102-Görünmeyen Yükler
- 3 gün önce
- 14 dakikada okunur
Sinir Sistemi Sadece Psikolojik Yük Taşımaz.
Seri 2 — Davranışın Arkasındaki Sistem
Modül 12— Davranışın Görünmeyen Hikâyesi
Yazı 102
Bazen aynı çocuk bir gün daha esnek görünür,
ertesi gün daha çabuk dağılır.
Bir gün küçük bir değişikliği tolere eder,
başka bir gün aynı değişiklikte hızla zorlanır.
Bir gün okuldan sonra hâlâ oyun kurabilir,
başka bir gün daha kapıdan girerken taşmaya başlar.
Dışarıdan bakınca bu tablo kolayca şöyle yorumlanır:
“Bugün keyfi yok.”
“Yine problemli.”
“Dün yapıyordu, bugün neden yapamıyor?”
“Galiba geriledi.”
“İşine gelince yapıyor.”
Oysa bazen değişen şey çocuk değildir.
Değişen şey, sistemin o gün
ne kadar yük taşıdığıdır.
Ve bazen tam bu noktada yetişkin kendini
çaresiz hissetmeye başlar.
Çünkü görünen davranıştır.
Taşınan yük ise görünmezdir.
Çünkü sinir sistemi yalnız psikolojik yük taşımaz.
Sinir sistemi aynı anda:
duyusal yük
enerji yükü
uyku yükü
inflamasyon yükü
bağırsak yükü
sosyal yük
bilişsel işlemleme yükü
bedensel rahatsızlık yükü
stres yükü
taşıyabilir.
Ve bazen davranış dediğimiz şey,
işte bu görünmeyen yüklerin toplamının
dışarıdan görünen halidir.
Bu yüzden bu yazının temel cümlesi şu olabilir:
Bazı çocuklar zor değildir.
Bazı günler sistemleri daha fazla biyolojik yük taşır.
Ana soru
Bu yazının ana sorusu şu:
Sinir sistemi gerçekten hangi yükleri taşır?
Daha da önemli soru şu:
Gördüğümüz şey gerçekten yalnızca “psikolojik zorlanma” mı,
yoksa o gün sistemin taşıdığı çok katmanlı biyolojik yükün sonucu mu?
Çünkü çoğu zaman çocuk
yalnızca bir olaydan etkilenmez.
Toplam yükten etkilenir.
Ve bu toplam yük her zaman görünmez.
Bu Yazının Ana Cümlesi
Sinir sistemi sadece psikolojik yük taşımaz.
Biyolojik, duyusal, enerjik ve bedensel yüklerin toplamıyla çalışır.
Kavramsal Açıklama
Bazı davranışlar yalnızca o gün yaşananlarla açıklanamaz.
Çünkü sinir sistemi yalnız o anı değil;
o ana kadar taşıdığı yükleri de hesaba katar.
Bu nedenle aynı çocuk bazı günler daha esnek,
bazı günler daha kırılgan görünebilir.
Sorun her zaman karakter değildir.
Bazen değişen şey sistemin taşıdığı toplam yüktür.
Yük dediğimiz şey tam olarak nedir?
Yük deyince çoğu insanın aklına
önce stres gelir.
Oysa sinir sistemi açısından yük
çok daha geniş bir kavramdır.
Yük, en sade haliyle şudur:
Bedenin ve sinir sisteminin
düzenlemek zorunda kaldığı her şey.
Bu bazen bir ses olabilir.
Bazen açlık olabilir.
Bazen uyku borcu olabilir.
Bazen bağırsak rahatsızlığı olabilir.
Bazen sosyal uyum çabası olabilir.
Bazen görünmeyen inflamasyon olabilir.
Bazen sürekli kendini tutma ihtiyacı olabilir.
Yani yük sadece kötü olay değildir.
Yük, enerji isteyen her şeydir.
Bu yüzden iki çocuk aynı günü yaşayabilir.
Ama aynı yükü taşımayabilir.
Bazı çocuklar için şunların her biri ayrı ayrı yük olabilir:
kalabalık
floresan ışık
sınıf gürültüsü
beklemek
geçiş yapmak
konuşmak
sosyal ipuçlarını okumak
bedeni organize etmek
açlığı yönetmek
ağrıyı tolere etmek
tuvalet sinyalini fark etmek
yorgunken ayakta kalmak
hasta bir bedende günü sürdürmek
Ve önemli olan yalnız tek bir yük değildir.
Önemli olan bu yüklerin üst üste binmesidir.
