top of page

6-Yüksek Arousal Bazen Bedenden Başlar

  • 17 Tem
  • 5 dakikada okunur

Davranışı Başlatan Yük Bazen Bedenin İçinden Gelir


Özel Seri— Eşik

Yazı 6

 

Bazı çocuklar ağrıyı söyleyemez.

Gazı anlatamaz.

Kabızlığı tarif edemez.

Reflüyü gösteremez.

Açlığı ayırt edemez.

Yorgunluğu isimlendiremez.


Ama beden susmaz.

Bir şekilde konuşur.

Ve biz bazen bu sesi davranış zannederiz.


Bazen kelimelerle değil.

Davranışlarla konuşur.

Huzursuzlukla...

Hareketlilikle...

Öfkeyle...

Vurmayla...

Ya da tamamen içine çekilerek.

 

Her davranışın kaynağı yalnızca

psikolojik ya da çevresel değildir.

Bazen bedensel bir rahatsızlık da

davranışın önemli bileşenlerinden biri olabilir.


Çocuk bağırıyordur.

Ama belki midesi yanıyordur.

Çocuk vuruyordur.

Ama belki karnı şişmiştir.


Çocuk yerinde duramıyordur.

Ama belki bedeni içeriden rahatsızdır.


Çocuk hiçbir şey istemiyordur.

Ama belki yorgunluğu taşıyamıyordur.


Biz davranışı görürüz.

Beden ise çoktan konuşmaya başlamıştır.


Bazen gördüğümüz davranış, aslında görünmeyen bir beden yükünün dışarıdaki izidir.

İnterosepsiyon burada devreye girer.

İnterosepsiyon, bedenin içinden gelen sinyallerin

sinir sistemi tarafından algılanması, fark edilmesi

ve anlamlandırılmasıyla ilgili süreçlerin genel adıdır.


İnterosepsiyon yalnız bu sinyalleri hissetmek değildir.

Aynı zamanda bu sinyalleri doğru yorumlayabilmek

ve uygun şekilde cevap verebilmektir.


Bu yüzden bazı çocuklar

bedenlerinden gelen sinyalleri hisseder.

Ama bunun açlık mı, ağrı mı, yorgunluk mu

yoksa başka bir ihtiyaç mı olduğunu

ayırt etmekte zorlanabilir.


Açlık.

Susuzluk.

Tuvalet ihtiyacı.

Ağrı.

Mide bulantısı.

Kalp çarpıntısı.

Yorgunluk.

Sıcaklık.

Gerginlik.


Bazı çocuklar bu sinyalleri fark etmekte,

ayırt etmekte veya anlamlandırmakta zorlanabilir.

 

Beden sinyali alır.

Ama çocuk onu anlamlandıramaz.


Bu nedenle bazı çocuklar bedenlerinden gelen rahatsızlığı

tanımlayamadıkları için yalnız huzursuz olduklarını hissedebilirler.


Bu yüzden bazen sorun hissetmemek değildir.

Hissedilen şeyi doğru okuyamamaktır.

Ve anlamlandırılamayan beden sinyali

davranışa dönüşebilir.


Çocuk şunu diyemeyebilir:

“Karnım ağrıyor.”

“Gazım var.”

“Reflüm arttı.”

“Başım sıkışıyor gibi.”

“Bedenim huzursuz.”

“Yoruldum ama duramıyorum.”


Ama bedenden gelen bu sinyaller

sinir sistemine ulaşmaya devam eder.

Çocuk onları adlandıramasa bile bu yük,

davranışını ve düzenlenme kapasitesini etkileyebilir.


Ve bazen bu his;

hareket,

öfke,

kaçma,

ağlama,

vurma

veya kapanma olarak görünür.


Bu yüzden bazen soru değişmelidir.

“Bu davranışı neden yaptı?”

yerine,

“Bu beden ne taşıyor olabilir?”

diye bakmak gerekir.


Kabızlık var mı?

Gaz var mı?

Reflü var mı?

Diş ağrısı olabilir mi?

Enfeksiyon olabilir mi?

Uyku borcu var mı?

Uzun süre aç kalmış olabilir mi?

 

Çünkü bazen davranış değişimini başlatan ilk yük, sandığımız gibi dışarıdan değil; bedenin içinden geliyor olabilir. Elbette beyin ve beden birbirinden ayrı değildir. Burada anlatılmak istenen, süreci başlatan yükün bazen dış çevreden değil, bedenin içinden gelmesidir.


