top of page

48-Nöbet Bazen Davranış Gibi Görünür

  • 5 gün önce
  • 18 dakikada okunur

Otizmde sessiz, kısa ve kolayca davranış sanılan nöbetler


Seri 2 — Davranışın Arkasındaki Sistem

Modül 9 — Davranış Sandığımız Şeyler: Aslında ne Görüyoruz?

Yazı 48


Bazen bir çocuk değişir.

Bir an durur.

Bakışı kayar.

Küçük bir hareketi tekrar eder.

Cevap vermez.

Boşluğa bakar gibi olur.

Sanki çağrıyı duymuyormuş gibi görünür.


Sonra hiçbir şey olmamış gibi devam eder.


Ve çoğu zaman şöyle denir:

“Dalgın.”

“Takıntı.”

“Otizmden.”

“Davranış.”

“Yine koptu.”

“Bizi dinlemiyor.”


Ama bazen daha doğru soru şudur:

Bu gerçekten davranış mı?

Yoksa sinir sisteminin verdiği bir işaret mi?


Çünkü çok önemli bir gerçek vardır:

Her nöbet dramatik değildir.

Bazıları sessizdir.

Kısa sürer.

Dışarıdan küçük görünür.

Ve davranış gibi algılanabilir.


Yani bazen aileyi yanıltan şey,


tablonun büyüklüğü değil; fazla küçük görünmesidir.

Ana soru

Bir çocukta gördüğümüz

kısa kopmalar, tekrarlar, donmalar,

garip yüz ifadeleri, ani kısa sıçramalar

gerçekten davranış mı?


Yoksa bazı durumlarda

nörolojik bir süreç davranış gibi mi görünür?

Çünkü bazen mesele yalnızca

“çocuk neden böyle yaptı?”

değildir.


Asıl soru şudur:

Bu olan şey istemli bir davranış mı,

yoksa kısa süreli bir nörolojik erişim değişimi mi?


Kavramsal açıklama: Neden karışır?

Sinir sistemi yalnız davranışı yönetmez.

Aynı zamanda:

• dikkati

• farkındalığı

• kas tonusunu

• motor akışı

• çevreyle bağlantıyı

• tepki hızını

• bedensel erişimi

• o anda neyin işlenebileceğini

de etkiler.


Bu yüzden bazı nörolojik değişimler

ilk olarak davranış gibi görünür.


Dışarıdan bakıldığında görülen şey şudur:

• çocuk durur

• cevap vermez

• garip bir hareket yapar

• bakışı sabitlenir

• bir işi yarıda bırakır

• sonra devam eder


Ama içerideki neden her zaman aynı değildir.

Bazen bu:

• dikkat dağılmasıdır

• bazen duyusal yüklenmedir

• bazen kapanma eğilimidir

• bazen de nöbet olabilir


Yani sorun şudur:

Göz davranışı görür. Ama sebep görünmez.


Ve tam da bu yüzden nöbetler

bazen en çok davranış sanıldığında gecikir.


Nöbet her zaman “nöbet” gibi görünmez

Klasik nöbet imajı çoğu insanın zihninde aynıdır:

• düşme

• kasılma

• bilinç kaybı

• belirgin sarsılma


Ama klinik gerçek daha geniştir.

Bazı nöbetler:

• birkaç saniye sürer

• çok sessizdir

• çocuğu yere düşürmez

• büyük kasılmalar yapmaz

• dışarıdan yalnızca “tuhaf bir an” gibi görünür


Bu yüzden bazı nöbetler:

• fark edilmez

• davranışla karışır

• dikkat eksikliği sanılır

• tik zannedilir

• alışkanlık gibi yorumlanır


Ve bazen asıl risk tam da burada başlar:

Görünen küçük olabilir.

Ama alttaki süreç

küçük olmayabilir.


Ve bazen mesele tam da burada derinleşir:

Sorun çoğu zaman

büyük olanı kaçırmak değildir.


Küçük olanı önemsememektir.

 

Küçük görünen şey önemsenmez.

Önemsenmeyen şey izlenmez.

İzlenmeyen örüntü ise gecikir.


Nöbet türleri: davranışla karışan görünümler

Burada amaç tanı koymak değil,

örüntüyü daha dikkatli görmektir.


1. Absence nöbetler: en sık kaçan sessiz tablo

Bazı çocuklarda nöbet yalnızca

birkaç saniyelik bir kopuş gibi görünür.


Şöyle olabilir:

• bakış sabitlenir

• konuşmanın ortasında durur

• elindeki işi bırakır

• çağrıya yanıt vermez

• birkaç saniye sonra kaldığı yerden devam eder


Dışarıdan şu yorum gelir:

“Dalgın.”

“Hayallere daldı.”

“Bizi duymadı.”


Ama bazen mesele dikkat değildir.

Erişim kısa süreliğine kesilmiştir.


Örneğin çocuk sınıfta yazı yazarken

bir an kalemi havada tutup

donar gibi olabilir.


Öğretmen bunu

“düşündü” sanabilir.


Ama eğer bu durum gün içinde

sık tekrarlıyorsa,

hep benzer görünüyorsa,

isme yanıt yoksa ve

birkaç saniye sonra

kaldığı yerden devam ediyorsa;

bu yalnız dalgınlık diye

geçilmemelidir.


Absence nöbetlerin en yanıltıcı tarafı şudur:

çocuk çoğu zaman sonrasında büyük bir şey yaşamamış gibi görünür.

Bu da tabloyu daha kolay gözden kaçar hale getirir.


2. Fokal nöbetler: davranışla en çok karışan grup

Fokal nöbetler çoğu zaman daha

“garip davranış” gibi görünür.