Sinir sistemi neden sadece psikolojik yük taşımaz?
Çünkü sinir sistemi yalnızca
düşünceyle çalışan bir yapı değildir.
Bedenle birlikte çalışan bir yapıdır.
Bruce Perry’nin nörogelişimsel yaklaşımı,
Stephen Porges’in otonom sinir sistemi çerçevesi,
Allan Schore’un regülasyon nörobiyolojisi,
Daniel Siegel’in kişilerarası nörobiyoloji hattı ve
Bessel van der Kolk’un beden temelli stres okuması
aynı büyük gerçeği farklı dillerle söyler:
Sinir sistemi bedenin durumundan bağımsız çalışmaz.
Bu yüzden bazen çocuk değişmez.
Sistemin taşıdığı yük değişir.
Yani çocuk o gün:
iyi uyumadıysa
açsa
bedeni inflamasyon taşıyorsa
bağırsak sistemi zorlanıyorsa
duyusal yük çok arttıysa
sosyal enerji tükendiyse
beden sinyalleri çok gürültülü hale geldiyse
sinir sistemi farklı çalışabilir.
Bu yüzden bazı davranışlar psikolojik tercihten çok,
biyolojik kapasite değişiminin sonucu olabilir.
Biyolojik yük türleri nelerdir?
Bu modülün en önemli katkılarından biri,
yükü daha katmanlı görmeyi öğretmesidir.
Çünkü bazen çocuk zor görünür;
ama zorlandığı yer psikoloji değildir.
Bazen biyolojidir.
Bazen bedenin taşıdığı görünmeyen yüktür.
Şimdi bunu daha yakından görelim.
1. Uyku yükü
Uyku yalnızca dinlenme değildir.
Sinir sistemi için yeniden düzenlenme alanıdır.
Matthew Walker’ın uyku araştırmalarının da güçlü biçimde
desteklediği gibi, uyku bozulduğunda:
dikkat düşebilir
irritasyon artabilir
stres toleransı azalabilir
duygusal esneklik daralabilir
toparlanma süresi uzayabilir
Bu yüzden bazı çocuklar bir gün
çok daha kırılgan görünüyorsa,
sorun her zaman davranış değildir.
Bazen sistem yeterince toparlayamamıştır.
Yani çocuk zorlaşmamıştır.
Uyku yükü artmıştır.
Ve bazen sorun yalnızca
daha az uyumak değildir.
Uyku kalitesinin düşmesi de
sinir sistemi için ayrı bir yük oluşturabilir.
Çocuk yatağında yeterince kalmış olabilir.
Ama sistem gece boyunca
gerçekten toparlanamamış olabilir.
Bu yüzden bazı günler görülen kırılganlık,
o gün yaşananlardan çok,
bir önceki geceden taşınan yükün sonucu olabilir.
2. Enerji yükü
Bazı çocuklar aynı günü başkalarından
daha yüksek enerji maliyetiyle yaşar.
İnsan beyni vücut ağırlığının
yaklaşık %2'sini oluşturur.
Ama dinlenme halinde bile
vücudun kullandığı enerjinin
yaklaşık %20'sini tüketir.
Bu yüzden sinir sistemi için enerji
yalnızca fiziksel güç değildir.
Dikkat,
duygu düzenleme,
öğrenme,
planlama,
dürtü kontrolü
ve sosyal etkileşim de enerji ister.
Enerji bütçesi daraldığında ilk kaybolan şey
çoğu zaman bilgi değildir.
O bilgiye erişebilme kapasitesidir.
Mesela şu işlemler bazı çocuklarda çok pahalı olabilir:
sosyal ipuçlarını okumak
gürültü içinde odaklanmak
bedeni organize etmek
duyusal veriyi filtrelemek
değişime uyum sağlamak
kendini tutmak
grup ortamında ayakta kalmak
Bu durumda dışarıdan aynı görünen gün,
içeriden çok daha yorucu yaşanabilir.
Enerji yükü arttığında:
esneklik düşer
tolerans azalır
geçişler zorlaşır
dikkat dağılır
küçük şeyler büyür
Bu yüzden bazen çocuk tembel değildir.
Enerji bütçesi tükenmiştir.
Bir davranışı sürdürebilmek için
yalnız bilgi yetmez.
Enerji de gerekir.
Bu yüzden bazen çocuk ne yapacağını biliyordur.
Ama o bilgiye ulaşacak kaynağı bulamıyordur.
Bu nedenle bazı çocuklar aynı beceriye
farklı günlerde farklı erişebilir.
