2-Yüksek Arousal Neden Döngüsel Seyreder?
- 17 Tem
- 5 dakikada okunur
Her Şey Düzelmiş Gibi Görünürken Sinir Sistemi Neden Yeniden Zorlanabilir?
Özel Seri— Eşik
Yazı 2
Birçok aile aynı cümleyi kurar.
"Tam düzeliyor derken yeniden başladı."
"Birkaç haftadır çok iyiydi."
"Sonra yeniden zorlanmaya başladı."
"Sanki başa döndük."
Ve çoğu zaman bunun ardından aynı duygu gelir.
Hayal kırıklığı.
Çünkü aile, her şeyin
yeniden başa döndüğünü düşünür.
Oysa bazen yeniden başlayan değil,
yalnızca görünür hâle gelen süreçtir.
"Her şey yoluna girmişti."
Peki gerçekten öyle miydi?
Yoksa sinir sistemi, biz fark etmeden,
uzun zamandır yük biriktiriyor muydu?
Belki de değişen bugün değildi.
Sadece değişimin görünür hâle geldiği gündü.
Çünkü bazı değişimler sessizce ilerler
ve bir gün görünür olur.
İşte burada önemli bir ayrım var.
Yüksek arousal her zaman düz bir çizgide ilerlemez.
Bir gün iyi,
ertesi gün kötü
şeklinde de çalışmaz.
Bazı çocuklarda yüksek arousal
dönemler hâlinde görülebilir.
Ancak bu her çocukta
aynı şekilde seyretmez.
Kimi çocuklarda kısa süreli yükselmeler olurken,
kimilerinde daha uzun süren dönemler görülebilir.
Bu nedenle döngüsellik,
yüksek arousal'ın
zorunlu bir özelliği değil;
bazı çocuklarda gözlenebilen bir örüntüdür.
Bu örüntü her zaman aynı aralıklarla tekrar etmez.
Bazı çocuklarda haftalar içinde,
bazılarında aylar sonra ortaya çıkabilir;
bazen de uzun süre hiç görülmeyebilir.
Bir süre çocuk daha rahattır.
Sonra birkaç gün...
Hatta bazen birkaç hafta boyunca,
eşikler yavaş yavaş değişmeye başlar.
İşte tam da bu yüzden,
aile bazen her şeyin düzeldiğini düşünür.
Sinir sistemi görünmeyen tarafta
değişmeye devam ediyor olabilir.
Ve biz bunu, çoğu zaman
davranış görünür hâle geldiğinde fark ederiz.
Peki bu neden olur?
Bilim dünyasının bu soruya verdiği tek bir cevap yok.
Son yıllarda nörogelişim ve sinir sistemi üzerine çalışan
birçok araştırmacı, davranışı tek başına açıklamanın
çoğu zaman yetersiz kalabileceğini vurgulamaktadır.
Çünkü davranış çoğu zaman başlangıç değil,
sinir sisteminde daha önce başlamış bir sürecin
görünen sonucudur.
Aynı çocukta bile, aynı davranış
farklı zamanlarda farklı biyolojik koşullar altında
ortaya çıkabilir.
Bu nedenle bugün giderek daha fazla uzman,
yalnızca "Bu davranış nasıl azaltılır?" sorusunu değil;
"Bu davranışı ortaya çıkaran sinir sistemi koşulları nasıl oluştu?"
sorusunu da sormayı önermektedir.
Çünkü sinir sistemi tek bir düğmeyle çalışan bir sistem değildir.
Birçok biyolojik sistem aynı anda birbirini etkileyebilir.
Bazen uyku biraz bozulur.
Bazen mevsim değişir.
Bazen alerjen yükü artar.
Bazen enfeksiyon henüz belirti vermeden başlamıştır.
Bazen sindirim sistemiyle ilgili küçük değişiklikler (kabızlık, reflü, karın ağrısı gibi) henüz belirginleşmeden sinir sistemini zorlamaya başlayabilir.
Bazen yoğun terapi, sosyal beklenti veya duyusal yük nedeniyle sinir sistemi toparlanmak için
yeterli zamanı bulamaz.
Toparlanmaya fırsat bulamayan sinir sistemi ise,
aynı yükü bir süre sonra eskisi kadar kolay taşıyamayabilir.
Sinir sistemi yalnız o anı yönetmez.
Aynı zamanda toparlanabilmek için de
enerjiye ihtiyaç duyar.
Bu nedenle uzun süren yükler zamanla
sistemi daha kırılgan hâle getirebilir.
Bazen günlerdir süren küçük stresler birikir.
