8-Neden İlaçlar Bazen Çalışmıyor Gibi Görünüyor?
- 17 Tem
- 5 dakikada okunur
İlaç aynı olabilir. Ama sinir sistemi artık aynı değildir.
Özel Seri— Eşik
Yazı 8
Bazı aileler bunu çok iyi bilir.
Bir ilaç başlanır.
Evde yeniden umut başlar.
Çocuk biraz daha toparlanır.
Biraz daha erişilebilir olur.
Biraz daha sakin görünür.
Sonra bir dönem gelir.
Aynı ilaç,
sanki eskisi kadar çalışmıyordur.
Hareket artar.
Uyku bozulur.
Dürtüsellik yükselir.
Vurma geri gelir.
Ve çoğu zaman bütün gözler ilaca döner.
Oysa bazen değişen ilaç değildir.
İlacın içinde çalıştığı sinir sistemidir.
Çünkü ilaç boşlukta çalışmaz;
canlı bir sinir sisteminin içinde çalışır.
İlacın etkisi, beynin o sırada
içinde bulunduğu biyolojik durumdan
bağımsız değildir.
O sinir sistemi;
• uykusuzsa,
• alarmdaysa,
• ağrı taşıyorsa,
• uzun süredir yüksek biyolojik yük altındaysa,
• enerji olarak tükenmişse,
ilaçtan beklenen yanıt da değişebilir.
Çünkü bazen ilaç aynı kalır.
Ama üzerinde çalıştığı biyolojik zemin değişir.
Bu nedenle aynı ilaç, farklı dönemlerde farklı yanıtlar verebilir.
Yüksek arousal durumunda beyin farklı önceliklerle çalışabilir.
Alarmdaki beyin için ilk görev öğrenmek değildir.
İlk görev güvende kalmaktır.
Bu yüzden çocuk yüksek arousal içindeyken;
dikkati azalabilir,
yönerge takibi bozulabilir,
bekleme süresi kısalabilir,
öfke eşiği düşebilir,
beden daha hızlı tepki verebilir.
Çünkü dikkat ve öğrenmeyi destekleyen sistemler belirli bir uyarılma düzeyinde en verimli çalışırken, alarm düzeyi gereğinden fazla yükseldiğinde aynı sistemler performansı desteklemek yerine güvenliği önceliklendirmeye başlayabilir.
Ve bazen dışarıdan şu görünür:
“İlaç çalışmıyor.”
Alarm sistemi öncelik kazandığında,
beynin ilacın desteklemeye çalıştığı işlevler ikinci plana düşebilir.
Bazen değişen ilaç değildir.
Değişen sinir sistemidir.
Bu nedenle bazen yeniden değerlendirilmesi gereken yalnız ilaç değil,
çocuğun o günkü klinik durumu ve sinir sisteminin taşıdığı toplam yük olabilir.
Beyin ilaca rağmen hâlâ alarmda olabilir.
Öğrenme de bundan etkilenir.
Çocuk aynı çocuktur.
Öğretmen aynı öğretmendir.
Yöntem aynı yöntemdir.
Ama çocuk artık aynı şekilde öğrenemez.
Çünkü yüksek arousal’da beyin,
ince dikkat isteyen işleri daha zor taşır.
Beklemeyi daha zor taşır.
Sırayı daha zor taşır.
Geçişleri daha zor taşır.
Hayır cevabını daha zor taşır.
Çünkü öğrenmeye açık kapasite daraldığında,
eğitim bozulmuş gibi görünür.
Bu yüzden bazen eğitim bozulmaz.
Önce sinir sisteminin
çalışma biçimi değişir.
Eğitim sonra bozulmuş gibi görünür.
Bazen yöntem değil, zamanlama ağır gelir.
Aynı çalışma,
bir gün iyi gider.
Başka bir gün kriz çıkarır.
Aynı görev,
bir gün yapılır.
Başka bir gün reddedilir.
Aynı ortam,
bir gün tolere edilir.
Başka bir gün taşıyamaz hale gelir.
Bu her zaman isteksizlik değildir.
Bazen çocuk aynı maliyeti artık ödeyemiyordur.
Bazen çocuk hareketlenir.
İlk soru çoğu zaman şudur:
"Hangi ilacı değiştirelim?"
Doz artırılır.
Ama bazen...
Her yeni kutuyla birlikte,
aile yeniden umutlanır.
Sonra yeniden bekler.
Sonra yeniden hayal kırıklığı yaşar.