Şöyle olabilir:

• ağız oynatma

• dudak şapırdatma

• yalanma benzeri hareketler

• anlamsız tekrarlar

• küçük el hareketleri

• bir noktaya takılı kalma

• kısa donma

• tuhaf yüz ifadesi

• ani kısa korku

• anlamsız gibi duran bir bakış değişimi


Dışarıdan şu yorumlar gelir:

“Garipleşti.”

“Yine takıntı yaptı.”

“Tuhaftı ama geçti.”

“Alışkanlık olmuş.”


Ama bazı durumlarda bu tablo

davranış değil,

nöbet olabilir.


Örneğin çocuk bir anda

dudaklarını tekrar tekrar oynatabilir,

sağ eliyle aynı küçük hareketi yapabilir,

çağrıldığında dönmeyebilir ve

birkaç saniye sonra sanki hiçbir şey olmamış gibi

devam edebilir.


Bu tablo dışarıdan

“tekrarlayıcı davranış” gibi görünebilir.


Ama örüntü aynıysa,

ani başlıyorsa,

kısa sürüyorsa ve

benzer biçimde tekrarlıyorsa

daha dikkatli düşünülmelidir.


Bu grup en çok kaçan gruptur.


Çünkü görünümü

çoğu zaman dramatik değil,

alışılmadık görünür.

 

Ve tam da bu yüzden

tablo çoğu zaman gözden kaçar.


Oysa bazen asıl kaçan şey,

küçük ama tekrar eden

o sessiz anlardır.

 

Ve burada önemli bir fark daha vardır:

Bazı tablolar ilk bakışta sıradan görünür. Ama tekrar ettikçe anlam kazanır.

 

3. Miyoklonik nöbetler: tik ve sakarlıkla karışabilen ani sıçramalar

Miyoklonik nöbetler bazen çok kısa ve hızlıdır.

Şöyle görünebilir:

• ani sıçrama

• omuz atma

• kolun kısa irkilmesi

• elinden bir şeyin düşmesi

• otururken kısa bir silkelenme


Dışarıdan şu denebilir:

“Tik.”

“Ürktü.”

“Dikkatsizlik.”

“Elinden düşürdü işte.”


Ama her ani sıçrama tik değildir.

Her düşürme dikkatsizlik değildir.


Özellikle sabahları daha belirgin olan,

kısa ama tekrarlayan sıçramalar,

elde tutulan nesnelerin sık düşmesi,

omuz ve kol hattında ani atmalar

dikkatle izlenmelidir.


Burada ayırıcı nokta bazen şudur:

tikte çocuk bazen kısa süre

baskılama hissi tarif edebilir

ya da stresle artan bir örüntü görülebilir.


Miyoklonik tabloda ise

hareket çok daha ani, kısa ve

“araya giren” bir nörolojik olay

gibi yaşanabilir.


4. Atonik nöbetler: sakarlık sandığımız ani tonus kayıpları

Atonik nöbetler bazen çok kısa olduğu için kolay kaçabilir.

Şöyle olabilir:

• baş bir an öne düşer

• diz boşalır

• çocuk bir an çöker gibi olur

• eldeki nesne düşer

• gövde kısa süreli kontrol kaybı yaşar


Dışarıdan şu yorum gelir:

“Sakar.”

“Dengesiz.”

“Yine düştü.”


Ama bazen mesele yalnız sakarlık değildir.

Kas tonusu anlık kaybolmuş olabilir.


Özellikle tekrarlayan baş düşmeleri,

anlık diz boşalmaları,

çocuğun “kaydı” gibi görünen ama

hep aynı biçimde yaşanan

kısa çökmeler önemlidir.


5. Tonik ve tonik-klonik nöbetler: en görünür grup ama tek grup değil

Bunlar toplumun en çok bildiği nöbetlerdir.

• kasılma

• düşme

• bilinç değişimi

• tüm bedende belirgin kas aktivitesi


Bunlar daha görünürdür.

Ama kritik nokta şudur:

Her nöbet böyle görünmez.


Yani aile yalnızca en dramatik tabloyu nöbet sanıyorsa, sessiz ve kısa nöbet biçimleri kolayca gözden kaçabilir.

6. Epileptik spazmlar: reflü, irkilme ya da “garip hareket” gibi yorumlanabilen tablo

Bazı çocuklarda epileptik spazmlar:

• ani öne katlanma

• gövdenin kısa bükülmesi

• tekrar eden seri hareketler

• birden fazla kez arka arkaya gelen aynı tip kısa kopmalar

şeklinde görünebilir.


Bazen dışarıdan:

• reflü

• irkilme

• huzursuzluk

• “bir tuhaf hareket”

gibi yorumlanır.


Özellikle

aynı tip katlanma hareketlerinin

kümeler halinde gelmesi,

günün belirli zamanlarında tekrar etmesi

ve olayın davranıştan çok

bedensel bir örüntü taşıması

dikkat çekicidir.


Günlük hayatta nasıl görünür?

Günlük hayatta tablo çoğu zaman dramatik değildir.

Aile şöyle der:

• “Bir an gidiyor gibi oluyor.”

• “Bazen cevap vermiyor.”

• “Sanki kısa kısa kopuyor.”

• “Bir şey yaparken aniden duruyor.”

• “Garip hareket yapıyor, sonra devam ediyor.”

• “Bazen korkmuş gibi bakıyor, sonra geçiyor.”

 

Bazen bu anlar o kadar kısa olur ki,

yanında olan yetişkin bile bir an tereddüt eder:

 

“Bir şey mi oldu?”

“Yoksa bana mı öyle geldi?”

 

Ve bazen gecikme

tam da bu tereddüdün içinde başlar.

