde belirgin bir değişim oldu mu?

• Çocuk daha huzursuz mu, yoksa daha sessiz ve geri çekilmiş mi görünüyor?

• Günün ilerleyen saatlerinde daha hızlı tükenme oluyor mu?


Bazen doğru müdahale: önce doğru soruyu sormaktır.

Çünkü doğru soru bakışı değiştirir.


Bu yazıda kurulan bakış açısı yalnız sezgisel değil; sinir sistemi, gelişim, duyusal işlemleme ve çocuk sağlığı alanlarında biriken birçok çalışmanın ortaklaştığı bir zemine dayanır.

 

Mühür

Davranış çoğu zaman karakter değildir.

Kapasitenin o günkü halidir.


Ve çoğu zaman bazı zorlayıcı davranışlar doğrudan otizmden sanılır.

Oysa bu her zaman doğru değildir.

Bazen cevap davranışta değil, bedendedir.


Bu yüzden bu seride davranışı düzeltmeye çalışmayacağız.

Önce şunu anlamaya çalışacağız:

Beden ne söylüyor?


Bir sonraki yazıda

Bazı çocuklar zorlandığında bağırmaz. Sessizleşir.


Peki sessizlik gerçekten sakinlik midir, yoksa sinir sisteminin kapanışı mı?

 



Faydalanılan Kaynaklar & Okuma Notları

Seri 2 — Bilimsel Referans Çerçevesi

Aşağıda yer alan isimler; sinir sistemi regülasyonu, bedensel yük, çocuk sağlığı, gelişimsel pediatri, duyusal işlemleme, interosepsiyon, konuşma–iletişim, motor planlama, bağırsak–beyin ekseni ve davranışın biyolojik temeli alanlarında bu serinin kuramsal ve klinik zeminini oluşturan temel çalışmaları temsil etmektedir.

Bu metin bir akademik derleme değildir. Farklı disiplinlerde üretilmiş bilgilerin; çocuğu nesneleştirmeden, aileyi suçlamadan ve sinir sistemi–beden bütünlüğünü merkeze alarak bir araya getirilmesi çabasıdır.

Seri boyunca yer alan kavramlar, aşağıdaki bilimsel hatların ortak kesişiminden beslenmektedir.


1. Sinir sistemi – regülasyon – travma

Bruce D. Perry — Çocuk psikiyatristi / nörobilimci(The Boy Who Was Raised as a Dog, What Happened to You?)

• Çocuk sinir sisteminin deneyimle şekillendiğini gösteren nörogelişimsel model• Davranışın çoğu zaman bedensel alarmın dışa vurumu olduğunu açıklayan klinik yaklaşım

• “Beyin olaylara değil, deneyime göre şekillenir” yaklaşımı bu serinin sinir sistemi omurgasını oluşturur

Stephen W. Porges — Sinirbilimci / psikolog(Polyvagal Theory)

• Güven ve tehdidin sinir sistemi tarafından bilinçdışı taranmasını açıklayan nörosepsiyon kavramı

• Ses tonu, yüz ifadesi ve tempo gibi ilişki ipuçlarının regülasyon üzerindeki etkisi

Allan N. Schore — Psikiyatrist / nörobilimci

• Erken ilişkilerin sağ beyin gelişimi ve stres düzenleme sistemi üzerindeki etkileri

• Bedensel regülasyonun ilişkisel kökenine dair nörobiyolojik çalışmalar

Daniel J. Siegel — Psikiyatrist(Interpersonal Neurobiology)

• Regülasyonun ilişkisel doğası

• Aile sinir sistemlerinin karşılıklı etkileşimi

Bessel van der Kolk — Psikiyatrist / travma araştırmacısı(The Body Keeps the Score)

• Tehdit deneyimlerinin bedensel kayıtları

• Davranışın bazen ifade edilemeyen bedensel yüklerin dışavurumu olması

2. Duyusal sistem – bedensel regülasyon

A. Jean Ayres — Ergoterapist(Sensory Integration Theory)

• Duyusal eşik ve aşırı yüklenme kavramlarının klinik temeli

• Taşma–donma–kapanma dinamiklerinin duyusal kökenleri

Lucy Jane Miller — Klinik araştırmacı(Sensational Kids)

• Duyusal işlemleme farklılıklarının davranış üzerindeki etkileri

Mona Delahooke — Klinik psikolog(Beyond Behaviors)

• Davranışı alttaki nörofizyolojik durumla birlikte anlamaya dayalı yaklaşım

3. İnterosepsiyon – beden içi sinyaller – beden farkındalığı

Kelly Mahler — Ergoterapist(The Interoception Curriculum)

• Beden sinyali fark etme ile öz-regülasyon ilişkisi

• Meltdown öncesi erken işaretlerin anlaşılması

Antonio Damasio — Nörobilimci(The Feeling of What Happens, Self Comes to Mind)

