top of page

4-Neden Sürekli Hareket Ediyor?

  • 17 Tem
  • 5 dakikada okunur

Güncelleme tarihi: 2 gün önce

Neden durmuyor? Yoksa duramıyor mu?


Özel Seri— Eşik

Yazı 4


Bazı çocuklar durmaz.

Koşar.

Döner.

Zıplar.

 

Koltuktan koltuğa geçer.

Yere atlar.

Bir yere tırmanır.

Sallanır.

Tekrar kalkar.

Tekrar koşar.


Biz hareketi görürüz.

Beden ise bir şey anlatmaya çalışıyordur.

 

Ve çoğu zaman ilk yorum şudur:

“Çok enerjisi var.”


Ama bazen mesele yalnız enerji değildir.

Bazen çocuk hareket ettiği için rahatlamaz.

Durduğunda daha çok dağılır.

 

Çünkü bazen sorun hareket etmek değildir.


Sorun,

hareket edememektir.


Çünkü bazı çocuklarda,

beden, sinir sistemini toparlamanın

önemli yollarından biri hâline gelebilir.


Özellikle yüksek arousal dönemlerinde bu ihtiyaç daha belirgin hâle gelebilir. Çünkü alarm düzeyi yükselen bir sinir sistemi, bazı çocuklarda hareketi kendini düzenlemenin yollarından biri olarak kullanabilir. Ancak bu durum her çocuk için geçerli değildir.

 

Hareket bazen davranış değildir.

Bir arayıştır.

Bazen çözüm arayışıdır.


Beyin ve sinir sistemi bazı durumlarda

daha fazla duyusal girdi ister.


Çünkü bazı çocuklarda düzenlenebilmek için

önce bedenin nerede olduğunu daha net

hissedebilmek gerekebilir.

 

Bazen biraz daha fazla basınç...

Biraz daha fazla ağırlık...

Biraz daha fazla ritim...

Biraz daha fazla beden hissi...

Çünkü beyin bazen düzenlenebilmek için

bu girdileri arıyor olabilir.


Çocuk kelimeyle anlatamayabilir.

Bunu bedeniyle anlatır.

Çünkü beden bazen kelimelerden daha önce konuşur.

 

Koşarak anlatır.

Zıplayarak anlatır.

Sallanarak anlatır.

Bir yere yaslanarak anlatır.

Bazen de çarparak anlatır.


Burada yalnız dopamin değil;

dopamin, noradrenalin

ve duyusal işlemleme sistemleri

birlikte rol oynayabilir.


Hangi sistemin daha baskın olduğu ise her çocukta farklı olabilir.


Dopamin çoğu zaman yalnız

"haz hormonu" olarak anlatılır.

Oysa beynin hareketi başlatma, keşfetme,

arama ve motive olma süreçlerinde de

önemli görevleri vardır.


Bu yüzden bazı çocuklarda hareket,

yalnız dışarıdan görünen bir taşkınlık değildir.


Bazen beynin;

"Bir şey bulmalıyım."

"Bir şey hissetmeliyim."

"Bir şey değişmeli."

dediği bir arayıştır.

 

Çocuk bazen ne aradığını bilmez.

Ama bedeni bilir.


İşte bu yüzden bazı hareketler dışarıdan

anlamsız görünse bile çocuk için anlamlı olabilir.


Bazı çocuklar daha hızlı koşunca biraz toparlanır.

Zıplayınca bedeni daha net hisseder.

Ağır bir şeyi itince sakinleşir.

Salıncakta ritim bulunca düzenlenir.

Sıkıca sarılınca bedeni sınırlarını yeniden fark eder.


Bunu her çocukta görmeyebiliriz.

Ama bazı çocuklarda hareketten sonra

dikkatin toparlanması, bedenin sakinleşmesi

ya da çevresiyle daha kolay etkileşime geçebilmesi,

hareketin düzenleyici bir işlev gördüğünü düşündürebilir.


Bu yüzden bazı hareketler anlamsız görünse bile,

sinir sistemi açısından bir işlev taşıyabilir.


Her hareket hiperaktivite değildir.

Her hareket yüksek arousal da değildir.


Ama yüksek arousal yaşayan

bazı çocuklarda artan hareket ihtiyacı,

sinir sisteminin kendini düzenleme çabasının

bir parçası olabilir.