Bazen alarmı başlatan ilk sinyaller bedenin içinden gelir.

Çünkü beyin, bedenden gelen sinyalleri sürekli dinler.

Beyin bu bilgileri yalnız bedeni yönetmek için değil,

çevrenin ne kadar güvenli olduğunu değerlendirmek için de kullanır.


Bazen alarmı başlatan dışarıdaki dünya değil,

içeriden gelen biyolojik yük olabilir.


Yani bazen sinir sistemi dışarıdaki tehlikeye değil,

içeride taşıdığı yüke alarm veriyordur.


Bu yüzden önce bedeni anlamak gerekir.


Çünkü beyin ile beden birbirinden ayrı çalışan iki sistem değildir.

Bağırsaklardan, bağışıklık sisteminden,

hormonlardan ve iç organlardan gelen sinyaller

sürekli olarak beyne ulaşır.


Beyin de bu bilgileri değerlendirerek

sinir sisteminin alarm düzeyini yeniden ayarlar.


Bu değerlendirme

tek bir beyin bölgesinde gerçekleşmez.

Bedenden gelen bilgiler;

otonom sinir sistemi, beyin sapı

ve daha üst beyin ağlarının

birlikte çalışmasıyla işlenir.

 

Bilim Bize Başka Ne Söylüyor?

Bedenden beyne ulaşan bu sinyaller yalnız ağrı hissi oluşturmaz.

Aynı zamanda sinir sisteminin güvenlik değerlendirmesini de etkileyebilir.

Bu nedenle ağrı, enfeksiyon, inflamasyon veya başka bedensel yükler yalnız bedeni değil; alarm sistemini de etkileyebilir.

Davranış değiştiğinde bu yüzden yalnız çevreye değil, bedene de yeniden bakmak önemlidir.


Ağrı,

rahatsızlık,

şişkinlik,

uykusuzluk,

enfeksiyon,

yorgunluk,

inflamasyon...

Bunlar yalnız bedensel rahatsızlık oluşturmakla kalmayabilir.

Sinir sisteminin çalışma biçimini de etkileyebilir.


Beden içeriden rahatsızsa,

sinir sistemi daha tetikte çalışabilir.


Bunun nedeni yalnız ağrının kendisi değildir.

Bedenden beyne taşınan biyolojik sinyaller de

sinir sisteminin güvenlik değerlendirmesini etkileyebilir.


Eşikler düşebilir.

Tolerans azalabilir.

Sesler daha sert gelebilir.

Beklemek daha zor hale gelebilir.

Ve çocuk daha kolay taşabilir.


Bu durumda sinir sistemi bu bedensel sinyalleri

organizmanın güvenliği açısından

önemli bilgiler olarak değerlendirebilir.

Alarm sistemi daha kolay devreye girebilir.

Yüksek arousal dediğimiz durum da aslında

bu artmış alarm hâlinin sinir sistemindeki yansımasıdır.


İşte bu yüzden bedensel yük arttıkça yüksek arousal da yükselebilir.

Bazen aile şunu söyler:

“Hiçbir şey yoktu.”


Belki gerçekten dışarıda hiçbir şey olmamıştı.

Ama içeride çok şey oluyordu.

Kabızlık vardı.

Gaz vardı.

Reflü vardı.

Uykusuzluk vardı.

Ağrı vardı.

Yorgunluk vardı.


Çocuk söyleyemedi.

Ama beden susmadı.

Davranış onun yerine konuştu.

Biz davranışı gördük.

Beden ise çok daha önce konuşmaya başlamıştı.

 

Bu, her davranışın bedensel nedeni vardır demek değildir.

Ama bunun tersi de doğru değildir.


Davranışı tek bir nedene bağlamak doğru olmaz.

Her vurma ağrı değildir.

Her hareketlilik gaz değildir.

Her huzursuzluk reflü değildir.


Ama bazı çocuklarda beden yükü,

yüksek arousal tablosunun önemli bir parçası olabilir.


Aynı şekilde her bedensel rahatsızlık da

yüksek arousal oluşturmaz.


Önemli olan, bedenden gelen yükün

çocuğun sinir sistemi tarafından

nasıl işlendiğidir.


Bu yüzden davranışı anlamaya çalışırken,

bedeni dışarıda bırakmak eksik bir okuma olur.


