1-Ne Oldu da Yine Böyle Oldu?
- 17 Tem
- 4 dakikada okunur
Yüksek Arousal Gerçekten Bir Anda mı Başlar?
Özel Seri— Eşik
Yazı 1
Birçok aile benzer bir hikâye anlatır.
Her şey yolunda gidiyordu.
Sonra bir şey değişti.
Kimisinde biraz daha hareketlenmeye başladı.
Kimisinde sessizleşti.
Kimisinde koştu.
Kimisinde bağırdı.
Kimisinde kendine vurmaya başladı.
Ve sonra...
Neredeyse her aile aynı cümleyi söyler:
"Hiçbir sebep yoktu."
Aslında en yorucu olan da budur.
Ortada görünen bir neden olmayınca,
insan nereden başlayacağını da bilemez.
Peki gerçekten hiçbir sebep yok muydu?
Yoksa biz,
yalnız en son halkayı mı gördük?
Belki de sorun, hiçbir şeyin olmaması değildi.
Sorun, olanların fark edilmeden ilerlemesiydi.
Çünkü bazen sinir sistemi,
günlerce...
hatta haftalarca sessizce değişebilir.
Üstelik bu değişim,
çoğu zaman davranış ortaya çıkmadan önce
beden ve sinir sisteminde başlayan
sessiz değişimlerle ilerleyebilir.
Bu değişim her zaman büyük olaylarla başlamaz.
Bazen birkaç gece bozulmuş uykuyla...
Bazen artan duyusal yükle...
Bazen mevsim geçişiyle...
Bazen alerjiyle...
Bazen henüz fark edilmeyen
küçük bir bedensel rahatsızlıkla...
Yavaş yavaş başlayabilir.
Her biri tek başına büyük görünmeyebilir.
Ama sinir sistemi bazen küçük yükleri de biriktirir.
Bunu ise dışarıdan fark etmek
her zaman mümkün olmayabilir.
Çoğu zaman bunu fark etmeyiz.
İlk belirtiler görünür hâle geldiğinde ise,
her şeyin bir anda başladığını düşünürüz.
Davranış, çoğu zaman ilk fark ettiğimiz şeydir.
Oysa değişim çok daha önce başlamış olabilir.
Beyin, bedenden gelen bilgileri sürekli değerlendirir.
Bu yüzden uyku, ağrı, enfeksiyon, açlık,
bağırsakların durumu ya da duyusal yük değiştikçe
sinir sisteminin çalışma biçimi de değişebilir.
Bu değişim bazen davranışa da yansıyabilir.
Bazen çocuk anlatamaz.
O zaman sinir sistemi davranışla konuşur.
Önce küçük bir kavram...
Arousal...
Beynin ve sinir sisteminin
ne kadar uyanık,
ne kadar hazır
ve ne kadar alarm halinde olduğunu
gösteren durumdur.
Arousal; beynin tek bir bölgesi ya da
tek bir düğmesi değildir.
Tek bir hormonla da açıklanamaz.
Tek bir merkez tarafından da yönetilmez.
Beynin ve sinir sisteminin birçok parçasının
birlikte çalışmasıyla oluşan canlı bir dengedir.
Bu nedenle dikkat, öğrenme, hareket, duygu düzenleme, uyku ve stresle ilişkili sistemlerdeki değişiklikler, arousal düzeyini de etkileyebilir.
Her insanın arousal düzeyi gün içinde değişir.
Bazen bunu fark ederiz.
Bazen hiç fark etmeyiz.
Bazen sistem aşağı iner.
Çocuk;
daha yavaş olur.
Daha sessiz olur.
Daha dalgın görünür.
Bazen ise sistem yükselir.
Çocuk;
yerinde duramaz.
Daha çok hareket eder.
Daha çabuk öfkelenir.
Daha kolay ürker.
Daha kolay dağılır.
Ve bazen...
kendine bile vurabilir.
Ancak burada önemli bir ayrıntı daha vardır.
Yüksek arousal her çocukta aynı şekilde görünmez.
Bazı çocuklar daha çok hareket eder.
Bazıları daha fazla konuşur.
Bazıları sessizleşir.
Bazıları içine çekilir.
Bazılarında ise dikkat, oyun ya da
öğrenme belirgin şekilde zorlaşabilir.
Yani yüksek arousal tek bir davranış üretmez.
Sinir sisteminin çalışma biçimini değiştirir.
Burada çok önemli bir ayrım vardır.
Çoğu zaman sorun davranış değildir.
Davranış,
sinir sisteminin kendini
anlatma biçimlerinden biridir.