Aynı davranış farklı çocuklarda,

hatta aynı çocukta farklı zamanlarda

bambaşka işlevler taşıyabilir.


Dışarıdan aynı görünen iki hareket,

içeride tamamen farklı nedenlerle ortaya çıkabilir.

 

Bu ayrım çok önemlidir.

Bazı hareketler dürtüseldir.

Bazı hareketler alarmın sonucudur.

Bazı hareketler dikkat dağınıklığıyla ilişkilidir.

Bazı hareketler ise bedeni hissetme arayışıdır.


Dışarıdan hepsi aynı görünebilir.

Ama içeride aynı şey olmayabilir.


Bir çocuk koşuyordur.

Peki neden koşuyordur?

Kaçmak için mi?

Boşalmak için mi?

Uyarılmak için mi?

Kendini hissetmek için mi?

Yoksa dağılmamak için mi?


Bu soruların cevabı,

müdahalenin yönünü değiştirir.


İşte burada propriosepsiyon devreye girer.


Propriosepsiyon,

bedenin nerede olduğunu hissetme duyusudur.

Kaslardan,

eklemlerden,

bağ dokularından gelen derin beden bilgisidir.


Bazı çocuklarda bu tür duyusal girdilere ihtiyaç daha belirgin olabilir.

Bu yüzden;

iter,

çeker,

tırmanır,

ağır taşır,

zıplar,

yere bastırır,

bir şeye yaslanır,

birinin üstüne abanır.


Bazen bu davranışlar yaramazlık gibi görünür.

Ama bazı çocuklarda beden şunu söylüyor olabilir:

“Ben kendimi daha net hissetmek istiyorum.”


Bilim Bize Başka Ne Söylüyor?

Bazı araştırmalar, proprioseptif girdilerin

bazı çocuklarda sinir sisteminin düzenlenmesine

katkı sağlayabileceğini düşündürmektedir.


Bu nedenle ağır iş aktiviteleri,

itme-çekme oyunları veya

derin basınç içeren etkinlikler

bazı çocuklarda hareket ihtiyacını azaltabilir

ya da daha organize hissetmelerine yardımcı olabilir.


Ancak bu durum her çocuk için aynı değildir

ve hangi yaklaşımın uygun olduğu

bireysel olarak değerlendirilmelidir.


Nasıl karanlıkta elimizi uzatıp duvara dokununca

nerede olduğumuzu daha iyi hissedersek...

 

bazı çocuklar da

hareket ederek

bedenlerini daha net hissetmeye çalışabilir.


Bu arayış her çocukta aynı nedenle ortaya çıkmaz.

Bazı çocuklar bedeni daha net hissedebilmek için

bu girdileri ararken, bazı çocuklarda yüksek arousal nedeniyle

artan hareket ihtiyacı da benzer şekilde görülebilir.

Dışarıdan benzer görünen davranışların altında

farklı sinir sistemi süreçleri bulunabilir.


Bu nedenle yalnız davranışa bakarak

hangi duyusal sistemin baskın çalıştığını anlamak

her zaman mümkün olmayabilir.


Bu yüzden hareketi yalnız durdurmaya çalışmak bazen yetmez.


Çünkü çocuk hareketle bir şeyi düzenliyorsa,

yalnızca hareketi durdurmaya çalışmak,

alttaki ihtiyacı ortadan kaldırmaz.


Sadece görünür yolu kapatır.


Ve bazen çocuk başka bir yol bulur.

Çünkü ihtiyaç ortadan kalkmamıştır.


Daha sert hareket eder.

Daha hızlı koşar.

Daha çok çarpar.

Daha çok bağırır.

Daha çok dağılır.


Çünkü sinir sistemi hâlâ ihtiyaç duyduğu

duyusal girdiyi arıyor olabilir.


O zaman soru değişir.

“Bu hareketi nasıl durdururum?”

yerine,

“Bu beden ne arıyor?”

sorusunu sormak gerekir.

Basınç mı?

Ritim mi?

Ağırlık mı?

Hız mı?

Dönme mi?

Derin temas mı?

Sınır hissi mi?


Çünkü bazen çocuğun hareketi, bize bir davranış problemi değil; bir duyusal ihtiyaç haritası verir.

Bu nedenle aynı ihtiyaç, gün içinde bulunduğu ortama göre

farklı davranışlarla karşımıza çıkabilir.


Günlük Hayatta Görünümü

Aynı ihtiyaç farklı ortamlarda farklı davranışlarla ortaya çıkabilir.