Çünkü o an yaşanan şey,

çoğu zaman yeterince “belirgin” değildir.

Ama yeterince “tekrarlayan”dır.

 

Öğretmen şunu fark edebilir:

• kısa kopmalar

• derste anlık durmalar

• isme geç ya da hiç tepki vermeme

• “orada değil” hissi

• aynı tip boş bakma anlarının tekrar etmesi

• görev akışının aniden kesilmesi


Terapist ise şunları görebilir:

• erişim daralması

• motor akışın bozulması

• kısa süreli donmalar

• anlamsız tekrarlar

• olay sonrası belirgin yavaşlama

• toparlanmanın uzaması


Yani mesele çoğu zaman büyük krizler değildir.

Küçük, tekrar eden, sessiz işaretlerdir.

Ve bazen tam da bu yüzden geç kalınır.

Çünkü tablo “büyük” olmadığı için

önemli sanılmaz.



Öğretmen ve terapistler için kritik fark:

Eğer çocuk:

• aynı noktada tekrar tekrar “kopuyorsa”

• hep benzer sürelerle duruyorsa

• görev ortasında “donup” sonra devam ediyorsa

• çağrıya o an hiç erişilemiyorsa

 

bu durum dikkat eksikliğinden çok

kısa süreli nörolojik erişim değişimini düşündürür.


Post-iktal dönem neden çok önemli bir ipucudur?

Bazı nöbetlerden sonra sinir sistemi toparlanma ihtiyacı yaşar.

Bu sırada şunlar görülebilir:

• yorgunluk

• sessizlik

• yavaşlama

• uyuma ihtiyacı

• dalgınlık

• bedensel erişimde azalma

• Çocuk konuşan bir çocuksa konuşmada azalma

• oyuna dönmekte zorlanma


Bu çok kritik bir farktır.

Çünkü bazen ayırıcı olan şey olayın kendisi değil,

olaydan sonra bedenin nasıl geri döndüğüdür.


Örneğin çocuk yalnızca birkaç saniye durmuş gibi görünmüş olabilir.

Ama sonrasında:

• daha sessizse

• yavaşladıysa

• oyuna dönemiyorsa

• belirgin yorgunluk yaşıyorsa

bu tablo daha dikkatli düşünülmelidir.



Pusula

Bazen asıl veri nöbet anı değil,

nöbet sonrası toparlanma biçimidir.



Neden özellikle otizmde daha çok karışır?

Otizmde zaten şu alanlarda farklılıklar görülebilir:

• duyusal yüklenme

• dalma anları

• tekrarlar

• motor farklılıklar

• kapanma

• cevap gecikmesi

• iç beden sinyallerini geç fark etme


Bu yüzden:

nöbet → davranış gibi okunabilir

davranış → nöbet gibi sanılabilir


Yani iki yönlü bir karışma vardır.

Ayrıca bazı çocuklar:

• fark eder ama anlatamaz

• geç fark eder

• hiç fark etmeyebilir

• olay sonrası yaşadığı tuhaflığı söze dökemez

• “bir şey oldu” diyemez

• yorgunluğu ya da erişim kaybını anlatamaz

Bu da tabloyu daha karmaşık hale getirir.


Örneğin çocuk yalnızca

“istemiyor” gibi görünebilir.

Oysa mesele isteksizlik değil,

kısa bir nörolojik olay sonrası toparlanma olabilir.


Bir başka çocuk

“garip tekrarlar” yapıyor sanılabilir.

Ama örüntüsel fokal nöbet yaşıyor olabilir.


Yani otizm varlığı, nöbet olasılığını

otomatik olarak açıklamaz.


Ama nöbetlerin daha kolay davranış sanılmasına 

zemin hazırlayabilir.


En sık yapılan hata

“Otizmden.”


Bu en riskli yorumlardan biridir.


Her şey otizm değildir.

Her yeni kopma,

her yeni tekrar,

her yeni bakış kayması,

her yeni garip hareket

tek başına “otizm” diye açıklanmamalıdır.


Bazı durumlar:

• nöbet olabilir

• nöromotor olabilir

• tik olabilir

• motor planlama zorluğu olabilir

• başka bir nörolojik süreç olabilir


Görünen: davranış

Gerçek olabilecek: nörolojik bir işaret


Ve bazen gecikme tam burada olur.

Çünkü aile, öğretmen ya da çevre

tabloyu zaten bildiği bir başlığın içine koyar:

“Zaten otizmli.”


Oysa bazı çocuklarda asıl mesele

tam da burada başlar:

yeni olan şeyin yeni olarak fark edilmemesi.

 


Yani bazen sorun,

çocuğun sinyal vermemesi değildir.

 

Sorun,

o sinyalin çok hızlı

tanıdık bir başlığın içine yerleştirilmesidir.

 

Sık yapılan yanlış okumalar:

 

• “Dalgın” → kısa absence nöbet olabilir

• “Takıntı” → fokal nöbet olabilir

• “Tik” → miyoklonik nöbet olabilir

• “Sakar” → atonik nöbet olabilir

• “İstemiyor” → post-iktal yorgunluk olabilir

 

Sorun çoğu zaman davranış değil,

yanlış yorumdur.

 

Nöbet mi, davranış mı? Ayırmada hangi küçük işaretler yol gösterir?

 

Bazen ayırıcı olan şey büyük bir belirti değildir.

Çok kısa bir anda fark edilen küçük bir örüntüdür.

 

Ve çoğu zaman gözden kaçan da tam olarak budur.

 

Bu yüzden o an bakılacak birkaç temel nokta çok değerlidir.