Bir gün yapabildiğini
başka bir gün yapamayabilir.
Bu her zaman öğrenmenin kaybolduğu anlamına gelmez.
Bazen sistem aynı beceriye ulaşacak enerjiyi bulamıyordur.
Çünkü kapasite yalnız bilgiyle değil,
o gün kullanılabilir enerjiyle de ilişkilidir.
3. Duyusal yük
A. Jean Ayres ve Lucy Miller’ın duyusal işlemleme çalışmalarının
çok güçlü biçimde gösterdiği gibi,
bazı sinir sistemleri çevreden daha fazla veri alır
ya da veriyi daha zor filtreler.
Bu durumda çocuk için:
ses
ışık
dokunma
kalabalık
hareket
beklenmedik değişim
kumaş etiketi
kokular
beden içi sinyaller
aynı anda çok yoğun hale gelebilir.
Bu, yalnızca “hassasiyet” değildir.
Bu, sinir sistemi için bir işlem yüküdür.
Çünkü her duyusal bilgi yalnızca hissedilmez.
Aynı zamanda işlenir.
Ve işlenen her bilgi sinir sistemi için
belirli bir enerji maliyeti oluşturur.
Ve işlem yükü arttığında çocuk:
daha çabuk dağılabilir
daha çabuk kapanabilir
daha çabuk öfkelenebilir
daha erken yorulabilir
Bu yüzden bazen sorun davranış değildir.
Duyusal maliyet çok yükselmiştir.
4. İnflamasyon yükü
Beden bazen görünmeyen bir mücadele içindedir.
Enfeksiyon sonrası dönem,
alerjik dönemler,
bağışıklık sistemi aktivasyonu ya da
genel inflamatuvar yük
sinir sistemini daha kırılgan hale getirebilir.
Esther Sternberg’in nöroimmünoloji hattı
burada çok değerlidir.
Çünkü bağışıklık sistemi aktive olduğunda
yalnız beden değil, sinir sistemi de etkilenebilir.
Bu dönemlerde bazı çocuklarda şunlar görülebilir:
düşük tolerans
sosyal çekilme
dikkat düşüşü
huzursuzluk
daha hızlı yorulma
daha çabuk taşma
Bu regresyon değildir.
Bazen bedenin yük altında çalıştığının işaretidir.
Yani çocuk daha zor biri olmamıştır.
İnflamasyon yükü artmıştır.
Bazen aileler bunu şöyle tarif eder:
"Bir şey oldu ama ne olduğunu anlayamadık."
Çünkü bazı dönemlerde görünür problem
davranışta ortaya çıkar.
Ama görünmeyen değişiklik
bedenin içinde başlamıştır.
Bu nedenle bazı zor dönemleri anlamaya çalışırken yalnız davranışa değil,
bedenin o gün hangi mücadeleleri yürüttüğüne de bakmak gerekir.
5. Bağırsak yükü
Bağırsak yalnız sindirim alanı değildir.
Aynı zamanda sinir sistemiyle sürekli veri alışverişi yapan bir organdır.
Emeran Mayer, John Cryan ve Ted Dinan’ın çizgisi
bize şunu düşündürür:
Bağırsak durumu bazı çocuklarda:
tolerans penceresini
stres hassasiyetini
enerji düzeyini
irritabiliteyi
bedensel rahatlığı
etkileyebilir.
Kabızlık, gaz, karın rahatsızlığı, bağırsak düzenindeki bozulmalar
bazı çocuklarda regülasyonu zorlaştırabilir.
Bu yüzden bazı günler görülen:
açıklanamayan huzursuzluk
akşam zorlaşma
daha az oyun
daha az temas
daha düşük tolerans
her zaman psikolojik değildir.
Bazen bedenin iç dengesi zorlanıyordur.
Üstelik bazı çocuklar bu rahatsızlığı
açıkça ifade edemeyebilir.
Kabızlık,
gaz,
şişkinlik,
karın ağrısı
ya da yalnızca bedensel huzursuzluk hissi;
davranıştan çok önce başlamış olabilir.
Bu yüzden bazen görülen davranış değişimi, sorunun kendisi değil,
bedenin taşıdığı görünmeyen rahatsızlığın işareti olabilir.
6. Açlık ve glukoz yükü
Bazı çocuklar açlığı erken fark etmez.
Ama sinir sistemi açlığa karşı
çok hassas olabilir.
