top of page

24-Reflü Çocukta Nasıl Görünür?

  • 2 Nis
  • 13 dakikada okunur

Yemek sonrası huzursuzluk, temas kaçınma

ve gece bozulmaları bazen reflüyle ilişkili olabilir.


Seri 2 — Davranışın Arkasındaki Sistem

Modül 5 — Sağlık, Ağrı ve Bedensel Yük

Yazı 24


Bazen çocuk sofrada birden değişir.

Daha huzursuz olur.

Daha az oturur.

Yemek yerken gerilir.

Yemekten sonra hareketlenir.

Kucağa daha az gelir.

Sırtını gerer.

Oyundan çekilir.

Gece daha zor uyur.

Daha sık uyanır.

Sabah daha yorgun kalkar.


Ve bazen bütün bunlar, dışarıdan yalnız

“zorlaştı” gibi görünür.


Bazı çocuklarda buna bir de

koku toleransında azalma eşlik edebilir.

Yemek kokularından kaçınma,

mutfakta daha çabuk huzursuz olma,

yoğun kokularla birlikte gerilme ya da

yüz ifadesinde belirgin değişim görülmesi

bazen bu tabloya eklenir.


Çünkü bazı bedenler yalnız yemeği değil,

yemekle birlikte gelen kokuyu da taşımakta zorlanır.


Çoğu zaman ilk yorum şudur:

“Yemek seçiyor.”

“Sofrada problem çıkarıyor.”

“Yine huysuzlaştı.”


Ama bazen daha doğru soru şudur:

Mide yukarı doğru rahatsızlık mı veriyor?

Çünkü bazen asıl sorun sofradaki tutum değil,

yemekten sonra bedenin yaşadığı şeydir.


Bu rahatsızlık bazı çocuklarda yalnız mideyle sınırlı kalmaz.

Boğaz hattını, ağız içi duyumu, yeme toleransını,

kokuya açıklığı ve sinir sisteminin

genel taşıma kapasitesini de etkileyebilir.


Çünkü reflü, bazı çocuklarda açıkça kusma ile görünür.

Ama bazı çocuklarda çok daha sessizdir.


Ve bazen çocuk bize

“mide yanıyor” diyemez.


Onun yerine bunu

• huzursuzlukla

• yeme reddiyle

• başını geriye atmayla

• yemek sonrası kaçınmayla

• temas toleransında azalmayla

• uykuda bölünmeyle

• yemek kokularından kaçınmayla

• yoğun kokularda daha hızlı huzursuz olmakla

• bazı kokularla birlikte yüzünü buruşturmakla ya da

ortamdan uzaklaşmak istemekle söyler.


Bu yüzden bu yazının temel cümlesi şu olabilir:


Reflü bazen mide şikâyeti gibi görünmez. Bazen yalnız davranış değişimi gibi görünür.

Ve tam da bu yüzden, en kolay kaçan

bedensel zorlanmalardan biri olabilir.


Bazı çocuklarda buna kokuya tahammülde azalma da eşlik eder.

Çünkü beden rahatsızken sinir sisteminin taşıma eşiği de düşer.


Bu yazının ana sorusu şudur:

Reflü çocukta neden davranış değişimi gibi görünebilir?


Daha açık sorarsak:

Yemek sonrası huzursuzluk,

sofrada zorlanma,

temastan kaçınma,

açıklanamayan irritasyon ve

gece bozulmaları bazen reflüyle ilişkili olabilir mi?


Cevap:

Evet, bazı çocuklarda olabilir.

Çünkü reflü yalnız sindirim sorunu değildir.


Bazı çocuklarda bu durum aynı zamanda:

• ağrı

• yanma

• boğaz rahatsızlığı

• beden içi tehdit hissi

• regülasyon bozulması

olarak yaşanır.


Yani bazı günler davranış değişmiyordur.

Bedensel rahatlık değişiyordur.

Ve bu rahatlık bozulduğunda sorun yalnız mide bölgesinde kalmaz.


Mide, yemek borusu, boğaz

ve beyin arasında sürekli bir iletişim vardır.


Reflüyle artan yanma,

basınç, tahriş ve iç huzursuzluk;

bazı çocuklarda sinir sistemine açık bir

“rahat değilim” sinyali gönderir.


Bu yüzden çocuk yalnız mide rahatsızlığı yaşamaz.

Daha çabuk taşabilir.

Temas toleransı düşebilir.

Sofrada daha zorlanabilir.