3 saniyelik ayrım kuralı (sahada hızlı okuma için):

 

Bir çocukta gördüğünüz durum sırasında kendinize şu 3 soruyu sorun:

 

• Başlangıç ani mi? (bir anda mı oldu?)

• Çocuk o anda erişilebilir mi? (isim, dokunma, göz teması)

• Bittiğinde kaldığı yerden mi devam ediyor?

 

Bu üçü birlikte varsa:

bu tablo davranıştan çok nörolojik bir süreci düşündürür.

 

Eğer:

• öncesinde bir yük birikimi varsa

• temas tamamen kopmuyorsa

• tablo ortamla değişiyorsa

 

bu daha çok regülasyon/davranış tarafına işaret eder.

 

Bazı tablolar dışarıdan çok benzer görünebilir.

Ama küçük farklar önemlidir.


Nöbet düşündürebilen bazı işaretler şunlardır:

• ani başlama

• kısa sürme

• her seferinde benzer görünme

• isme ya da dokunmaya yanıtsızlık

• aktivitenin bir anda kesilmesi

• olay sonrası yorgunluk, sessizlik ya da kısa toparlanma ihtiyacı

• çocuğun sonra kaldığı yerden devam etmesi


Davranış, duyusal kopma ya da regülasyon zorlanmasında ise daha sık şu özellikler görülür:

• öncesinde belirgin yük birikimi olması

• olayın bağlama göre değişmesi

• kısmi temasın sürdürülebilmesi

• bedenin yavaş yavaş daralması

• örüntünün her seferinde tam aynı olmaması

• yük azaltılınca ya da destek gelince tablonun belirgin değişebilmesi


Bu ayrım tek başına tanı koydurmaz.

Ama neyin daha yakından izlenmesi gerektiğini anlamaya yardım eder.


Davranış mı, nöbet mi? (çok kısa özet)

 

Nöbet daha çok:

• ani başlar

• kısa sürer

• aynı görünür

• temas kesilir

• sonra devam edilir

 

Davranış/regülasyon daha çok:

• birikir

• bağlama bağlıdır

• temas tamamen kopmaz

• değişkendir

• destekle değişir

 

Erken uyarı işaretleri

Şunlar özellikle izlenebilir:

• aynı tip tekrar eden kısa kopmalar

• kısa kopmalar

• çağrıya yanıtsızlık

• dokunmaya tepki olmaması

• aynı bakış örüntüsünün tekrar etmesi

• aktivitenin aniden kesilmesi

• olay sonrası yorgunluk

• gün içinde artış

• sabah ya da akşam belirginleşme

• öğretmen ve aile gözleminin örtüşmesi

• örüntünün benzer biçimde tekrarlaması


Tek başına anlamlı olmayabilir.

Ama birlikte çok değerlidir.


Özellikle şu durum daha dikkat çekicidir:

çocuk her seferinde çok benzer biçimde

kısa süreli “gidiyor”,

sonra dönüyor ve

bazen ardından yorgunlaşıyorsa.


Çünkü nörolojik tabloları düşündüren şey

çoğu zaman tek an değil,

örüntünün tekrar etmesidir.


Mini gözlem rehberi

Şunlara bakmak çok yardımcı olabilir:

• kaç saniye sürüyor?

• günde kaç kez oluyor?

• hep aynı mı?

• ismi söylenince tepki var mı?

• dokununca tepki geliyor mu?

• olay sırasında hareket tamamen kesiliyor mu?

• olay sonrası yorgunluk var mı?

• çocuk sonra kaldığı yerden mi devam ediyor?

• belli saatlerde mi artıyor?

• video alınabiliyor mu?


Çünkü bazen asıl veri:

olayın kendisi değil, örüntüsüdür.


Ve bazen aile bir videoyla,

uzun anlatımdan daha güçlü bir klinik veri sunabilir.

 

O an ne yapılmalı? (yanlış müdahaleyi önlemek için)

Böyle anlarda en önemli şey,

önce tabloyu büyütmeden

ama küçümsemeden kalabilmektir.

 

Eğer nöbet olasılığı düşünülüyorsa:

• çocuğu zorla konuşturmaya çalışmayın

• sarsmayın

• “bana bak!” diye zorlamayın

• davranışı durdurmaya çalışmayın

 

Bunun yerine:

• güvenliği sağlayın

• sadece yanında olun

• süreyi gözlemleyin

• mümkünse video kaydı alın

 

Çünkü bazı durumlarda müdahale etmek,

tabloyu anlamayı zorlaştırabilir.

 

Bu yazının belki en önemli cümlesi

Her garip davranış davranış değildir.

Bazen sinir sisteminin verdiği bir işarettir.


Bu yazı neyi hatırlatıyor?

Davranış = sonuç

Sinir sistemi = süreç

Beden = veri


Erken fark etmenin önemi

Amaç korkmak değildir.

Amaç, gecikmemektir.


Çünkü bazı nöbetler:

• sessizdir

• kısa sürer

• davranışla karışır

• kolay geçiştirilir


Ve tam da bu yüzden

erken fark etmek önemlidir.


Özellikle yeni başlayan,

tekrar eden,

örüntüsü olan,

çağrıya yanıtsızlıkla giden ve

sonrasında yorgunluk bırakan tablolar

daha dikkatli düşünülmelidir.


Çünkü bazen en koruyucu adım,

olayın büyümesini beklemek değil;

küçükken örüntüyü fark etmektir.