Bu durumda süreç şöyle olabilir:
açlık oluşur→ erken beden sinyali fark edilmez→ enerji düşer→ tolerans daralır→ davranış görünür olur
Bu yüzden bazı çocuklarda:
açken zorlaşma
yemek sonrası rahatlama
küçük şeylere daha büyük tepki
birden sinirlenme
çabuk dağılma
görülebilir.
Bu her zaman irade sorunu değildir.
Bazen biyolojik yakıt düşüşüdür.
Araba benzinsiz kaldığında sürücünün karakteri değişmez.
Sadece motor aynı performansı üretemez.
Sinir sistemi için de bazen durum buna benzer.
Yakıt düştüğünde değişen şey çocuk değil,
sistemin çalışabildiği alandır.
7. Sosyal yük
Bu çok sık gözden kaçar.
Çünkü sosyal efor dışarıdan görünmez.
Bazı çocuklar için sosyal ortamlar çok yüksek maliyetlidir:
yüz okumak
ses tonu ayarlamak
sırayı beklemek
grup içinde konum almak
beklenmedik tepkiyi tolere etmek
kendi bedenini düzenleyerek orada kalmak
Bu nedenle bazı çocuklar
okulda “iyi” görünür,
ama eve geldiğinde çöker.
Burada mesele karakter değildir.
Sosyal enerji tüketimidir.
Bu nedenle bazı çocuklar gün boyunca çok iyi görünür.
Ama bu her zaman rahat oldukları anlamına gelmez.
Bazen yalnızca gün boyunca
yük taşımaya devam ediyorlardır.
Bu yüzden bazı çocuklar
sosyal ortamda zor görünmeyebilir.
Hatta oldukça uyumlu görünebilir.
Ama bazen uyum,
yük olmadığı anlamına gelmez.
Yalnızca yükün o anda
görünmediği anlamına gelir.
Ve bazı sistemler taşıdığı sosyal yükün bedelini,
güvende hissettiği ortamda öder.
8. İşlemleme yükü
Bazı çocukların zihni hızlı değil,
yoğun çalışıyor olabilir.
Uta Frith’in Weak Central Coherence hattı,
Laurent Mottron’un Enhanced Perceptual Functioning modeli,
bazı otizmli bireylerde daha fazla ayrıntı işleme,
daha az otomatik filtreleme ve daha yüksek veri yükü
olabileceğini düşündürür.
Bu da şu anlama gelir:
daha fazla detay fark etmek
daha fazla çevre taramak
daha fazla veri taşımak
daha yüksek enerji maliyetiyle yaşamak
Bu durumda dışarıdan “dalgınlık” gibi görünen şey,
bazen dikkat eksikliği değil dikkat taşması olabilir.
Ve dikkat taşması da sinir sistemi için
ayrı bir yük türüdür.
Bu yüzden bazı çocuklar
çevreye ilgisiz görünmez.
Tam tersine çevrede olan bitenin
çok daha fazlasını fark ediyor olabilir.
Sorun bazen veri eksikliği değildir.
Veri fazlalığıdır.
Ve fazla veri de tıpkı fazla gürültü gibi,
sinir sistemi için ayrı bir maliyet oluşturabilir.
Bu yükler neden bu kadar önemlidir?
Çünkü sinir sistemi tek tek değil,
toplam yük üzerinden çalışır.
Yani bazen durum şudur:
biraz uyku borcu
biraz açlık
biraz duyusal gürültü
biraz sosyal efor
biraz bağırsak rahatsızlığı
biraz inflamasyon
biraz da gün boyu kendini tutma
Ve akşam olduğunda görülen şey:
“ani davranış değişimi” gibi görünür.
Oysa çoğu zaman ani değildir.
Biriken yükün görünür hale gelmesidir.
Çünkü bazen son olay sebep değildir.
Yalnızca son damladır.
Bunu en sade haliyle şöyle yazabiliriz:
yük artar → kapasite düşer → davranış değişir
Bu yüzden davranış bazen tek bir olayın değil, yüklerin toplam matematiğinin sonucudur.
Günlük hayatta bu nasıl görünür?
Biyolojik yük türleri günlük hayatta
çok tanıdık şekillerde karşımıza çıkabilir:
sabah iyi, akşam zor
küçük şeye büyük tepki
okuldan sonra çöküş
birden ağlama
daha az oyun
daha çok baskı arama
daha çok hareket etme
daha çok yalnız kalmak isteme
daha çabuk öfkelenme
daha sessizleşme
daha az temas toleransı
geç uyku çöküşü
açıklanamayan huzursuzluk
yemek sonrası değişim
hastalık sonrası kırılganlık
Bunların her biri davranış diliyle okunabilir.