Oyundan çekilebilir.

Gece daha kolay bölünebilir.


Yani bazen reflü yalnız mideyi değil, çocuğun tüm regülasyon alanını etkiler.

Bedensel mekanizma Reflüde bedende ne olur?

Normalde mide içeriği aşağı doğru ilerler.

Mide ile yemek borusu arasındaki kapak sistemi,

içeriğin yukarı kaçmasını sınırlamaya yardımcı olur.


Ama reflü olduğunda mide içeriği yukarı doğru kaçabilir.

Bu durum özellikle yemek sonrasında ya da

yatınca daha belirgin hale gelebilir.


Bu ne yaratır?

• göğüs ya da boğazda yanma

• ekşi tat

• mide bölgesinde rahatsızlık

• yutma sırasında zorlanma hissi

• yatınca artan huzursuzluk

• yemekle rahatsızlık arasında öğrenilmiş bir bağ

• boğazda tahriş hissi

• sık yutkunma

• boğaz temizleme

• ağız içinde ekşi ya da rahatsız edici bir tat

• bazı kokulara karşı toleransta azalma


Bazı çocuklarda bu daha sessiz bir hatta ilerleyebilir.

Belirgin kusma olmayabilir.

Ama boğaz temizleme,

sık yutkunma,

ağız içi rahatsızlık,

yatınca artan huzursuzluk ve

yemek kokularına tahammülde azalma gibi

işaretler görülebilir.


Çocuk bunu yetişkin gibi şöyle yaşamaz:

“Sanırım özofageal reflü hissediyorum.”


Daha çok şöyle yaşar:

• “bir şey rahatsız ediyor”

• “yemekten sonra kötü hissediyorum”

• “kucağa gelmek istemiyorum”

• “yatınca rahatsız oluyorum”

• “yeniden yemek istemiyorum”


Ama bunu kelimeyle söyleyemediğinde ne olur?

Davranış değişir.


Çünkü çocuk her zaman şikâyeti tarif edemez.

Bedenin eşiği değişir.

Daha az tolere eder.

Daha çabuk kaçar.

Daha çabuk gerilir.

Daha çabuk kapanır.


Yani reflü şunlara dönüşebilir:

• sofradan kaçma

• küçük lokmada bile gerilme

• yeme sonrası ağlama ya da irritasyon

• uykuya geçişte zorlanma

• gece sık uyanma

• kucağa alınmak istememe

• sırtını germe

• başını arkaya atma

• açıklanamayan huzursuzluk

• oyundan çekilme

• dikkat düşüşü

• temas toleransında azalma

• yemek kokularından kaçınma

• mutfakta daha hızlı huzursuz olma

• yoğun kokularla birlikte yüz ifadesinde değişim

• kokuyla birlikte öğürme, geri çekilme ya da

ortamdan uzaklaşma isteği


Reflü burada yalnız mide sorunu değildir. Bazı çocuklarda beden bunu bir tehdit gibi yaşar.

Beden neden bunu açık söyleyemez?

Burada yine çok kritik bir katman devreye girer:

beden sinyali okumak.


Kelly Mahler’in interosepsiyon çerçevesi bize şunu söyler:

Çocuk beden içi sinyalleri her zaman

erken, net ve ayırt edilebilir biçimde fark etmez.


Özellikle şu sinyaller birbirine karışabilir:

• açlık

• mide rahatsızlığı

• doluluk

• yanma

• boğaz tahrişi

• kusma öncesi his

• karın gerginliği

• kaygı benzeri iç sıkışma

• kokuya bağlı rahatsızlık ile

mide rahatsızlığının birbirine karışması


Otizm tanılı çocuklarda

ya da beden farkındalığı düşük çocuklarda

sorun çoğu zaman şudur:

Sinyal vardır.

Ama anlamı netleşmez.


Çocuk bir şeylerin rahatsız ettiğini hisseder.

Ama ne olduğunu bilemez.

Bu belirsizlik bazen davranışa dönüşür.


Bazı çocuklarda beden şunu net ayıramaz:

“Rahatsız eden şey koku mu?”

“Midem mi?”

“Boğazım mı?”

“İçimde yükselen bir kötü his mi?”


Yine de beden alarm verebilir.

Antonio Damasio’nun çerçevesiyle söylersek:

Beden önce hisseder, beyin sonra anlam verir.


Ama bu “anlam verme” aşaması zayıfsa,

çocuk “reflü” demez.