• Bedenin önce hissettiği, zihnin sonra anlam verdiği çerçeve

• Duygu, beden ve farkındalık ilişkisi

4. Çocuk sağlığı – gelişimsel pediatri

T. Berry Brazelton — Çocuk doktoru

• Çocuk davranışlarının gelişimsel temelleri

Nadine Burke Harris — Çocuk doktoru(The Deepest Well)

• Kronik stresin sağlık üzerindeki etkileri

Robert Sapolsky — Nörobiyolog(Why Zebras Don’t Get Ulcers)

• Stres hormonlarının beden ve davranış üzerindeki etkileri

Stephen P. Hinshaw — Klinik psikolog

• Davranış, nörogelişim ve stres ilişkisi

5. Uyku – sinir sistemi

Matthew Walker — Nörobilimci(Why We Sleep)

• Uyku ve regülasyon ilişkisi

• Uyku bozulmasının davranış üzerindeki etkileri

6. Bağışıklık sistemi – stres – beden

Esther Sternberg — Nöroimmünoloji araştırmacısı(The Balance Within)

• Stres – bağışıklık – sinir sistemi ilişkisi

7. Bağırsak – beyin ekseni

Emeran Mayer — Gastroenterolog / nörobilimci(The Mind–Gut Connection)

• Bağırsak sinir sistemi – beyin iletişimi

John Cryan — Nörobilimci

• Mikrobiyota – davranış ilişkisi

Ted Dinan — Psikiyatrist

• Bağırsak–beyin ekseni klinik çalışmaları

8. Otizm – nörogelişim

Catherine Lord — Klinik psikolog

• Otizm tanısı ve gelişimsel değerlendirme

Ami Klin — Klinik psikolog

• Sosyal beyin gelişimi

Simon Baron-Cohen — Klinik psikolog

• Sistemleştirme teorisi

• Sosyal biliş

Uta Frith — Bilişsel nörobilimci

• Merkezi bütünlük teorisi

• Bilişsel profil farklılıkları

Nick Walker — Akademisyen

• Autistic burnout kavramı

9. Ayrıntı odaklı işlemleme – algısal profil

Francesca Happé — Klinik psikolog

• Weak Central Coherence modeli

Laurent Mottron — Psikiyatrist(Enhanced Perceptual Functioning)

• Algısal işlemleme farklılıkları

10. Koku hassasiyeti – duyusal tarama

Thomas Tavassoli — Araştırmacı

• Otizmde koku duyusu farklılıkları

C. Ashwin ve çalışma grubu

• Koku hassasiyeti araştırmaları

Duyusal işlemleme derleme çalışmaları

• Çoklu duyusal profil farklılıkları

11. Konuşma – iletişim – motor planlama

Barry M. Prizant — Konuşma dil patoloğu(Uniquely Human)

• İletişimi işlev ve regülasyon üzerinden okuma yaklaşımı

American Speech-Language-Hearing Association (ASHA)

• Otizm, AAC ve konuşma motor planlama klinik çerçevesi

Childhood Apraxia of Speech literatürü

• Motor konuşma planlama farklılıkları

12. Klinik yaklaşım – davranış yorumlama

Ross W. Greene — Klinik psikolog(The Explosive Child)

• “Children do well if they can” yaklaşımı

Stuart Shanker — Gelişim psikoloğu(Self-Reg)

• Davranışı stres ve regülasyon üzerinden okuma

Barry Prizant

• Otizmi farklılık perspektifiyle ele alan yaklaşım

Mona Delahooke

• Davranışı otonomik durumla birlikte anlamak

13. Kurumsal ve akademik çerçeveler

Harvard Center on the Developing Child

• Erken deneyimlerin beyin gelişimi üzerindeki etkileri

American Academy of Pediatrics (AAP)

• Çocuk sağlığı değerlendirme çerçevesi

National Institute of Mental Health (NIMH)

• Nörogelişimsel araştırmalar

National Child Traumatic Stress Network (NCTSN)

• Travma – regülasyon ilişkisi

Polyvagal Institute

• Polyvagal teori uygulama çerçevesi

World Health Organization (WHO)

• Çocuk sağlığı perspektifi

Neurosequential Model Network

• Bruce Perry modelinin uygulama alanı

ASHA

• Konuşma ve iletişim klinik çerçevesi

 

Yorumlar


Bu Alan Şu An Ne İçin Var?
 

Buradaki yazılar bir danışmanlık çağrısı değildir.
Şu an bu alan, düşünmek, durmak ve dili netleştirmek için var.

İleride bu bakış açısıyla daha yakından çalışılabilecek yollar açıldığında,
bunu burada açıkça paylaşacağım.
 

© 2035 by Train of Thoughts. Powered and secured by Wix

bottom of page