Ne zaman değerlendirmek gerekir? (karar rehberi)

Aşağıdaki durumlarda yalnızca izlemek yerine

bir çocuk nörolojisi değerlendirmesi düşünülmelidir:

 

• kısa kopmalar tekrarlıyorsa 

• her seferinde benzer görünüyorsa 

• ani başlıyor ve kısa sürüyorsa 

• olay sırasında isme ya da dokunmaya yanıt yoksa 

• çocuk olaydan sonra yorgun, sessiz ya da yavaşsa 

• öğretmen ve aile benzer gözlemleri bildiriyorsa 

• gün içinde sayısı artıyorsa 

• sabah saatlerinde belirginleşiyorsa 

• “bir an gidiyor sonra geliyor” hissi sık yaşanıyorsa 

 

Özellikle şu durumlar daha dikkat çekicidir:

• aynı tip hareketlerin kümeler halinde gelmesi 

• eldeki nesnelerin sık düşmesi 

• kısa kopmaların gün içinde artması 

• çocuğun o an “ulaşılamaz” olması 

 

Bu tablo her zaman nöbet anlamına gelmez. 

Ama göz ardı edilmemesi gereken bir örüntü olabilir.

 

Ve bazen en önemli veri:

tek bir an değil,

aynı anın tekrar etmesidir.

Ve çoğu zaman fark,

tek bir olayda değil;

aynı olayın tekrarında ortaya çıkar.


Ana mesaj

Nöbet her zaman dramatik değildir.

Bazen sessizdir.

Bazen küçüktür.

Bazen birkaç saniyedir.

Ve davranış gibi görünür.


Ve bazen en yanıltıcı olan şey,

tablonun çarpıcı olması değil;

fazla sıradan görünmesidir.

 

Ve bazen en yanıltıcı olan şey,

tablonun dikkat çekici olması değil;

fazla sıradan görünmesidir.


Okur için çıkarım

Bir çocukta “garip” görünen bir şey olduğunda:

“neden böyle yapıyor?” yerine

“bu ne olabilir?” sorusu

daha değerlidir.


Çünkü bazı durumlarda o an gördüğümüz şey,

istemli bir davranış değil;

kısa süreli bir nörolojik erişim değişimi olabilir.


Günlük hayatta fark edilebilecek işaretler

Evde, okulda ya da terapide şu küçük değişimler önemlidir:

• kısa kopmalar

• boş bakma

• garip tekrarlar

• kısa donmalar

• isme yanıt kaybı

• dokunmaya tepki azalması

• olay sonrası yorgunluk

• aktivitenin kısa süreli kesilmesi

• sonra kaldığı yerden devam etme

• benzer örüntünün tekrar etmesi


Bunlar bazen yalnız davranış değil,

sinir sisteminin verdiği işaretler olabilir.


Mühür

Bazen gördüğümüz şey davranış değildir.

Sinir sisteminin kısa süreli erişim kaybıdır


Modül kapanışı

Bu modül boyunca şunu gördük:

• her dalma dikkat değildir

• her sessizlik rahatlık değildir

• her davranış davranış değildir

• bazı çocuklar zorlanır ama göstermez

• bazı işaretler geç fark edilir

• bazı nöbetler sessizdir ve kolayca davranış sanılır


Ve bazen en önemli fark şudur:

Davranışı düzeltmeye çalışmak yerine

sinir sistemini anlamaya başlamak.


Çünkü bazı davranışlar sorun değildir.

Bir sistemin

“Burada bir şey oluyor”

deme şekli olabilir.


Ve bazen en koruyucu adım,

olayı küçümsemek değil;

örüntüyü fark etmektir.


Çünkü bazı şeyler tek başına anlamlı değildir. Ama tekrar ettiklerinde çok şey anlatır.

Bir sonraki yazıya geçiş

Bir sonraki yazıda Her gördüğümüz değişim gerçekten otizmden mi? sorusunu soracağız.

Çünkü bazı durumlar doğrudan otizmin parçası değildir.

Eşlik eden başka bir sürecin görünür hale gelmesi olabilir.

Ve bazen en kritik fark, değişimin kendisinde değil; nasıl yorumlandığındadır.





 


Faydalanılan Kaynaklar & Okuma Notları

Aşağıda yer alan isimler; sinir sistemi regülasyonu, çocuk nörolojisi, epilepsi, gelişimsel pediatri, duyusal işlemleme, interosepsiyon, iletişim, otizm ve davranışın biyolojik temeli alanlarında bu serinin kuramsal ve klinik zeminini oluşturan temel çalışmaları temsil etmektedir. Bu metin bir akademik derleme değildir. Farklı disiplinlerde üretilmiş bilgilerin; çocuğu nesneleştirmeden, aileyi suçlamadan ve sinir sistemi–beden bütünlüğünü merkeze alarak bir araya getirilmesi çabasıdır.


1. Sinir sistemi – regülasyon – travma

Bruce D. Perry — çocuk psikiyatristi, nörobilimci — The Boy Who Was Raised as a Dog, What Happened to You? — sinir sisteminin deneyimle şekillendiğini gösteren nörogelişimsel modeliyle, davranışın her zaman niyet değil bazen bedensel alarmın dışa vurumu olabileceğini açıklar; bu yazının “davranış mı, sinir sistemi işareti mi?” sorusunu destekler.

Stephen W. Porges — sinirbilimci, psikolog — Polyvagal Theory — güven ve tehdidin sinir sistemi tarafından bilinçdışı taranmasını açıklayan nörosepsiyon kavramıyla, erişim kaybı, kopma, donma ve çevreyle bağlantının kısa süreli bozulması gibi tabloları daha geniş otonom sinir sistemi bağlamında düşünmeye yardım eder.

Allan N. Schore — psikiyatrist, nörobilimci — regülasyon nörobiyolojisi — bedensel ve duygusal düzenleme kapasitesinin yük altında nasıl daralabileceğini gösteren çalışmalarıyla, nöbet dışı tablolarla nöbet benzeri durumların neden karışabildiğini anlamada önemlidir.