Bunun yerine:

• yemekten kaçar

• sofrada öfkelenir

• kucağa gelmek istemez

• gece bölünür

• daha çabuk taşar

• daha sessizleşir


Yani bazı reflü tabloları, mide yerine

davranış üzerinden görünür olur.


Bazen buna koku hattı da eklenir.

Çünkü beden rahatsızken,

çevreden gelen uyaranlar da

daha ağır yaşanır.


Bazen sorun kokunun kendisi değildir.

Bedeni zaten zorlandığı için kokulara tahammülü azalır.


Tolerans penceresi

Reflü neden çocuğu daha çabuk taşır?

Her sinir sisteminin rahat çalışabildiği bir

tolerans penceresi vardır.


Bu pencere içinde çocuk:

• çevreyi işleyebilir

• bedeniyle bağlantıda kalabilir

• oyuna girebilir

• sofrayı tolere edebilir

• ilişkiye açık olabilir


Ama ağrı, yanma,

mide rahatsızlığı,

uyku bozulması

ve yeme sonrası bedensel huzursuzluk arttığında

bu pencere daralabilir.


Çünkü ağrı yalnız bir his değildir.

Sinir sisteminin taşıma kapasitesini de düşürür.


Bu nedenle çocuk aynı çocuk olsa da,

eşiği aynı kalmaz.


Normalde tolere ettiği

ses, temas, sofra, koku, geçiş

ya da ilişki çağrısı;

bedensel rahatsızlığın arttığı günlerde

çok daha zorlayıcı hale gelebilir.


Pencere daraldığında bazı çocuklarda taşma görülür:

• öfke

• huzursuzluk

• aşırı hareket

• sofrada itiraz

• geçişlerde sertleşme


Bazılarında ise kapanma görülür:

• yemeği reddetme

• oyundan çekilme

• temastan kaçınma

• sessizleşme

• dikkat düşüşü

• daha az karşılık verme


Bu yüzden bazı çocuklar “yemek seçen” gibi görünür.

Ama bazen seçicilik değil, bedenin kendini koruma çabası vardır.


Reflü ve yeme arasında öğrenilmiş kaçınma ilişkisi

Bu yazının en önemli klinik noktalarından biri şudur:

Çocuk yemek yemeyi reddettiğinde,

her zaman tat seçiyor olmayabilir.


Bazen çocuk şunu öğrenmiştir:

Yemek = rahatsızlık


Yani yemek sonrası yanma, boğaz tahrişi, mide basıncı,

ekşi tat ya da genel bedensel rahatsızlık tekrar tekrar yaşandığında

çocuk zamanla şu örüntüyü geliştirebilir:

• sofradan kaçma

• lokmayı küçültme

• yavaş yeme

• hiç başlamamak

• belirli kıvamları reddetme

• yeme sırasında huzursuzlanma


Dışarıdan bakınca bu “inat”

ya da “seçicilik” gibi görünür.


Ama bazen kökte olan şey şudur:

Beden, rahatsızlıkla ilişkilendirdiği deneyimden kaçıyordur.

Bazen çocuk yalnız lokmadan değil,

o lokmayla birlikte gelen kokudan da kaçınır.


Çünkü beden bazı kokuları, ardından gelecek rahatsızlığın

habercisi gibi öğrenmiş olabilir.


Bu yüzden bazı çocuklar mutfakta daha huzursuz olur,

bazıları yemek hazırlanırken uzaklaşır,

bazıları ise daha yemek başlamadan gerilmeye başlar.


Bu yüzden bazen çocuk yemeği reddetmez.

Yemekle birlikte gelen hissi reddeder.


Bu yüzden özellikle yeme sonrası huzursuzluk,

beslenme sırasında gerilim,

belirli beden pozisyonlarında artan tepki

ve yemek kokularına tahammülde azalma varsa

reflü hattı düşünülmelidir.


Bilimsel arka plan

Bağırsak–beyin ekseni ve visseral rahatsızlık alanında

Emeran Mayer, John Cryan ve Ted Dinan’ın çalışmaları;

sindirim sistemindeki değişimlerin yalnız karın bölgesinde kalmayıp

sinir sistemi regülasyonunu etkileyebileceğini güçlü biçimde destekler.


Bruce Perry’nin nörogelişimsel modeli davranışı,

çoğu zaman bedensel alarmın dışa vurumu olarak okur.