Evde:

• koltuklara çıkma

• sürekli koşma

• yere atlama

• kapılara, duvarlara yaslanma

• aile bireylerine abanma


Okulda:

• sandalyede duramama

• sıraya yaslanma

• sürekli ayağa kalkma

• kalemi, defteri, eşyayı kurcalama


Destekte:

• yönergeye geçmeden önce bedeni hareket ettirme ihtiyacı

• hızlı sıkılma

• daha sert temas arama

• ritim bozulunca dağılma


Ve bazen herkes davranışı durdurmaya çalışır.

Ama kimse bedenin ne aradığını sormaz.


Yanlış Yorumlar

En sık duyulan yorumlardan biri şudur:

"Enerjisi çok fazla."


Ama bazen mesele fazla enerji değildir.

Sinir sistemi, kendini düzenleyebilmek için

harekete ihtiyaç duyuyordur.


Bir başka yorum:

"İnadına yapıyor."


Oysa bazen çocuk inat etmiyordur.

Bedenini toparlamaya çalışıyordur.


Bir başka yorum:

"Hiç yorulmuyor."


Oysa bazen çocuk yorulmuyor değildir.

Yorgun olduğu halde duramıyordur.


Bazen de şöyle denir:

"Şımardı."

"Bizi dinlemiyor."

"Bilerek yapıyor."


Oysa dışarıdan aynı görünen iki davranışın altında

tamamen farklı nedenler olabilir.


Bazen de sinir sistemi,

bedeni hareket ettirmeden

kendini düzenleyemiyordur.


Bu yüzden davranışın kendisine bakmak kadar,

davranışın ne işe yaradığını anlamaya çalışmak da önemlidir.


◉ Pusula

Bir çocuk sürekli hareket ediyorsa,

yalnız hareketin miktarına değil,

hareketin işlevine de bakmak gerekir.


Çünkü bazen hareket,

sinir sisteminin kendini toparlama çabasıdır.


Bu nedenle bazı çocuklarda

uygun şekilde planlanan ağır iş aktiviteleri,

ritmik hareketler veya derin basınç içeren

düzenleyici yaklaşımlar geçici olarak

sinir sisteminin daha organize çalışmasına

yardımcı olabilir.


Ancak hangi yaklaşımın uygun olduğu

her çocuk için bireysel değerlendirilmelidir.


Mini Gözlem Rehberi

Şunu sorun:

Çocuk hareket ediyor.

Peki bu hareketten sonra ne oluyor?

• Hareket engellenince ne oluyor?

• Daha mı sakinleşiyor?

• Daha mı dağılıyor?

• Daha mı organize oluyor?

• Daha mı sertleşiyor?

• Daha mı erişilebilir oluyor?

• Aynı davranış farklı ortamlarda da aynı şekilde mi ortaya çıkıyor? Yoksa güvenli, düzenleyici ve öngörülebilir ortamlarda belirgin olarak azalıyor mu?

• Ağır iş aktiviteleri sonrası toleransı değişiyor mu?


Bazen hareketin cevabı, hareketin kendisinde değil; hareketten sonraki değişimde saklıdır.

Bu Yazının Belki En Önemli Cümlesi

İşte bazen bütün tabloyu değiştiren ayrım budur.

Bazı çocuklar hareket ettiği için dağılmaz.

Dağılmamak için hareket eder.


Ancak bu her hareketin düzenleyici olduğu anlamına da gelmez.

Hareketin işlevi her çocuk için ayrı değerlendirilmelidir.


⬛ DEV MÜHÜR

Bazen koşan çocuk,

yalnız enerjisini boşaltmıyordur.


Beyni, beden üzerinden kendini düzenlemeye çalışıyordur.

Çünkü bazen çocuk yalnız koşmuyordur.

Sinir sistemi bedeni kullanarak kendini düzenlemeye çalışıyordur.



 

 

 


 

Yorumlar


Bu Alan Şu An Ne İçin Var?
 

Buradaki yazılar bir danışmanlık çağrısı değildir.
Şu an bu alan, düşünmek, durmak ve dili netleştirmek için var.

İleride bu bakış açısıyla daha yakından çalışılabilecek yollar açıldığında,
bunu burada açıkça paylaşacağım.
 

© 2035 by Train of Thoughts. Powered and secured by Wix

bottom of page