Daniel J. Siegel — psikiyatrist — Interpersonal Neurobiology — regülasyonun yalnızca bireysel değil, ilişki ve çevre içinde şekillenen bir süreç olduğunu vurgular; çocuğun “ulaşılamıyor” gibi görünen anlarını bağlamsal olarak değerlendirmeyi destekler.

Bessel van der Kolk — psikiyatrist, travma araştırmacısı — The Body Keeps the Score — bedenin tehdit, stres ve yük deneyimlerini yalnız zihinsel değil fizyolojik düzeyde taşıdığını göstererek, dışarıdan davranış gibi görünen bazı tabloların altta yatan bedensel süreçlerle ilişkisini anlamaya katkı sağlar.

Ross W. Greene — klinik psikolog — Collaborative & Proactive Solutions, The Explosive Child — çocukların zorlandıkları birçok durumda asıl meselenin niyet değil kapasite olabileceğini vurgulayan yaklaşımıyla, bu yazının “görünen davranış, alttaki süreç farklı olabilir” hattını güçlendirir.

2. Çocuk nörolojisi – epilepsi – nöbet okuma

Olivier Dulac — çocuk nöroloğu — çocukluk çağı epilepsileri üzerine klinik çalışmalar — nöbetlerin her zaman dramatik görünmediğini; kısa, sessiz ve davranışla karışabilen tabloların çocuklarda farklı biçimlerde ortaya çıkabileceğini gösteren klinik çerçevesiyle bu yazının temel eksenine doğrudan oturur.

Ingrid E. Scheffer — nörolog, epilepsi araştırmacısı — epilepsi sınıflamaları ve epileptik sendromlar üzerine çalışmalar — nöbetlerin görünüm çeşitliliğini, kısa kopmalar ve örüntülerin ayırıcı önemini vurgulayan çalışmalarıyla bu yazının “her nöbet nöbet gibi görünmez” düşüncesini destekler.

Helen Cross — çocuk nöroloğu — çocukluk çağı epilepsileri ve gelişimsel nöroloji üzerine çalışmalar — çocukta kısa süreli kopmalar, motor değişimler ve davranışla karışabilen nörolojik tabloların erken fark edilmesi gerektiğini gösteren klinik yaklaşımıyla önemlidir.

Douglas R. Nordli Jr. — çocuk nöroloğu — pediatrik epilepsi ve EEG alanındaki klinik çalışmaları — özellikle çocuklarda sessiz, kısa ve gözden kaçabilen nöbet tablolarının tanınmasında örüntü izlemenin önemini destekler.

Elaine Wyllie — çocuk nöroloğu, epileptolog — Wyllie’s Treatment of Epilepsy — epileptik nöbetlerin klinik görünüm çeşitliliğini, nöbet semiyolojisini ve kısa kısa kopmaların ayırıcı değerlendirilmesini sistematik biçimde ele alan temel referanslardan biridir.

J. Helen Cross ve çocuk epilepsisi literatürü — pediatrik epilepsi klinik yaklaşımı — absence, fokal nöbet, miyoklonik nöbet ve epileptik spazm gibi tabloların çocuklarda davranış, dalgınlık, tik ya da alışkanlık gibi yanlış yorumlanabildiğini gösteren klinik birikimiyle bu yazının çekirdek temasını destekler.

3. EEG – nöbet semiyolojisi – ayırıcı değerlendirme

H. Lüders ve nöbet semiyolojisi hattı — epileptik nöbetlerin klinik gözlemsel özellikleri üzerine çalışmalar — nöbetin yalnız EEG değil, görünüm, başlangıç biçimi, süre, tekrar örüntüsü ve olay sonrası durumla birlikte değerlendirilmesi gerektiğini göstererek bu yazının gözlem rehberini destekler.

Çocukluk çağı epilepsi semiyolojisi literatürü — davranışla karışan nöbet görünümleri — kısa süreli boş bakmalar, anlamsız tekrarlar, ağız hareketleri, ani sıçramalar, tonus kayıpları ve seri katlanmalar gibi tabloların ayırıcı önemini vurgular.

EEG ve video-EEG klinik yaklaşımı — nöbet şüphesinde örüntü yakalama araçları — özellikle kısa ve sessiz kısa kopmalarda olayın kendisinden çok örüntünün, tekrarın ve video kaydının klinik değerlendirmeyi güçlendirdiğini gösterir; bu yazının mini gözlem rehberiyle doğrudan ilişkilidir.

4. Duyusal sistem ve bedensel regülasyon

A. Jean Ayres — ergoterapist Sensory Integration Theory — duyusal eşik, aşırı yüklenme, regülasyon ve davranış ilişkisini açıklayan temel çerçevesiyle, nöbet dışı duyusal kopmalarla nöbetlerin neden karışabildiğini anlamada önemlidir.

Lucy Jane Miller — klinik araştırmacı — Sensational Kids — duyusal işlemleme farklılıklarının dikkat, davranış ve tepki örüntülerini nasıl etkileyebileceğini göstererek, davranış sandığımız bazı durumların aslında farklı bedensel süreçlerden kaynaklanabileceğini düşündürür.

Mona Delahooke — klinik psikolog — Beyond Behaviors — davranışı nörofizyolojik durumların dışa vurumu olarak ele alan yaklaşımıyla, “garip davranış” diye görülen bazı tabloların altta yatan sinir sistemi durumlarıyla okunmasına yardımcı olur.