Başka ilaç başlanır.
O da olmaz.
Sonra bir başkası...
Ve bazen aylar boyunca tek konuşulan şey ilaç olur.
İlacın dozu konuşulur.
İlacın saati konuşulur.
İlacın yan etkisi konuşulur.
Ama bazen sinir sistemini alarma sokan neden hiç konuşulmaz.
Oysa aynı anda çok daha önemli bir soru sessizce ortada durur:
Sinir sistemi neden bu kadar alarmda?
Çünkü bazen doğru tanımlanan problem, doğru tedaviden daha önce gelir.
Her hareketlilik aynı nedenle ortaya çıkmaz.
Bazı çocuklarda hareketlilik dikkat eksikliği ve hiperaktivite ile ilişkiliyken,
bazılarında yüksek arousal, duyusal yük, ağrı veya başka biyolojik yüklerin
dışa yansıması olabilir.
Bu ayrım doğru yapılmadığında,
davranışı azaltmaya yönelik müdahaleler
alttaki nedeni her zaman değiştirmeyebilir.
Yüksek arousal yaşayan bir çocukta amaç
yalnız davranışı azaltmak değildir.
Amaç, sinir sisteminin yeniden düzenlenebileceği
biyolojik ve çevresel zemini birlikte güçlendirmektir.
İlaç bazen bu zemini destekleyebilir.
Ama ilaç biyolojik ve çevresel düzenlemelerin yerini
tek başına alamaz.
Çünkü bazen yalnız ilacın dozunu değiştirmek değil;
sinir sistemine binen yükü azaltmak tedavinin en önemli parçası olabilir.
İlaçlar elbette önemli olabilir.
Bazen gerçekten gereklidir.
Bazen çocuğun ve ailenin
yeniden nefes almasını sağlayabilir.
Bazı çocuklarda belirgin fayda sağlayabilir.
Ama her ilaç, sinir sisteminde
belirli biyolojik mekanizmalar üzerinden çalışır.
Bu nedenle ilaç değişiklikleri, doz artırımları veya tedavinin yeniden düzenlenmesi aceleyle değil; çocuğun klinik durumu, biyolojik yükü ve önceki tedavi yanıtı birlikte değerlendirilerek planlanmalıdır.
Bazen bir ilacın etkisinin ortaya çıkması,
doz değişikliğine uyum sağlanması
ya da ilacın tamamen vücuttan çekilmesi zaman alabilir.
Bu süreç tamamlanmadan yapılan sık ve ardışık değişiklikler, hem tedaviyi yorumlamayı güçleştirebilir hem de hangi değişikliğin gerçekten fayda sağladığını anlamayı zorlaştırabilir.
Bu nedenle tedavinin başarısı yalnız hangi ilacın kullanıldığıyla değil; ilacın doğru zamanda, doğru dozda ve doğru klinik zeminde değerlendirilmesiyle de yakından ilişkilidir.
Ama yüksek arousal yaşayan bir çocukta tek soru hiçbir zaman;
"Hangi ilacı kullanalım?"
olmamalıdır.
Çünkü bazen ilaç,
yangın alarmının sesini azaltmaya çalışırken;
alarmı sürekli çalıştıran neden hâlâ devam ediyordur.
İlaç bazen alarmın sesini azaltabilir.
Ama alarmı sürekli çalıştıran neden devam ediyorsa,
ses azalsa bile yangın bitmiş olmayabilir.
Bu yüzden ilaç bazen tedavinin önemli bir parçasıdır.
Ama tedavinin tamamı değildir.
Uyku...
Ağrı...
Beslenme...
Bağırsak sağlığı...
Demir durumu...
Duyusal yük...
Günlük yaşamın taşıdığı yük...
Toparlanma süresi...
Enfeksiyonlar...
Bunların her biri, ilacın etki gösterdiği biyolojik zeminin bir parçasıdır.
Bazen bunlardan yalnız biri bile,
sinir sisteminin dengesini yeniden değiştirebilir.
Bu bütün birlikte değerlendirilmediğinde,
yalnız ilaca odaklanmak büyük resmin gözden kaçmasına neden olabilir.
İlaç bazen davranışı değiştirebilir.
Ama sinir sisteminin neden bu kadar zorlandığını
tek başına açıklayamaz.
Ve bazen yorucu bir döngü başlar.
İlaç değişir.
Doz artırılır.
Beklenti büyür.
Ama sinir sistemini zorlayan yük aynı kalır.