Stephen Porges’in polyvagal yaklaşımı ise

beden güvenli hissetmediğinde sosyal açıklığın ve

regülasyonun bozulabileceğini vurgular.


Bu çerçeve, reflü gibi iç bedensel rahatsızlıkların

neden yalnız sindirim yakınması olarak kalmadığını

anlamaya yardım eder.


Çünkü beden güvenli hissetmediğinde

çocuk yalnız mide rahatsızlığı yaşamaz;

ilişkiye açıklığı, temas toleransı,

sofra dayanıklılığı ve uyku kalitesi de etkilenebilir.


Mona Delahooke ve Stuart Shanker çizgisi

davranışı istemli bir problemden çok,

alttaki nörofizyolojik durumun

bir sonucu olarak ele alır.


Kelly Mahler’in interosepsiyon çalışmaları,

özellikle ağrı ve iç beden sinyallerinin geç fark edilmesinin

davranışsal çıktılar yaratabileceğini görünür kılar.


Yani reflü yalnız gastroenterolojik bir başlık değildir.

Aynı zamanda

• regülasyon

• dikkat

• sofra toleransı

• uyku

• ilişki

• duyusal eşik

• bazı çocuklarda koku toleransı

• davranış başlığıdır.


Günlük hayatta nasıl görünür?

Reflü her çocukta aynı görünmez.

Bazı çocuklar belirgin kusma yaşar.

Bazılarında ise tablo çok daha sessizdir.


Şunlar görülebilir:

• yemekten sonra belirgin huzursuzluk

• küçük miktarda yedikten sonra geri çekilme

• sırtını germe

• başını geriye atma

• boğaz temizleme

• sık yutkunma

• ağızda ekşime hissi nedeniyle mimik değişikliği

• yatınca artan huzursuzluk

• gece uyanmaları

• sabah yorgun kalkma

• kucakta tutulmak istememe

• karın ya da göğüs bölgesine dokunulmasından rahatsız olma

• sofra süresinin kısalması

• oyunun yemekten sonra bozulması

• temas toleransında azalma

• yeme sonrası öfke ya da ağlama

• dikkat dağılması

• geçişlerde sertleşme

• akşam saatlerinde belirgin zorlaşma

• yemek kokularından kaçınma

• mutfakta belirgin huzursuzluk

• yoğun kokularla birlikte yüz buruşturma

• kokulu ortamlarda geri çekilme ya da kaçınma

• öğürmeye yakın mimikler ya da rahatsızlık ifadesi


Bazı çocuklar yemekten sonra

“zorlaşır.”

Ama bazen sorun yemek davranışı değil,

yemek sonrası bedensel rahatsızlıktır.


Ebeveyn bunu en çok sofrada,

yemekten hemen sonra,

gece uykusunda,

sabah yorgunluğunda

ve bazen de mutfak kokularına verilen tepkide

fark edebilir.


Öğretmen ya da terapist ise özellikle öğün sonrası

dikkat düşüşü, huzursuzluk,

oturamama, temastan kaçınma

ya da kokulu ortamlarda daha hızlı geri çekilme

gibi işaretleri görebilir.


En sık yanlış yorumlar

Reflü en çok şu şekilde yanlış okunur:

“Yemek seçiyor.”


Ama bazen yemekle ilişkilenen

rahatsızlıktan kaçıyordur.


“Kucağa gelmeyi sevmiyor.”

Ama bazen yatay ya da sıkışık pozisyonlar

mideyi rahatsız ediyordur.


“Gece huysuz.”

Ama bazen yatınca reflü artıyordur.


“Sofrada problemli.”

Ama bazen sofra, onun için

rahatsızlık alanına dönüşmüştür.


“Anlamsız huzursuz.”

Ama bazen bedende oldukça anlamlı bir yanma ve

rahatsızlık vardır.


“Kokuya takıyor.”

Ama bazen sorun kokunun kendisi değildir.

Beden zaten rahatsız olduğu için, koku daha zor taşınıyordur.


“Davranış bozuldu.”

Ama bazen davranış değil,

mide–yemek borusu hattı bozulmuştur.


Yani bazen sorun davranış değildir.

Sorun,

bedenin sessiz kaldığı yerdedir.


Bu yüzden bu modülde tekrar tekrar dönmemiz gereken soru şudur:


Davranış sandığımız şey aslında bir sağlık sorunu olabilir mi?

Ağrının sessiz görünümü

Reflüde neden özellikle kaçırılır?