Ama daha derin bir okuma şunu sorar:
Bu sistem bugün hangi yükleri taşıyor?
En sık yapılan yanlış yorum
En sık yapılan hata şudur:
Davranışı ahlaki okumak.
Yani şunları söylemek:
“İnat ediyor.”
“Şımardı.”
“Daha önce yapıyordu.”
“İstese yapar.”
“Bize zorluk çıkarıyor.”
Oysa bazı durumlarda çocuk zorluk çıkarmıyordur.
Zaten zorlanıyordur.
Ve bazen en büyük yanlış anlaşılma burada başlar.
Yardım çağrısı, problem davranış sanılır.
Bu yüzden yük temelli okuma çok önemlidir.
Çünkü:
ahlaki okuma → suçlama getirir
yük temelli okuma → anlama getirir
Biri baskıyı artırır.
Diğeri düzenleyici yaklaşımı çağırır.
◉ Pusula
Davranışı anlamak için yalnız olaya değil,
o gün sistemin taşıdığı toplam yüke bakmak gerekir.
Erken Uyarı İşaretleri
• sabah iyi, akşam zorlaşma
• okul sonrası çöküş
• hastalık sonrası kırılganlık
• yemek sonrası belirgin değişim
• küçük uyarana büyük tepki
• daha fazla hareket arama
• daha fazla yalnız kalma isteği
• açıklanamayan huzursuzluk
Dikkat Edilmesi Gereken Paternler
• çocuk hangi günlerde daha hızlı yoruluyor?
• uyku bozulunca tolerans düşüyor mu?
• bağırsak rahatsızlığı davranışı etkiliyor mu?
• kalabalık sonrası çöküş oluyor mu?
• açlık veya yemek sonrası belirgin değişim var mı?
• hastalık sonrası sistem daha kırılgan mı çalışıyor?
Mini Gözlem Rehberi
Kendinize şu soruyu sorun:
Bu çocuk bugün hangi yükleri taşıyor?
Sonra şunlara bakın:
• uyku
• açlık
• duyusal yük
• bağırsak durumu
• sosyal efor
• inflamasyon / hastalık sonrası dönem
• enerji düşüşü
• beden sinyallerini fark etme
Otizmde beden sinyallerini okumak neden daha zor olabilir?
Burada modülün çok önemli bir derinlik hattı açılıyor.
Çünkü bazı çocuklar yalnızca daha fazla yük taşımaz.
Aynı zamanda o yükü erken fark etmekte de zorlanabilir.
Bunun birkaç nedeni olabilir:
İnterosepsiyon farklılığı
Kelly Mahler’in çalışmalarının da güçlü biçimde görünür kıldığı gibi,
bazı çocuklar açlık, susuzluk, ağrı, yorgunluk, tuvalet ihtiyacı gibi
iç beden sinyallerini geç fark edebilir.
Propriosepsiyon farklılığı
Bedenin nerede olduğunu, ne kadar güç kullandığını,
ne kadar yorulduğunu ayırt etmek zor olabilir.
Sensory gating farkı
Sinyaller önem sırasına göre filtrelenemeyebilir.
Bu durumda beden verisi sistem içinde kaybolabilir.
Duygu–beden çevirisinin zayıf olması
Antonio Damasio’nun çerçevesiyle söylersek,
beden hisseder ama bu his her zaman
anlamlı bir iç haritaya dönüşmeyebilir.
Alarm modu
Stephen Porges’in çizgisiyle, sinir sistemi fight/flight/freeze hattındaysa
ince beden sinyallerini okumak daha da zorlaşabilir.
Bu yüzden bazı çocuklarda süreç şöyle olabilir:
beden sinyali→ fark edilmedi→ yük birikti→ geç regülasyon fırsatı kaçtı→ davranış ortaya çıktı
Yani bazen sorun davranış değildir.
Bedensel sinyal fark etme gecikmesidir.
Ve bazen çocuk yardım istemiyordur.
Yardım gerektiğini henüz fark edemiyordur.
Bu nedenle bazı sistemlerde regülasyon sorunu,
yalnızca yük fazlalığından değil,
yükün zamanında fark edilememesinden de kaynaklanabilir.
Belki de bazen mesele yalnızca yük taşımak değildir.
Yükün biriktiğini zamanında fark edememektir.
Çünkü fark edilen yük düzenlenebilir.
Fark edilmeyen yük ise çoğu zaman
davranış olarak görünür hale gelir.