Stuart Shanker — gelişimsel psikolog — Self-Reg — stres yükü ve regülasyon maliyeti üzerinden işleyen modeliyle, duyusal yüklenme, kapanma, tepki kaybı ve davranış benzeri sinir sistemi durumlarının ayırt edilmesine katkı sağlar.

5. İnterosepsiyon – beden içi sinyaller – beden farkındalığı

Kelly Mahler, OTD, OTR/L — ergoterapist, interosepsiyon alanında çalışan eğitmen ve uygulayıcı — The Interoception Curriculum — çocukların beden sinyalini fark etme, anlamlandırma ve uygun yanıt verme süreçlerini yapılandırılmış biçimde ele alır; nöbet sonrası yorgunluk, erişim kaybı ya da tuhaflık hissinin söze dökülememesi gibi durumları anlamada önemlidir.

Antonio Damasio — nörobilimci — The Feeling of What Happens, Self Comes to Mind — bedenin önce sinyal verdiğini, zihnin bu sinyalleri daha sonra anlamlandırdığını gösteren yaklaşımıyla bu yazının “beden önce veri verir” çizgisini destekler.

A. Craig — nörobilimci — interosepsiyon ve iç beden farkındalığı üzerine çalışmalar — içsel bedensel durumların fark edilmesi ve bilinçli deneyime taşınması süreçlerini açıklayarak, çocukların neden “bir şey oldu” diyemeyebileceğini düşünmede önemlidir.

6. Çocuk sağlığı – gelişimsel pediatri – işlev değişimi

T. Berry Brazelton — çocuk doktoru — çocuk davranışlarının bedensel ve gelişimsel temellerine dair çalışmaları — ani işlev değişimlerinin yalnız davranışsal değil, nörolojik ve bedensel bağlamda da değerlendirilmesi gerektiğini düşündürür.

Nadine Burke Harris — çocuk doktoru — The Deepest Well — kronik stres ve erken yaşam deneyimlerinin beden ve sinir sistemi üzerindeki etkilerini görünür kılar; çocuğun dışarıdan davranış gibi görünen tablolarını daha geniş biyolojik çerçevede düşünmeye yardımcı olur.

Robert Sapolsky — nörobiyolog — Why Zebras Don’t Get Ulcers — stres hormonlarının dikkat, tepki verme, dürtü kontrolü ve bedensel düzenleme üzerindeki etkilerini açıklayarak, nöbet dışı kısa kopmalarla stres kaynaklı daralmaların ayırt edilmesinde düşünsel zemin sağlar.

Bruce McEwen — nörobiyoloji / stres fizyolojisi — allostatik yük kavramı — biriken biyolojik yükün sinir sistemi kapasitesini nasıl etkilediğini açıklayarak, bu yazının “örüntü”, “yük” ve “gecikme” hattını destekler.

7. Uyku – toparlanma – nörolojik hassasiyet

Matthew Walker — nörobilimci — Why We Sleep — uyku düzeninin sinir sistemi regülasyonu, dikkat, öğrenme ve duygusal denge üzerindeki etkilerini açıklayarak, bazı kısa kopmaların neden günün belli saatlerinde arttığını ya da olay sonrası neden yorgunluk bıraktığını düşünmede önemlidir.

Uyku ve epilepsi literatürü — nöbet eşiği ve nörolojik hassasiyet — uyku bozulmasının bazı nörolojik tabloları belirginleştirebildiğini, özellikle sabah saatlerinde görülen kısa motor atımlar ve yorgunluk sonrası değişimlerin dikkatle değerlendirilmesi gerektiğini düşündürür.

8. Otizm ve nörogelişim

Catherine Lord — klinik psikolog — otizm tanısı ve gelişimsel değerlendirme alanında referans isimlerden biridir; otizm varlığının her yeni tabloyu açıklamadığını, yeni belirtilerin yeni olarak değerlendirilmesi gerektiğini düşündürür.

Ami Klin — klinik psikolog — sosyal beyin gelişimi ve otizm üzerine nörogelişimsel çalışmalar — sosyal katılım, dikkat ve çevreyle bağlantının neden bazı çocuklarda farklı görünebildiğini açıklayarak, nöbet ve otizm olgu farklılıkların karışabileceği alanları düşünmede önemlidir.

Simon Baron-Cohen — klinik psikolog — sosyal iletişim, sistemleştirme ve bilişsel profil farklılıkları üzerine çalışmalar — tekrarlayıcı görünen bazı davranışların her zaman aynı anlam taşımadığını; bilişsel ve nörogelişimsel bağlamın da hesaba katılması gerektiğini destekler.

Uta Frith — bilişsel nörobilimci — ayrıntı odaklı işlemleme ve bilişsel profil farklılıkları üzerine öncü çalışmalarıyla, otizmde görülen bazı davranış örüntülerinin neden nöbetlerle karışabileceğini anlamaya katkı sağlar.

9. Otizm ve epilepsi kesişimi

Otizm–epilepsi birlikteliği literatürü — nörogelişimsel ve nörolojik eş tanılar — otizm tanılı bireylerde epilepsinin ve epileptiform aktivitelerin klinik açıdan daha dikkatli değerlendirilmesi gerektiğini; “otizmden” diye açıklanan bazı yeni tabloların nörolojik açıdan da ele alınmasının önemini vurgular.

Gelişimsel epileptik ensefalopati ve otizm kesişim literatürü — gelişim, dikkat, davranış ve erişim değişimleri — kısa kopmaların, tekrarlayıcı motor örüntülerin ve sessiz nöbetlerin bazen gelişimsel farklılıklarla karışabileceğini göstererek bu yazının ana uyarı hattını destekler.