O zaman beklenen etki de sınırlı kalabilir.
Çünkü bazı çocuklarda mesele yalnız ilacın dozu değildir.
Mesele, sinir sisteminin içinde bulunduğu biyolojik durumdur.
Bu yüzden yalnız reçeteye değil;
uykuya, ağrıya, bağırsak düzenine, demir durumuna, enfeksiyonlara, duyusal yüke ve çocuğun son günlerde taşıdığı toplam strese de bakmak gerekir.
Bazen sinir sistemini zorlayan yük azalmadan,
yalnız ilacın dozunu değiştirmek
beklenen iyileşmeyi sağlamayabilir.
Örneğin bazı çocuklarda demir eksikliği, uyku bozukluğu, kabızlık, kronik ağrı veya enfeksiyon gibi biyolojik yükler sinir sisteminin alarm düzeyini artırabilir.
Bu nedenle davranış değiştiğinde yalnız ilacı değil,
çocuğun genel biyolojik durumunu da yeniden değerlendirmek önemlidir.
Bazen gözümüz sadece reçeteye takılır.
Oysa sinir sistemi bize
çok daha geniş bir hikâye anlatıyordur.
Hikâyenin yalnız bir sayfasını okumak,
bütünü kaçırmamıza neden olabilir.
Ve bazen en önemli sayfa,
hiç reçetede yazmıyordur.
Sonra yeni ilaç.
Sonra yeni umut.
Sonra yeniden hayal kırıklığı.
Ve bazen doğru ilacı ararken,
sinir sisteminin bize anlatmaya çalıştığı hikâye kaçırılır.
Belki de cevap yalnız
daha güçlü bir ilaçta değil;
sinir sistemini daha az zorlayan
bir yaşam düzeninde de saklı olabilir.
Belki de önce şu sorular sorulmalıdır.
Uyku nasıl?
Son günlerde eşikler düştü mü?
Hareket ihtiyacı arttı mı?
Ağrı olabilir mi?
Kabızlık, gaz, reflü, diş, enfeksiyon gibi bir yük var mı?
Ortam değişti mi?
Beklentiler arttı mı?
Çocuk toparlanabiliyor mu?
Bazen cevap,
yalnız reçetede değil;
sinir sisteminin taşıdığı yükte saklıdır.
Yanlış Yorumlar
En sık yorum:
“İlaç işe yaramıyor.”
Oysa bazen ilaç değil,
zemin değişmiştir.
Başka yorum:
“Doz yetmiyor.”
Kimi zaman dozdan önce,
yükün neden arttığına bakmak gerekir.
Bir başka yorum:
“Eğitim olmuyor.”
Bazı durumlarda eğitim değil,
öğrenmeye açık sinir sistemi kaybolmuştur.
◉ Pusula
İlaç yanıtı değerlendirilirken yalnız davranışa değil,
uykuya,
bedene,
yük birikimine,
eşiklere
ve toparlanma kapasitesine de bakmak gerekir.
Çünkü ilaç davranışa değil,
canlı bir sinir sistemine etki eder.
Mini Gözlem Rehberi
Şunu sorun:
İlaç eskisi gibi görünmüyor.
Peki aynı dönemde ne değişti?
• Uyku bozuldu mu?
• Hareket ihtiyacı arttı mı?
• Kriz öncesi işaretler çoğaldı mı?
• İştah, bağırsak, ağrı veya hastalık belirtisi var mı?
• Eğitim süresi veya beklenti arttı mı?
• Çocuk daha çabuk yoruluyor mu?
• Toparlanması daha uzun mu sürüyor?
Bazen ilacın cevabı, ilacın kendisinden önce çocuğun bütün gününde saklıdır.
⬛ DEV MÜHÜR
İlaç bazen alarmın sesini azaltabilir.
Ama alarmın neden susturulamadığını tek başına açıklayamaz.
Çünkü bazı çocuklarda asıl tedavi sorusu;
"Hangi ilacı verelim?"
değil,
"Bu sinir sistemi neden artık aynı yükü taşımakta zorlanıyor?"
sorusudur.
Bazen tedavinin en önemli parçası, yalnız doğru ilacı bulmak değildir.
Sinir sisteminin neden bu kadar yük taşıdığını anlayabilmektir.
Çünkü bazen reçete tedavinin yalnızca bir parçasıdır.
Asıl soru, bu sinir sisteminin neden artık bu kadar yük taşıdığıdır.



Yorumlar