Bazen beden normalden daha fazla
enerji harcamaya başlar.
Bazen de sinir sistemi,
uzun süre yüksek alarmda çalışmanın
maliyetini ödemeye başlar.
Tek başına bunların hiçbiri tabloyu açıklamayabilir.
Ama birlikte...
bardağı
yavaş yavaş doldurabilirler.
Bazen son damla büyük değildir.
Bardak zaten dolmak üzeredir.
Üstelik her çocukta bardağı dolduran etkenler aynı değildir.
Aynı yük, bir çocuk tarafından kolayca tolere edilirken, başka bir çocuk için sinir sisteminin taşıma kapasitesini aşabilir.
Bilim Bize Başka Ne Söylüyor?
Bazı aileler özellikle ilkbahar ve sonbahar dönemlerinde
hareketliliğin arttığını tarif eder.
Bugün bunun kesin nedeni bilinmese de;
• gün ışığındaki değişim,
• uyku ritmi,
• melatonin,
• kortizol,
• alerjen yükü
gibi birçok biyolojik etkenin
sinir sistemini etkileyebileceği düşünülmektedir.
Bu durum her çocuk için geçerli değildir.
Ancak bazı çocuklarda mevsim geçişleri,
sinir sisteminin taşıdığı yükü artıran
dönemlerden biri olabilir.
Bu nedenle yalnız yükün miktarı değil,
sinir sisteminin o günkü taşıma kapasitesi de belirleyicidir.
Belki de amaç, bütün yükleri ortadan kaldırmak değildir.
Bu zaten çoğu zaman mümkün değildir.
Ama sinir sisteminin hangi dönemlerde
daha fazla zorlandığını fark edebilmek,
bazı çocuklarda yük birikimini
daha erken görmeye yardımcı olabilir.
Belki de en büyük sorun,
bu işaretlerin olmaması değildir.
Bu işaretlere bakmayı
çoğumuzun hiç öğrenmemiş olmasıdır.
Belki de mesele o gün değil,
o güne gelene kadardır.
Belki de mesele,
ondan önce gelen yirmi gündür.
Biz başlangıç sandığımız günü hatırlarız.
Sinir sistemi ise, o güne kadar taşıdığı bütün yükü hatırlar.
Bu yüzden aynı günü konuşuyor gibi görünsek de,
aslında aynı günden söz etmiyoruz.
Çünkü bazı değişimler, birikerek ilerler.
Bir Ayrıntı Daha: Uyku
Uyku yalnız dinlenmek değildir.
Bazı araştırmalar, yetersiz ya da
kalitesi bozulmuş uykunun ertesi gün;
• dikkati,
• dürtü kontrolünü,
• öğrenmeyi
ve alarm sistemini etkileyebileceğini göstermektedir.
Bu nedenle sinir sistemi bazen tek bir kötü geceden değil,
haftalar boyunca tam toparlanamayan gecelerin ardından
daha kırılgan hâle gelebilir.
İlk gün fark edilmez.
İkinci gün de edilmez.
Üçüncü gün de...
Çünkü değişim, çoğu zaman sessiz ilerler.
Sonra çocuk biraz daha çabuk yorulmaya başlar.
Biraz daha çabuk huzursuz olur.
Biraz daha kısa süre odaklanır.
Biraz daha fazla hareket eder.
Ve sonunda herkesin fark ettiği davranış ortaya çıkar.
Biz buna başlangıç deriz.
Oysa bazen...
yalnız görünür hâle geldiği gündür.
Bilim insanları, uzun süreli biyolojik ve
psikolojik yüklerin zaman içinde oluşturduğu
bu birikimi açıklamak için
"allostatik yük" kavramını kullanıyor.
En basit haliyle;
sinir sisteminin uzun süre taşıdığı yükün,
zamanla birikmesi.
Her stres,
her kötü gece,
her hastalık,
her yoğun gün,
tek başına büyük bir sorun oluşturmayabilir.
Ama bazen hepsi üst üste gelir.
Ve sinir sistemi,
eskisi kadar kolay toparlanamaz.
Bunu bir telefon bataryası gibi düşünebilirsiniz.
Yeni bir telefon,
yoğun kullanılsa bile günü çıkarabilir.
Ama pil eskidikçe,
aynı kullanım süresiyle daha çabuk tükenmeye başlar.
Sinir sistemi de bazen buna benzer.
Yük aynı olabilir.
Ama taşıma kapasitesi değişmiş olabilir.