Reflü bazen çok görünür bir hastalık gibi durmaz.

Çünkü çocuk şu klasik belirtileri vermeyebilir:

• açık kusma

• belirgin ağlama

• net “yanıyor” ifadesi

• büyük kriz


Onun yerine sessiz belirtiler olabilir:

• daha az temas

• daha az yeme

• daha az oyun

• daha az sabır

• daha zor uyku

• açıklanamayan irritasyon

• yeme sonrası kısa süreli bozulma

• belirli pozisyonlarda huzursuzluk

• sessiz çekilme

• daha az konuşma


İşte bu yüzden reflü, davranış sanılan sağlık durumlarının

en kolay kaçan örneklerinden biridir.


Ve burada yanlış sakinlik okuması da önemlidir.

Bazı çocuklar yemekten sonra patlamaz.

Sadece kısılır.


Bu her zaman iyiye gidiş değildir.

Bazen sessiz zorlanmadır.


Ve bazen sessiz reflü gerçekten sessizdir.

Kusma yoktur.

Büyük kriz yoktur.

Çocuk açıkça şikâyet de etmez.

Ama daha az yer.

Daha az yaklaşır.

Daha az tolere eder.

Daha az açık kalır.


Yani tablo gürültülü olmadığı için hafif sanılabilir.


Oysa bazı çocuklarda asıl kaçan şey, rahatsızlığın sessizliğidir.


Erken uyarı işaretleri

Reflü hattında dikkat edilebilecek erken işaretler şunlardır:

• yemekten hemen sonra huzursuzluk

• beslenme sırasında yüz ifadesinde değişim

• sık yutkunma

• boğaz temizleme

• başı geriye atma

• sırtı germe

• yeme sonrası kucaktan kaçınma

• yatınca artan rahatsızlık

• gece uykusunun bölünmesi

• sofra toleransında azalma

• temas toleransında düşüş

• yemekten sonra oyunun bozulması

• açıklanamayan irritasyon

• bazı yiyeceklerden sonra daha belirgin tepki

• daha az konuşma ya da daha sessizleşme

• yemek kokularına tahammülde azalma

• mutfakta daha hızlı gerilme

• yoğun kokularla birlikte geri çekilme

• kokuyla birlikte yüz ifadesinde belirgin rahatsızlık


Erken sinyal çoğu zaman kelime değildir.

Bedenin küçük itirazlarıdır.


Geç sinyal ise çoğu zaman davranıştır.

Mini gözlem rehberi

Şunlara bakılabilir:

Yemek sonrası davranış belirgin değişiyor mu?

Çocuk özellikle yedikten sonra daha mı huzursuz oluyor?

Kucağa almak, yatırmak ya da eğmek rahatsızlığı artırıyor mu?

Gece uykusu özellikle belirli akşamlarda bozuluyor mu?

Belirli yiyeceklerden sonra daha fazla gerilim oluyor mu?

Çocuk yemek sırasında ya da sonrasında boğaz temizliyor,

sık yutkunuyor ya da yüzünü buruşturuyor mu?

Sofra toleransı düşük günlerde uyku ve mide belirtileri de değişiyor mu?

Temas toleransı düştüğünde, bunun yemekten sonra belirginleştiği oluyor mu?

Sessizleşme, oyundan çekilme ya da dikkat dağılması

özellikle beslenme sonrası artıyor mu?

Yemek kokularına tolerans son dönemde azaldı mı?


Özellikle yemek hazırlanırken, mutfak kokularında

ya da yoğun kokulu ortamlarda huzursuzluk artıyor mu?

Koku hassasiyeti, yemek sonrası huzursuzluk

ve gece bozulmaları aynı dönemlerde mi artıyor?


Amaç teşhis koymak değildir.

Davranışın altındaki bedensel örüntüyü fark etmektir.


Ve yalnız şu soruyu sormaktır:

Davranıştan önce beden bir şey söylüyor olabilir mi?


Toparlanma süresi neden önemli?

Bazı çocuklar yemekten sonra kısa süreli bozulur ve sonra açılır.

Bazılarında ise küçük bir reflü atağı tüm akşamı etkileyebilir.


Bu yüzden yalnız şunu sormak yetmez:

Rahatsızlık oldu mu?


Şunu da sormak gerekir:

Çocuk ne kadar sürede yeniden erişilebilir hale geliyor?