Günlük Hayatta Görünümü

Aşağıdaki davranışların hiçbiri tek başına

bedensel bir rahatsızlığı göstermez.

Ancak yeni başlamaları,

belirgin biçimde artmaları veya

başka belirtilerle birlikte görülmeleri

bedene yeniden bakmayı gerektirebilir.


Evde:

• karnını bastırma

• karnının üzerine yatma isteği

• sürekli karnını ovuşturma

• sık sık tuvalete gitme isteği

• sert yerlere uzanma

• battaniyeye sarılma isteği

• sürekli kucağa gelme

• kıvrılma

• koltuğa abanma

• sürekli pozisyon değiştirme

• huzursuz dolaşma

• yeme düzeninde değişme

 

Okulda:

• daha kısa tolerans

• daha çabuk öfkelenme

• oturamama

• etkinlikten kaçma

• sesi daha zor taşıma


Gece:

• sık uyanma

• diş sıkma

• dönme

• huzursuz yatma

• sabah yorgun kalkma


Ve bazen herkes davranışı konuşur.

Ama bedenin ne söylediği sorulmaz.


Yanlış Yorumlar

En sık yorum:

“İnat ediyor.”


Ama bazen çocuk inat etmiyordur.

Rahatsızlığını taşıyamıyordur.


Başka yorum:

“Dikkat çekiyor.”


Ama bazen çocuk dikkat çekmiyordur.

Bedeninden gelen sinyali dışarı vuruyordur.


Bir başka yorum:

“Sebepsiz huzursuz.”


Ama bazen sebep yok değildir.

Sadece görünür değildir.


Bir başka yorum:

"Naz yapıyor."


Oysa bazen çocuk naz yapmıyordur.

Bedeni yardım istiyordur.


Çünkü bazen çocuk davranışı bilinçli olarak seçmiyordur.

Bedensel rahatsızlık, davranışını kontrol etmesini

çok daha zor hâle getiriyordur.

Davranış bazen bedenin yardım isteme biçimlerinden biri olabilir.

 

◉ Pusula

Davranış değiştiğinde,

yalnız çevreye ve eğitime değil,

bedene de bakmak gerekir.

Çünkü bazen değişen ilk şey

davranış değil, bedenin yüküdür.

 

Mini Gözlem Rehberi

Şunu sorun:

Davranış arttı.

Peki beden ne durumda?

• Kabızlık var mı?

• Gaz veya şişkinlik arttı mı?

• Reflü belirtisi olabilir mi?

• Diş, kulak, boğaz, enfeksiyon ihtimali var mı?

• Uyku bozuldu mu?

• Son günlerde ateşsiz geçen hafif bir hastalık veya alerji dönemi olmuş olabilir mi?

• İştah değişti mi?

• Daha çok kıvrılıyor, bastırıyor, abanıyor mu?

• Davranış belli saatlerde mi artıyor?

• Davranış yemeklerden sonra mı artıyor?

• Davranış, tuvaletini yaptıktan, gaz çıkardıktan ya da ağrısı hafifledikten sonra belirgin şekilde azalıyor mu?

• Bedensel rahatsızlık giderildiğinde ya da uygun tedavi sonrası davranış belirgin olarak azalıyor mu?


 

Bazen bedenin cevabı, davranışın zamanlamasında saklıdır.


Bu Yazının Belki En Önemli Cümlesi

Bazen çocuk sorun çıkarmıyordur.

Bedenindeki sorunu davranışıyla görünür hale getiriyordur.

 

⬛ DEV MÜHÜR

Beden konuşamadığında, davranış konuşur.

Bazen yüksek arousal

yalnız dışarıdaki olaylarla yükselmez.

Bedenin içeriden gönderdiği sinyaller de

alarm düzeyinin artmasına katkıda bulunabilir.


Çünkü bazen çocuk bize derdini anlatamaz.

Ama bedeni çoktan anlatmaya başlamıştır.

Biz davranışı duyarız.

Beden ise çok daha önce konuşmuştur.



 

 

 

 

Yorumlar


Bu Alan Şu An Ne İçin Var?
 

Buradaki yazılar bir danışmanlık çağrısı değildir.
Şu an bu alan, düşünmek, durmak ve dili netleştirmek için var.

İleride bu bakış açısıyla daha yakından çalışılabilecek yollar açıldığında,
bunu burada açıkça paylaşacağım.
 

© 2035 by Train of Thoughts. Powered and secured by Wix

bottom of page