Bu yüzden bazı çocuklar,
daha önce tolere edebildikleri uyaranlarda bile zorlanmaya başlayabilir.
Sorun her zaman telefon değildir.
Bazen aynı yük altında,
pil artık eskisi kadar uzun dayanamaz.
Aslında değişen her zaman yük değildir.
Bazen değişen, sinir sisteminin
aynı yükü taşıyabilme kapasitesidir.
İşte allostatik yük kavramı tam olarak
bu değişimi anlamaya yardımcı olur.
Bu yüzden bazen aileler şunu söyler.
"Hiçbir şey değişmedi."
Belki çevrede hiçbir şey değişmedi.
Ama içeride,
aynı yük artık farklı taşınıyor olabilir.
Çünkü sinir sistemi yalnız dışarıda olanlara değil,
içeride biriken maliyete de cevap verir.
Döngüsel olması normal mi?
Birçok aile benzer dönemler tarif ediyor.
Bazen üç hafta daha sakin geçiyor.
Ardından on gün zorlanıyor.
Tam toparlıyor derken yeniden zorlanabiliyor.
Bazı çocuklarda ise
iyi dönemler çok daha kısa,
zor dönemler ise çok daha uzun sürebiliyor.
Bu yalnız tek bir çocuğun hikâyesi değil.
Birçok aile, birbirini hiç tanımadan
benzer dönemleri tarif ediyor.
Güncel çalışmalar, bazı çocuklarda sinir sisteminin
belirli dönemlerde çevresel ve biyolojik yükleri
tolere etme kapasitesinin değişebileceğini düşündürüyor.
Bunun nedenleri her zaman aynı değildir.
Uyku düzeni, enfeksiyonlar, inflamasyon, mevsimsel değişiklikler, hormonal süreçler, duyusal yük, psikososyal stresler ve toparlanmaya yeterince zaman kalmaması gibi birçok etken bu kırılganlığı etkileyebilir.
Çoğu zaman tek bir neden bulunamaz.
Birden fazla etken aynı dönemde bir araya gelir.
Bu nedenle çoğu zaman
tek bir neden aramak yerine,
sinir sisteminin son günlerde taşıdığı
toplam yüke bakmak daha anlamlı olabilir.
Bugün biliyoruz ki, sinir sisteminin yükünü artırabilecek birçok etken var.
Uyku bozukluğu...
Ağrı...
Hastalık...
Sindirim sistemi sorunları
Yoğun duyusal yük...
Uzun süren stres...
Bazı ilaçlara başlama, doz değiştirme veya kesme süreçleri...,
Art arda yapılan ilaç değişimleri...
Yeterli toparlanma süresi bırakılmadan planlanan yoğun eğitim veya terapi süreçleri...
Bazı çocuklarda bu etkenler,
sinir sisteminin taşıdığı yükü artırabilir.
Ancak bu durum her çocuk için geçerli değildir.
Bu etkenlerin hiçbiri tek başına her çocuk için tabloyu açıklamayabilir.
Bazı çocuklarda bunlardan biri,
bazılarında ise birkaçı birlikte
sinir sisteminin taşıma kapasitesini azaltabilir.
Böylece yüksek arousal'ın görünür hâle gelmesine
zemin hazırlayabilir.
◉ Pusula
Her hareketlenme yeni bir sorun olmayabilir.
Bazen,
bir süredir sessizce biriken yükün,
artık görünür hale gelmesidir.
Mini Gözlem Rehberi
Çocuğunuz yeniden hareketlenmeye başladığında yalnız davranışa bakmayın.
Kendinize şunları da sorun:
• Son günlerde uykusu nasıldı?
• Daha çabuk yoruluyor muydu?
• Gün içinde daha fazla uyaranla mı karşılaştı?
• Son haftalarda hastalık, ağrı veya yoğun stres yaşadı mı?
• Hareketlenmeden önce küçük değişiklikler olmuş muydu?
• Son günlerde oyun süresi kısalmış mıydı?
Bazen cevap,
davranışın başladığı günde değil;
ondan önceki günlerde saklıdır.
Çünkü bazen,
taşma bir günde olmaz.
Belki de yüksek arousal o gün başlamıyordu.
Biz yalnızca, sinir sisteminin artık bunu
gizleyemediği günü "başlangıç" sanıyorduk.
⬛ DEV MÜHÜR
Sinir sistemi bazen bir gecede değişmez.
Ama bazen,
haftalardır taşıdığı yük,
artık sessizce taşınamaz hâle gelir.
Biz ise bunu, çoğu zaman ilk kez o gün fark ederiz.



Yorumlar