Bu yüzden bazı davranışlar yükün kendisinden değil,
yükün geç fark edilmesinden doğabilir.
Bu yazının en kritik cümlesi
Sinir sistemi sadece psikolojik yük taşımaz;
biyolojik, duyusal, enerjik ve bedensel yüklerin
toplamıyla çalışır.
Erken Fark Etmenin Önemi
Çünkü yük birikimi çoğu zaman
davranış ortaya çıkmadan önce başlar.
Davranış görünür hale geldiğinde
sistem zaten uzun süredir yük taşıyor olabilir.
Bu nedenle erken fark edilen yük;
daha erken düzenlenebilir,
daha erken azaltılabilir
ve daha erken toparlanabilir.
◉ Seri Pusulası
Davranışın altında bazen duygu değil;
yük matematiği vardır.
Ana Mesaj
Sinir sistemi yalnız psikolojik yük taşımaz.
Davranış çoğu zaman
biyolojik, duyusal ve enerjik yüklerin
toplamıyla şekillenir.
Okur İçin Çıkarım
Bazen en önemli soru:
"Bu çocuk neden böyle davrandı?"
değil,
"Bu sistem bugün hangi yükleri taşıyor?"
Günlük Hayatta Fark Edilebilecek İşaretler
• sabah ve akşam arasında belirgin fark oluşması
• okul sonrası belirgin tükenme
• küçük değişimlere daha büyük tepki verme
• yemek sonrası rahatlama ya da zorlanma
• hastalık sonrası daha düşük tolerans
• daha hızlı yorulma
• daha sık yalnız kalmak isteme
• açıklanması zor huzursuzluk dönemleri
• aynı görevin farklı günlerde çok farklı yapılabilmesi
⬛ Mühür
Sinir sistemi sadece psikolojik yük taşımaz;
bedensel, duyusal, biyolojik ve enerjik yüklerin toplamıyla çalışır.
Kapanış
Bu modülde artık daha net görüyoruz:
Davranış çoğu zaman tek başına anlaşılmaz.
Onu taşıyan sistemi de anlamak gerekir.
Bazı çocuklar zor değildir.
Bazı bedenler daha fazla görünmeyen yük taşır.
Bazı günler sorun çocuğun karakteri değildir.
Sistemin o gün daha dar bir alanda çalışmasıdır.
Bu yüzden bazen en doğru soru şudur:
“Bu çocuk neden böyle davranıyor?” değil,
“Bu çocuk bugün hangi yükleri taşıyor?”
Çünkü bazen davranış: bir tercih değil,
yük altındaki sinir sisteminin son cümlesidir.
Bazen beden konuşur.
Biz onu davranış sanırız.
Ve bazen bir çocuğu anlamak, davranışa değil,
bedenin anlatmaya çalıştığı hikâyeye kulak vermekle başlar.
Çünkü bazı davranışlar cevap değil;
bedenin sorduğu bir sorudur.
◆ Kalp Cümlesi
Bazı çocuklar zor değildir.
Sadece görünenden daha ağır yükler taşıyor olabilir.
Bir Sonraki Yazıya Geçiş
Sinir sisteminin taşıdığı yükleri gördük.
Ama bazen daha önemli bir soru vardır:
Bu yüklerin hepsi psikolojik midir?
Yoksa bazı günler bedenin içinde görünmeyen
başka mücadeleler mi yaşanıyordur?
Çünkü bazı dönemlerde çocuk daha çabuk yorulabilir,
daha çabuk taşabilir,
daha çabuk geri çekilebilir.
Ve dışarıdan bakıldığında bu değişim kolayca
davranış problemi gibi görünebilir.
Oysa bazen değişen şey davranış değildir.
Bedenin o gün yürüttüğü biyolojik mücadeledir.
Bir sonraki yazıda;
inflamasyon,
bağışıklık sistemi,
hastalık sonrası dönemler
ve bedenin sessizce taşıdığı nöroimmün yükün
davranışa nasıl yansıyabileceğine daha yakından bakacağız.
Faydalanılan Kaynaklar & Okuma Notları
Aşağıda yer alan isimler; biyolojik yük, enerji ekonomisi, duyusal işlemleme, bağırsak–beyin ekseni, interosepsiyon, nörogelişim, uyku, inflamasyon, stres biyolojisi ve davranışın altında yatan fizyolojik süreçler alanlarında bu yazının kuramsal omurgasını oluşturan temel çalışma hatlarını temsil etmektedir.