Uzun süren:

• huzursuzluk

• temas kaçınma

• oyundan çekilme

• uyku bozulması

• dikkat düşüşü

gibi tablolar, bedensel yükün sinir sistemini

daha uzun süre etkilediğini düşündürebilir.

Bazen asıl veri yalnız kriz anı değil, geri dönüş süresidir.


Çocuğun kendi regülasyon stratejileri

Bazı çocuklar reflü ya da mide rahatsızlığı sırasında

kendi kendilerine düzenleme yolları geliştirir.

Örneğin:

• pozisyon değiştirme

• ayakta kalma isteği

• çok hareket etme

• kucağa gelmeme

• belirli besinlerden kaçınma

• yalnız kalma isteği

• baskıdan kaçınma

• başını geriye atma

• sırtını germe


Bunlar bazen “zorlayıcı davranış” gibi görünür.

Ama bazen kökte olan şey şudur:

bedenini biraz daha rahat ettirme çabası.


Bazen çocuk kokulu ortamdan uzaklaşarak da

kendini korumaya çalışır.

Bu, her zaman “abartılı tepki” değildir.

Bazen bedenin yükünü azaltma girişimidir.


Bu yüzden yine şu soru önemlidir:

Bu davranış çocuğun bedenini biraz daha sakin tutmasına

yardım ediyor olabilir mi?


Destek dili nasıl kurulmalı?

Burada da çizgiyi korumak çok önemli.

Bu yazının amacı ayrıntılı tedavi protokolü vermek değil;

farkındalık üretmektir.


Burada en doğru çerçeve şudur:

Beden farkındalığı desteklenebilir.


Yeme düzeni, uyku, sindirim sağlığı, duyusal yük ve

bazı biyolojik etkenler birlikte değerlendirilmelidir.


Ancak her çocukta nedenler farklı olduğu için

çözümler bireysel planlanmalıdır.


Bu yazının belki en önemli cümlesi:

Reflü bazı çocuklarda mide şikâyeti gibi değil;

yeme reddi, sofra huzursuzluğu, temas kaçınma,

uyku bozulması, sessiz çekilme ya da öfke gibi

davranışsal değişimlerle görünebilir.


Bazı çocuklarda buna koku toleransında azalma da eşlik edebilir.


Bu yazı neyi hatırlatıyor?

Davranış = sonuç

Sinir sistemi = süreç

Beden = veri


Ve bazen en doğru soru şudur:

Bu davranış neyi anlatıyor?


Erken fark etmenin önemi

Özellikle yemekten sonra

belirgin değişim,

yatınca artan huzursuzluk,

temastan kaçınma

ve gece bölünmesi varsa

davranışı yalnız tutum olarak değil,

bedensel rahatsızlık olasılığıyla birlikte

okumak gerekir.

Buna yemek kokularına tahammülde azalma,

mutfakta huzursuzluk

ya da kokulu ortamlarda geri çekilme de eşlik ediyorsa,

bedensel yük ihtimali daha da ciddiyetle düşünülmelidir.


Pusula

Bu yazı bize şunu gösterdi:

Bazı yeme, uyku, temas ve huzursuzluk problemlerinin altında reflü olabilir.

Ve bazen buna koku toleransında azalma da eşlik edebilir.

Çünkü reflü yalnız mideyi değil,

boğaz hattını,

iç bedensel rahatlığı

ve sinir sisteminin eşiklerini de etkileyebilir.


Ana mesaj

Reflü bazı çocuklarda mide şikâyeti gibi değil;

yeme reddi, sofra huzursuzluğu, temas kaçınma, uyku bozulması,

sessiz çekilme, öfke artışı ve bazen koku toleransında azalma gibi

davranışsal değişimlerle görünebilir.


Okur için çıkarım

Özellikle yemekten sonra belirgin değişim,

yatınca artan huzursuzluk, temastan kaçınma ve

gece bölünmesi varsa davranışı yalnız tutum olarak değil,

bedensel rahatsızlık olasılığıyla birlikte okumak gerekir.


Yemek kokularından kaçınma, mutfakta huzursuz olma, yoğun kokularda yüz ifadesinin değişmesi ya da geri çekilme de bu okumanın parçası olabilir.


Günlük hayatta fark edilebilecek işaretler

Yemek sonrası huzursuzluk,

sırtı germe,

başı geriye atma,

sık yutkunma,

boğaz temizleme,

sofra toleransında azalma,

kucağa gelmek istememe,

gece uyanmaları,

sabah yorgun kalkma,

yemekten sonra oyunun bozulması.

