top of page

5-Bir Anda mı Patladı?

  • 17 Tem
  • 4 dakikada okunur

Kriz Aslında Ne Zaman Başlıyor?


Özel Seri— Eşik

Yazı 5


Bazı aileler şöyle der:

“Bir anda vurdu.”

“Bir anda bağırdı.”

“Bir anda kontrolden çıktı.”

“Bir anda kendine vurmaya başladı.”


Ve dışarıdan bakınca gerçekten öyle görünür.

Çünkü çoğu zaman yalnız son halkayı görürüz.

Sanki her şey o anda başlamıştır.

 

Ama bazen kriz,

gördüğümüz ilk davranışla başlamaz.

Bazen uykunun bozulduğu gece başlar.

Henüz kimse bunun bir krizin başlangıcı olduğunu düşünmez.

 

Bazen sabah daha huzursuz uyanınca başlar.

Bazen seslere tahammül azalınca başlar.

Bazen çocuk daha fazla hareket etmeye başlayınca başlar.

Bazen de herkes hâlâ “idare ediyor” sanırken,

sinir sistemi çoktan zorlanmaya başlamıştır.


Kriz her zaman bağırarak başlamaz.

Bazen çok sessiz başlar.


Çocuk daha çabuk sinirlenir.

Daha hızlı sıkılır.

Daha kısa süre oynar.

Daha zor bekler.

Daha çok tekrar ister.

Daha çok hareket eder.

Daha çok yapışır.

Daha çok kaçar.

Daha çok kontrol etmeye çalışır.


Bunların hiçbiri tek başına kriz değildir.

Ama bazen hepsi aynı hikâyenin ilk cümleleridir.

 

Çünkü eşikler önce değişir.

İşte kriz çoğu zaman sessizce burada büyümeye başlar.


Sinir sistemi çoğu zaman bir anda taşmaz.

Önce taşımakta zorlanmaya başlar.


Yüksek arousal dönemlerinde bu eşik değişimleri

bazı çocuklarda çok daha belirgin hâle gelebilir.


Aynı ses,

bir gün sorun olmaz.

Başka bir gün fazla gelir.


Aynı bekleme,

bir gün tolere edilir.

Başka bir gün patlatır.


Aynı istek,

bir gün küçük görünür.

Başka bir gün büyük bir krize döner.


Çocuk değişmemiştir.

Eşik değişmiştir.


Aslında değişen her zaman dışarıdaki olaylar değildir.

Bazen aynı olay aynı kalır.


Değişen, sinir sisteminin o gün o yükü taşıyabilme kapasitesidir.

Bu nedenle aynı bekleme, aynı ses ya da aynı istek

farklı günlerde tamamen farklı tepkiler oluşturabilir.


Ve çoğu zaman biz eşiğin değiştiğini, ancak davranış büyüdüğünde fark ederiz.

Uyku burada çok önemlidir.

Bir gece kötü uyku,

bazen sadece yorgunluk yapmaz.


Öğrenme, dikkat, dürtü kontrolü ve

duygu düzenleme için gereken

sinir sistemi kaynaklarını da azaltabilir.


Toleransı azaltır.

Dürtüselliği artırır.

Sesleri daha sert hissettirebilir.

Beklemeyi zorlaştırabilir.

Bedeni daha huzursuz hale getirebilir.


Çocuk bunu anlatamayabilir.

Ama sinir sistemi bunu farklı yollarla gösterir.

Daha kısa sabırla anlatır.

Daha hızlı öfkeyle anlatır.

Daha fazla hareketle anlatır.

Bazen de vurmayla anlatır.


Bazen aile yalnız uykunun bozulduğunu görür.

Sinir sistemi ise ertesi güne farklı bir taşıma kapasitesiyle uyanabilir.


İşte bazen bütün günün yönünü değiştiren şey de budur.

 

Sonra huzursuzluk başlar.

Henüz büyük bir kriz yoktur.

Ama çocuk tam yerinde değildir.


Bir şey ister.

Sonra istemez.


Bir yere gider.

Sonra geri döner.


Oyuna başlar.

Ama sürdüremez.


Sesi yükselir.

Bedeni hızlanır.


Yüz ifadesi değişir.

Bakışı değişir.

Teması değişir.


Ve bazen aile bunu şöyle tarif eder:

“Bugün bir garip.”

İşte bazen kriz, tam da o cümlenin kurulduğu gün

büyümeye başlamıştır.


İşte bazen en kıymetli veri budur.

Çünkü kriz henüz büyümemiştir.

Ama sistem haber vermeye başlamıştır.


Bu işaretler geleceği kesin olarak haber vermez.

Ama sinir sisteminin daha yakından desteklenmesi gereken

bir döneme girildiğini düşündürebilir.


Hareket artar.

Çocuk koşar.

Zıplar.

Döner.

Sallanır.

Bir yere çıkar.

Bir şeye vurur.

Kendini yere bırakır.


Bazen bu hareketler

yalnız taşkınlık gibi görünür.


Ama bazen beden,

içeride yükselen gerilimi

boşaltmaya çalışıyordur.


Bazı çocuklarda ise bu hareket

yalnızca gerilimi boşaltmak için değil,

sinir sistemini yeniden düzenleyebilmek için

ihtiyaç duyulan duyusal girdiyi sağlamaya yönelik de olabilir.


Çünkü sinir sistemi yükseldikçe,

çocuk bedeniyle düzenlenmeye çalışabilir.


Önceki yazıda konuştuğumuz gibi,

bazı çocuklarda hareket yalnız bir davranış değil;

sinir sisteminin kendini düzenleme yollarından biri olabilir.