Bu metin bir akademik derleme değildir.
Farklı disiplinlerde üretilmiş bilgilerin; çocuğu yalnız davranış üzerinden değil, beden–sinir sistemi–yük ilişkisi içinde okuyabilmek amacıyla bir araya getirilmesi çabasıdır.
Sinir Sistemi – Regülasyon – Biyolojik Yük
Stephen W. Porges — sinirbilimci, psikolog — Polyvagal Theory
• Otonom sinir sistemi, nörosepsiyon ve güvenlik–tehdit algısının davranış üzerindeki etkilerini açıklayan temel kuramlardan biridir.
• Sinir sisteminin yalnız psikolojik değil, bedensel yüklerden de etkilenebileceğini anlamaya katkı sağlar.
Bruce D. Perry — çocuk psikiyatristi, nörobilimci
• Sinir sisteminin içinde bulunduğu biyolojik duruma göre farklı çalışabileceğini açıklayan nörogelişimsel yaklaşımıyla bilinir.
• Yük arttığında erişim, dikkat ve regülasyon kapasitesinin neden değişebildiğini görünür hale getirir.
Daniel J. Siegel — psikiyatrist — The Developing Mind
• Regülasyon, tolerans penceresi ve sinir sistemi kapasitesi üzerine çalışmalarıyla bilinir.
• Bu yazının yük–kapasite ilişkisini anlamasına katkı sağlar.
Allan N. Schore — psikiyatrist, nörobilimci
• Bedensel regülasyon, stres yükü ve otonom organizasyon üzerine çalışmalarıyla bilinir.
• Uzun süre yük taşıyan sistemlerin neden farklı çalışabildiğini açıklayan önemli isimlerden biridir.
Bessel van der Kolk — psikiyatrist — The Body Keeps the Score
• Travma, stres ve beden arasındaki ilişki üzerine çalışmalarıyla tanınır.
• Sinir sisteminin yaşanan yükleri yalnız zihinde değil, bedende de taşıyabileceğini vurgular.
• Bu yazının beden–sinir sistemi ilişkisini açıklayan önemli çerçevelerinden biridir.
Stres Biyolojisi – Enerji Ekonomisi – Yük Birikimi
Robert Sapolsky — nörobiyolog — Why Zebras Don't Get Ulcers
• Kronik stresin enerji kullanımı, dikkat, tolerans ve davranış üzerindeki etkilerini açıklayan temel kaynaklardan biridir.
• Bu yazının "yüklerin toplamı" yaklaşımıyla doğrudan ilişkilidir.
Bruce McEwen — nörobiyolog
• Allostatic load (biriken biyolojik yük) kavramının öncülerindendir.
• Bedenin yalnız tek bir stresle değil, tekrar eden yüklerle zorlanabildiğini açıklayan temel çerçevelerden biridir.
Stuart Shanker — gelişim psikoloğu — Self-Reg
• Davranışı enerji yönetimi ve stres yükü üzerinden okuyan yaklaşımıyla bilinir.
• Bazı çocukların aynı günü neden daha yüksek maliyetle yaşadığını anlamaya katkı sağlar.
Lisa Feldman Barrett — psikolog, nörobilimci How Emotions Are Made Seven and a Half Lessons About the Brain
• Beynin yalnızca düşünce ve duygu üretmediğini, aynı zamanda bedenin enerji bütçesini yöneten öngörücü bir sistem olduğunu vurgular.
• "Body Budget" yaklaşımı; enerji maliyeti, kapasite düşüşü, yorgunluk ve davranış arasındaki ilişkiyi anlamaya yardımcı olur.
• Bu yazının enerji yükü, kapasite ve biyolojik maliyet bölümlerinin önemli teorik dayanaklarından biridir.
Uyku – Toparlanma – Kapasite
Matthew Walker — nörobilimci — Why We Sleep
• Uyku bozulmasının dikkat, regülasyon, stres toleransı ve toparlanma üzerindeki etkilerini açıklayan temel kaynaklardan biridir.
• Bu yazının "uyku yükü" bölümünün bilimsel arka planını destekler.
İnflamasyon – Bağışıklık Sistemi – Nöroimmünoloji
Esther Sternberg — hekim, araştırmacı — The Balance Within
• Stres, bağışıklık sistemi ve sinir sistemi arasındaki ilişki üzerine çalışmalarıyla bilinir.
• İnflamasyon yükünün davranış ve tolerans üzerindeki etkilerini anlamaya katkı sağlar.