10. Konuşma – iletişim – erişim kaybı

Barry M. Prizant — konuşma-dil patoloğu — Uniquely Human — çocuğun iletişimini yalnızca sözle değil; regülasyon, işlev, ilişki ve anlam üzerinden okuyan yaklaşımıyla, “cevap vermiyor” gibi görünen anların her zaman isteksizlik olmadığını düşünmeye yardımcı olur.

ASHA (American Speech-Language-Hearing Association) — klinik ve mesleki çerçeve — autism / childhood apraxia of speech / AAC kaynakları — iletişimsel erişim, motor planlama ve alternatif ifade yolları açısından çocuğun “ulaşılamıyor” gibi görünen anlarını daha dikkatli değerlendirmeyi destekler.

Konuşma motor planlama ve erişim literatürü — bilmek ile o anda yanıt verebilmek arasındaki fark — kısa süreli erişim kaybı, tepki verememe ve sonradan devam etme gibi tabloları yorumlarken davranış dışı olasılıkları düşünmeye katkı sağlar.

11. Klinik yaklaşım ve davranış yorumlama

Ross W. Greene — klinik psikolog — The Explosive Child — “children do well if they can” yaklaşımıyla bu yazının “neden yapıyor?” yerine “ne oluyor olabilir?” sorusunu güçlendirir.

Stuart Shanker — gelişimsel psikolog — Self-Reg — davranışı stres yükü ve regülasyon maliyeti üzerinden okuyan modeliyle, nöbet dışı daralmalarla nöbet benzeri tabloların ayrımında bedensel bağlamı görünür kılar.

Barry M. Prizant — konuşma-dil patoloğu — Uniquely Human — davranışın altında çoğu zaman işlev, ihtiyaç ve regülasyon arayışı olduğunu vurgular; bu da nöbet kuşkusu olan tabloları yanlış yorumlamamaya yardımcı olur.

Mona Delahooke — klinik psikolog — Beyond Behaviors — davranışı yalnız sonuç değil, alttaki otonomik ve nörofizyolojik durumun dışa vurumu olarak anlamaya yardımcı olur.

12. Kurumsal ve akademik çerçeveler

International League Against Epilepsy (ILAE) — epilepsi sınıflaması ve nöbet tanımları için temel uluslararası kurumsal çerçeveyi sunar; nöbet türlerinin görünüm çeşitliliğini anlamada ana referanslardan biridir.

International Bureau for Epilepsy (IBE) — epilepsi farkındalığı ve klinik bilgilendirme alanında uluslararası çerçeve sağlar; sessiz ve kısa nöbetlerin gözden kaçabilmesine dair toplumsal farkındalık açısından önemlidir.

American Epilepsy Society (AES) — epilepsi ve nöbet semiyolojisi alanında güncel klinik ve akademik çerçeveler sunar.

American Academy of Pediatrics (AAP) — çocuk sağlığı, gelişimsel değerlendirme ve klinik yönlendirme açısından temel kurumsal kaynaklardan biridir.

National Institute of Neurological Disorders and Stroke (NINDS) — nörolojik bozukluklar, epilepsi ve çocuk nörolojisi alanında güvenilir araştırma çerçevesi sağlar.

National Institute of Mental Health (NIMH) — nörogelişimsel farklılıklar, otizm ve davranışın biyolojik temelleri açısından önemli kurumsal çerçeve sunar.

Harvard Center on the Developing Child — erken deneyimlerin beyin gelişimi, stres sistemi ve işlevsellik üzerindeki etkilerini çerçeveler.

Polyvagal Institute — nörosepsiyon ve otonom sinir sistemi temelli regülasyon bakış açısı için güncel kurumsal çerçeve sağlar.

World Health Organization (WHO) — çocuk sağlığı, gelişim ve işlevsellik üzerine küresel sağlık perspektifi sunar.

Bu yazının bilimsel omurgasını oluşturan temel fikir

Bu yazının dayandığı ortak bilimsel hat şudur:

Her kısa kopma davranış değildir.

Her boş bakma dalgınlık değildir.

Her tekrar takıntı değildir.

Bazı durumlarda dışarıdan davranış gibi görünen şey, aslında kısa süreli bir nörolojik erişim değişimi olabilir.

Özellikle çocuklarda bazı nöbetler dramatik değil; sessiz, kısa, tekrar eden ve kolay geçiştirilen biçimlerde görülebilir.

Bu yüzden bazen aileyi yanıltan şey tablonun büyüklüğü değil, fazla küçük görünmesidir.

Otizm, duyusal farklılıklar, kapanma eğilimleri, tekrarlar, iletişim zorlukları ve bedensel sinyalleri geç fark etme gibi alanlar; nöbetlerin davranış sanılmasına, davranışın da nöbet gibi yorumlanmasına zemin hazırlayabilir.

Bu nedenle ayırıcı olan şey çoğu zaman tek bir an değil; başlangıç biçimi, tekrar örüntüsü, o sıradaki erişilebilirlik ve olay sonrası toparlanma şeklidir.

Bazı çocuklarda asıl veri nöbet anı değil, nöbet sonrası yorgunluk, sessizlik, yavaşlama ve erişim daralması olabilir.

Bu yüzden bu yazının temel pusulası şudur:

Davranış = görünen

Sinir sistemi = süreç

Beden = veri

 

 

Yorumlar


Bu Alan Şu An Ne İçin Var?
 

Buradaki yazılar bir danışmanlık çağrısı değildir.
Şu an bu alan, düşünmek, durmak ve dili netleştirmek için var.

İleride bu bakış açısıyla daha yakından çalışılabilecek yollar açıldığında,
bunu burada açıkça paylaşacağım.
 

© 2035 by Train of Thoughts. Powered and secured by Wix

bottom of page