 

Henüz kriz görünmez.

Ama yüksek arousal artık sinir sisteminin

çalışma biçimini değiştirmeye başlamıştır.

Ve sinir sistemi artık eskisi gibi taşıyamıyordur.

 

Fakat bazen hareket de yetmez.

O zaman sistem daha sert yollar aramaya başlar.


Ve sonra eşikler daha da düşer.

Artık küçük şeyler büyür.

Bir kelime fazla gelir.

Bir ses fazla gelir.

Bir bekleme fazla gelir.

Bir hayır fazla gelir.

Bir geçiş fazla gelir.

Bir temas fazla gelir.

Bir bakış bile fazla gelebilir.


Dışarıdan bakan biri şunu söyleyebilir:

“Bu kadar şeye de tepki verilmez.”


Ama içeride mesele o küçük şey değildir.

O küçük şey,

zaten taşmak üzere olan bir sistemin son damlasıdır.


Sorun son damla değildir.

Çünkü bazen davranışı başlatan

son damla değil;

ondan önce biriken bütün damlalardır.


Bu yüzden bazen çözüm de yalnız son damlayı kaldırmak değildir.

Bilim Bize Başka Ne Söylüyor?

Bugün birçok araştırmacı, krizlerin yalnız görünen davranıştan ibaret olmadığını; saatler hatta günler öncesinden başlayan fizyolojik ve davranışsal değişimlerle birlikte değerlendirilmesi gerektiğini vurgulamaktadır.


Bu nedenle erken işaretleri fark etmek, her krizi önlemese bile sinir sistemini daha erken destekleme fırsatı sağlayabilir.

 

Sonra vurma gelebilir.

Başkasına vurma.

Kendine vurma.

Başını vurma.

Kolunu ısırma.

Eşyaya saldırma.

Çığlık.

Kaçma.

Yere atılma.


İşte çoğu zaman herkes krizi burada fark eder.

Ama sinir sistemi bu noktaya gelene kadar,

çoktan defalarca haber vermiş olabilir.


Sorun haber vermemesi değildir.

Bizim haberleri geç okumamız olabilir.


Oysa sinir sistemi önce fısıldar.


Biz onu çoğu zaman ancak bağırdığında duyarız.

 

Uyku ile.

Huzursuzlukla.

Hareketle.

Kısa toleransla.

Ses hassasiyetiyle.

Bakışla.

Bedenle.


Bu yüzden kriz anı tek veri değildir.

Krizden önceki saatler de veridir.

Önceki gece de veridir.

Önceki gün de veridir.

Bazen önceki hafta bile veridir.


Çünkü bazı çocuklarda kriz,

tek bir olayın sonucu değil;

biriken yükün görünür hale gelmesidir.


Yanlış Yorumlar

En sık yorum:

“Bir anda yaptı.”


Ama bazen bir anda olan davranıştır.

Süreç değildir.


Başka yorum:

“Sebepsiz yere vurdu.”


Ama bazen sebep,

o anda görünür değildir.


Bir başka yorum:

“Dikkat çekmek için yaptı.”


Ama bazen çocuk dikkat çekmiyordur.

Sinir sistemi yardım çağırıyordur.


Bir başka yorum:

"Hiçbir uyarı vermedi."


Oysa bazen uyarılar vardı.

Yalnız henüz kriz kadar görünür değildi.

 

◉ Pusula

Kriz büyüdüğünde yalnız son davranışa bakmayın.

O davranıştan önce,

hangi eşiklerin değiştiğine bakın.


Çünkü bazen kriz,

ilk vurmada başlamaz.

İlk işarette başlar.


Mini Gözlem Rehberi

Şunu sorun:

Kriz oldu.

Peki öncesinde ne vardı?

• Uyku bozulmuş muydu?

• Sabah daha huzursuz muydu?

• Seslere tahammülü azalmış mıydı?

• Hareket ihtiyacı artmış mıydı?

• Bekleme süresi kısalmış mıydı?

• Daha çok tekrar mı istemişti?

• Daha çok kontrol mü aramıştı?

• Bedeni daha gergin miydi?

• Gün içinde daha fazla düzenleyici harekete

(koşma, zıplama, sallanma, baskı arama gibi) ihtiyaç duyuyor muydu?


Bazen krizin anahtarı,

krizin içinde değil;

krizden önceki küçük değişimlerde saklıdır.

 

Küçük değişimleri fark etmek,

bazen büyük krizleri önlemenin ilk adımı olabilir.


Bu Yazının Belki En Önemli Cümlesi

Kriz çoğu zaman davranış büyüdüğünde başlamaz.

Sinir sistemi taşıma kapasitesini kaybetmeye başladığında başlar.


⬛ DEV MÜHÜR

Kriz,

ilk tokatta başlamaz.

İlk çığlıkta başlamaz.

İlk öfkede başlamaz.


Bazen kriz,

çocuğun bedeni sessizce

“Artık taşıyamıyorum”

demeye başladığında başlar.


Ve biz o sessiz işaretleri

ne kadar erken okuyabilirsek,

bazen kriz büyümeden önce

sinir sistemine destek olma fırsatı bulabiliriz.



 

 

 

 

Yorumlar


Bu Alan Şu An Ne İçin Var?
 

Buradaki yazılar bir danışmanlık çağrısı değildir.
Şu an bu alan, düşünmek, durmak ve dili netleştirmek için var.

İleride bu bakış açısıyla daha yakından çalışılabilecek yollar açıldığında,
bunu burada açıkça paylaşacağım.
 

© 2035 by Train of Thoughts. Powered and secured by Wix

bottom of page