Bağırsak – Beyin Ekseni
Emeran Mayer — gastroenterolog, araştırmacı
John F. Cryan — nörobilimci
Ted Dinan — psikiyatrist, araştırmacı
Michael Gershon — gastroenterolog, araştırmacı
• Nörogastroenteroloji ve bağırsak–beyin ekseni alanının öncü isimleri arasında yer alırlar.
• Bağırsak durumunun enerji, tolerans, duygu düzenleme ve davranış üzerindeki etkilerini görünür hale getiren çalışma hatlarını temsil ederler.
Duyusal İşlemleme – Duyusal Yük
A. Jean Ayres — ergoterapist, araştırmacı
Lucy Jane Miller — ergoterapist, araştırmacı
• Duyusal işlemleme farklılıklarının davranış ve günlük işlevsellik üzerindeki etkilerini açıklayan temel isimlerdir.
• Bazı çocukların aynı çevresel uyaranları neden daha yüksek maliyetle işlediğini anlamaya katkı sağlarlar.
Bilişsel İşlemleme ve Algısal Yük
Uta Frith — psikolog, araştırmacı
• Weak Central Coherence yaklaşımının öncü isimlerinden biridir.
• Bazı otizmli bireylerde bilginin farklı biçimde işlenebileceğini göstermiştir.
Laurent Mottron — psikiyatrist, araştırmacı
• Enhanced Perceptual Functioning modeliyle tanınır.
• Bazı otizmli bireylerde ayrıntı işleme ve algısal veri yükünün daha yoğun yaşanabileceğini öne sürmüştür.
• Bu yazının işlemleme yükü bölümünün kuramsal arka planına katkı sağlar.
İnterosepsiyon – Beden Sinyalleri – İç Farkındalık
Kelly Mahler — ergoterapist, araştırmacı
• İnterosepsiyon ve beden içi sinyallerin fark edilmesi üzerine çalışmalarıyla bilinir.
• Açlık, susuzluk, ağrı, yorgunluk ve tuvalet ihtiyacı gibi sinyallerin geç fark edilmesinin davranış üzerindeki etkilerini görünür hale getirir.
A. D. Craig — nörobilimci
• Modern interosepsiyon literatürünün temel isimlerinden biridir.
• Bedenin iç durumunu algılama ve yorumlama süreçlerinin nörobiyolojik temellerini açıklamıştır.
Antonio Damasio — nörobilimci The Feeling of What Happens Self Comes to Mind
• Duygu, beden sinyalleri ve bilinç arasındaki ilişki üzerine çalışmalarıyla bilinir.
• Bedenin önce hissettiğini, beynin ise bu sinyallere daha sonra anlam verdiğini açıklayan önemli kuramsal çerçeveler sunar.
• Bu yazının interosepsiyon, beden farkındalığı ve yükün geç fark edilmesi bölümlerine güçlü bir nörobilimsel zemin sağlar.
Davranışın Altındaki Fizyoloji
Mona Delahooke — klinik psikolog — Beyond Behaviors
• Davranışı yalnız sonuç değil; alttaki fizyolojik durumun dışa vurumu olarak ele alır.
• Bu yazının "davranış bazen yükün görünür hale gelmiş şeklidir" yaklaşımıyla doğrudan örtüşür.
Ross W. Greene — klinik psikolog — The Explosive Child
• Davranışı kapasite ve beceri perspektifinden okuyan yaklaşımıyla bilinir.
• "Children do well if they can" anlayışı bu yazının temel taşlarından biridir.
Bu Yazının Bilimsel Omurgasını Oluşturan Temel Fikir
Sinir sistemi yalnız psikolojik yük taşımaz.
Uyku,
enerji,
duyusal işlemleme,
inflamasyon,
bağırsak durumu,
sosyal efor,
bedensel rahatsızlıklar
ve iç beden sinyallerini fark etme kapasitesi;
birlikte sistemin taşıdığı toplam yükü oluşturabilir.
Bu nedenle bazı davranışlar yalnızca o gün yaşananların değil,
sistemin taşımaya çalıştığı toplam yükün görünür hale gelmiş sonucu olabilir.
Davranış çoğu zaman sürecin başlangıcı değil,
yükün görünür hale geldiği son halkadır.
Bu Yazının Temel Pusulası
Davranışı anlamak için yalnız olaya değil,
o gün sistemin taşıdığı toplam yüke bakmak gerekir.
Çünkü bazen sorun karakter değildir.
Sinir sisteminin taşıdığı görünmeyen yüktür.



Yorumlar