Bugün davranışı yalnızca görünen hareketlerle açıklamak yerine,
altında çalışan sinir sistemi durumuyla birlikte değerlendiren yaklaşım
giderek daha fazla kabul görmektedir.
Çünkü aynı davranış, farklı çocuklarda
farklı biyolojik süreçlerden kaynaklanabilir.
Aynı çocuk da farklı günlerde aynı davranışı,
farklı sinir sistemi koşulları altında gösterebilir.
İşte bu yüzden birçok aile zaman zaman,
"Sanki çocuğum bir gecede değişti."
diye hisseder.
Bu yüzden aynı çocuk bile farklı zamanlarda bambaşka görünebilir.
Nasıl ateş,
bedenin yardım çağrısıysa;
bazı davranışlar da,
sinir sisteminin sessiz yardım çağrısı olabilir.
Bu yüzden bazen gördüğümüz şey,
hikâyenin kendisi değil;
yalnız kapağıdır.
İşte tam burada büyük bir yanılgı başlar.
Davranış büyür.
Herkes davranışa bakar.
Oysa sinir sistemi,
çok daha önce değişmeye başlamıştır.
Belki birkaç gecedir uyku eskisi gibi değildir.
Belki sesler daha rahatsız edici gelmeye başlamıştır.
Belki oyun süresi sessizce kısalmıştır.
Belki hareket ihtiyacı artmıştır.
Belki daha çabuk yoruluyordur.
Belki çocuk bunu söyleyemiyordur.
Belki kendisi de farkında değildir.
Ama bedeni...
günlerdir sessizce yardım çağrısı yapıyordur.
Bu değişimin tek bir nedeni olmayabilir.
Çoğu zaman uyku, duyusal yük,
görünmeyen bedensel rahatsızlıklar,
enfeksiyonlar ya da bedenin taşıdığı biyolojik yük
birlikte sinir sisteminin taşıma kapasitesini
sessizce değiştirebilir.
Bazen de bedenin enerji dengesi değişir.
Sürekli alarmda çalışan bir sinir sistemi
daha fazla enerji harcayabilir.
Uyku, beslenme, bağırsak sağlığı,
demir depoları ya da görünmeyen inflamasyon
birlikte sinir sisteminin taşıma kapasitesini
sessizce değiştirebilir.
Bunların hiçbiri tek başına
davranışı açıklamak zorunda değildir.
Ama bazı çocuklarda bu etkenler,
sinir sisteminin taşıma kapasitesini
sessizce değiştirebilir.
Ve bazen bütün bunlar bir araya geldiğinde,
sinir sistemi,
aynı yükü eskisi kadar kolay taşıyamaz.
Ancak bunların hiçbiri tek başına
yüksek arousal anlamına gelmez.
Çünkü yüksek arousal,
tek bir nedenin değil;
çoğu zaman birçok biyolojik ve çevresel etkenin
birlikte şekillendirdiği bir sinir sistemi durumudur.
Bazen tek bir yük yeterli olmaz.
Ama küçük yükler zaman içinde bir araya geldiğinde,
sinir sisteminin dengeyi sürdürmesini zorlaştırabilir.
İşte bütün bu nedenle, soru değişiyor.
Artık yalnız davranışı değil,
davranışı ortaya çıkaran sinir sistemini de
anlamaya çalışıyoruz.
"Çocuğum neden böyle davranıyor?"
yerine,
"Sinir sistemi bana ne anlatmaya çalışıyor?"
sorusunu sormaya başlıyoruz.
Çünkü bu iki soru,
bizi aynı cevaba götürmez.
Biri davranışı değiştirmeye çalışır. Diğeri ise önce sinir sistemini anlamaya çalışır.
Bu özel seride birlikte şu soruların peşine düşeceğiz.
Yüksek arousal nedir?
Neden bazen haftalar sonra ortaya çıkar?
Neden döngüler halinde gelebilir?
Neden bazı çocuklar koşarken,
bazıları sessizleşir?
Neden aynı sinir sistemi durumu, farklı çocuklarda
birbirinden çok farklı davranışlarla ortaya çıkabilir?
Neden bazen ilaçlar bile etkili görünmez?
Ve belki de en önemli soru...
Davranış başlamadan önce,
sinir sisteminde neler oluyordu?
◉ Pusula
Yüksek arousal çoğu zaman
davranışla başlamaz.
Davranış, sinir sisteminde
bir süredir devam eden değişimin
görünür hale gelmesidir.
⬛ DEV MÜHÜR
Davranış çoğu zaman
hikâyenin başladığı yer değildir.
Hikâyenin,
artık gizlenemediği yerdir.
Çünkü sinir sistemi, çoğu zaman davranış görünmeden
çok önce konuşmaya başlamıştır.



Yorumlar