Bazı çocuklarda buna yemek kokularından kaçınma,

mutfakta huzursuz olma,

yoğun kokularda yüz ifadesinin değişmesi

ya da ortamdan uzaklaşma isteği de eşlik edebilir.



Mühür

Bazen sorun yemek değildir. Yemekten sonra bedenin ne yaşadığıdır.


Kapanış

Bazen çocuk yemek seçtiği için yemekten kaçmaz.

Bazen yemekle birlikte gelen rahatsızlıktan kaçıyordur.


Bazen çocuk kucağı sevmediği için uzaklaşmaz.

Bazen bedeni sıkıştığı için uzaklaşır.


Bazen gece zor bir çocuk olduğu için bölünmez.

Bazen yatınca bedeni daha fazla rahatsız olduğu için bölünür.


Bazen çocuk kokulara takıldığı için huzursuz görünmez.

Bazen boğazı, midesi ve bedeni zaten rahatsız olduğu için

kokulara tahammülü azalır.


Bazen sorun iştah değildir.

Bazen sorun, yemeğin ardından

bedenin güvenli kalamamasıdır.


Ve bazen en büyük hata şudur:

bedenin rahatsızlığını davranış zannetmek.


Çocuk bize her zaman “mide yanıyor” diyemez.

Ama bunu:

• huzursuzlukla

• yemekten kaçınmayla

• temastan uzaklaşmayla

• gece bozulmasıyla

• sessiz zorlanmayla

• bazen de kokulara düşen tahammülle söyler.


Bu yüzden bazen çözüm

davranışı düzeltmekten önce gelir:

bedeni dinlemek.


Çünkü davranış bazen çocuğun karakteri değildir.

Bazen bedenin geç gelen cümlesidir.


Ve bazen o cümle yalnız hareketle, huzursuzlukla ya da kaçınmayla değil;

kokulara düşen tahammülle, sofrada daralan pencereyle

ve yemekten sonra kaybolan açıklıkla da yazılır.


Ve bazen çocuk sorun çıkarmıyordur.

Beden yardım istiyordur.


Bazen o yardım çağrısı mideyle başlar, ama bütün çocuğa yayılır.

Bir Sonraki Yazıya Geçiş

Bir sonraki yazıda bu modül daha da somutlaşacak:

Kulak ve diş ağrısı çocukta nasıl görünür?


Çünkü bazı çocuklar ağrıyı açıkça söylemez;

ama beden bunu davranış üzerinden anlatır.



 → Sonraki yazı: 25- Kulak ve Diş Ağrısı Çocukta Nasıl Görünür?





Faydalanılan Kaynaklar & Okuma Notları

Bu yazının kuramsal zemini; nörogelişimsel regülasyon, polyvagal güvenlik–tehdit dinamikleri, interosepsiyon, beden–duygu–anlam ilişkisi, bağırsak–beyin ekseni, stres biyolojisi ve duyusal işlemleme farklarını bir araya getiren bir okuma çizgisine dayanır.

Bu metin bir akademik derleme değildir.

Ama çocuğu davranış üzerinden değil, beden–sinir sistemi–sağlık bütünlüğü içinde okumaya çalışan disiplinler arası bir çerçeve sunar.

Bu kaynaklar reflüyü yalnız mide içeriğinin yukarı kaçması olarak değil; yeme toleransı, temas, uyku, dikkat, regülasyon, sessiz bedensel zorlanma ve bazı durumlarda duyusal eşik düşüşüyle birlikte düşünmeye yardımcı olur.

1. Sinir sistemi – regülasyon – bedensel alarm

Bruce Perry — nörogelişimsel regülasyon modeli — davranışı bedensel alarmın dışa vurumu olarak okumaya yardım eden yaklaşım — bu yazıdaki “davranış değil, bedensel rahatlık değişiyor” hattıyla ilişkilidir.

Stephen Porges — polyvagal çerçeve — beden güvenli hissetmediğinde sosyal açıklığın ve regülasyonun bozulabileceğini açıklayan yaklaşım — reflüyle artan bedensel tehdit hissini ve temas toleransındaki düşüşü anlamada bu yazıyla ilişkilidir.

Mona Delahooke — davranışı nörofizyolojik durumun dışavurumu olarak okuyan yaklaşım — bu yazının genel bakışını doğrudan destekler.

Stuart Shanker — stres yükü ve öz-düzenleme perspektifi — davranışı istemli bir problem değil, yük taşıyan sistemin sonucu olarak okumayı destekleyen çerçeve — bu yazıyla güçlü biçimde ilişkilidir.

2. İnterosepsiyon – beden sinyali – anlam verme

Kelly Mahler — interosepsiyon çalışmaları — beden içi sinyallerin geç, zayıf ya da karışık fark edilmesinin davranışsal çıktılar yaratabileceğini görünür kılar — bu yazıdaki temel katmanlardan biridir.

Antonio Damasio — beden–duygu–anlam hattı — beden önce hisseder, beyin sonra anlam verir çerçevesiyle, çocuğun reflüyü kelimeye dökemeyip davranışla anlatmasını anlamada bu yazıyla ilişkilidir.

3. Bağırsak–beyin ekseni – sindirim sistemi ve sinir sistemi ilişkisi

Emeran Mayer — bağırsak–beyin ekseni — sindirim sistemindeki değişimlerin sinir sistemi regülasyonunu etkileyebileceğini anlamada güçlü biyolojik arka plan sunar.

John Cryan — bağırsak–beyin ekseni — sindirim sisteminden gelen sinyallerin duygusal ve nörolojik işleyişe etkisini düşünmede bu yazının teorik hattını destekler.

Ted Dinan — bağırsak–beyin ekseni — mide–bağırsak hattındaki rahatsızlıkların yalnız karın bölgesinde kalmayıp davranışa uzanabileceğini anlamada destekleyici çerçeve sunar.

4. Çocuk sağlığı – stres biyolojisi – gelişimsel bağlam

Brazelton — çocuk sağlığı ve gelişimsel pediatri — yeme, uyku ve bedensel ritim bozulmalarının çocuğun gündelik işlevselliğine etkisini düşünmede gelişimsel çerçeve sağlar.

Nadine Burke Harris — bedensel yük ve çocuk sağlığı — biyolojik yüklerin davranış ve işlevselliğe etkisini görünür kılar.

Robert Sapolsky — stres biyolojisi — bedensel yükün stres sistemi, uyku ve davranış üzerindeki etkilerini düşünmek için önemli arka plan sunar.

5. Duyusal işlemleme – ağrıyı geç okuma – davranışın yanlış yorumlanması

A. Jean Ayres — duyusal işlemleme — beden ve çevreden gelen verilerin taşınma maliyetini anlamada destekleyici zemin sağlar.

Lucy Jane Miller — duyusal yük ve filtreleme farkları — beden içi ve dış çevresel yükün dikkat, davranış ve duyusal tolerans üzerindeki etkilerini düşünmede bu yazıyla ilişkilidir.

Barry Prizant — iletişim ve davranış — çocuğun söyleyemediği bedensel zorlanmayı davranış üzerinden anlatabileceğini anlamada önemli bir iletişim çerçevesi sunar.

Bu yazının bilimsel omurgasını oluşturan temel fikir

Bu yazının dayandığı ortak bilimsel hat şudur:

Reflü bazı çocuklarda yalnız mide şikâyeti olarak görünmez.

Yeme sonrası huzursuzluk, temas kaçınma, uyku bölünmesi, sessiz çekilme, sofra toleransında düşme ve açıklanamayan irritasyon; bazen mide–yemek borusu hattındaki rahatsızlığın sinir sistemi üzerinden davranışa yansıyan yüzü olabilir.

Bazı çocuklarda buna koku toleransında azalma da eşlik edebilir.

Çünkü bedensel rahatsızlık arttığında, sinir sisteminin çevresel uyaranları taşıma eşiği de düşebilir.

Bu nedenle bazı davranış değişiklikleri:

karakter değişiminden çok, bedensel rahatlığın bozulması ve bunun yeterince erken fark edilip adlandırılamaması nedeniyle ortaya çıkabilir.

Yani bazen sorun davranış değildir.

Bazen beden güvenli değildir.

Bu yazının temel pusulası şudur:

Davranış = sonuç

Sinir sistemi = süreç

Beden = veri

Yorumlar


Bu Alan Şu An Ne İçin Var?
 

Buradaki yazılar bir danışmanlık çağrısı değildir.
Şu an bu alan, düşünmek, durmak ve dili netleştirmek için var.

İleride bu bakış açısıyla daha yakından çalışılabilecek yollar açıldığında,
bunu burada açıkça paylaşacağım.
 

© 2035 by Train of Thoughts. Powered and secured by Wix

bottom of page